Taner Timur – Türkiyede Çok Partili Hayata Geçiş

Bu araştırmayı, Türk Devrimi ve Sonrası başlıklı kitabımın devamı olarak 1970’lerde kaleme almaya başlamıştım. 12 Mart Rejimi’nin karanlık atmosferinde yaşıyorduk ve o dönemde kitaplar yazılmıyor, daha çok yakılıyorlardı. Kollektif bir çekingenliğin “Ara Rejim” olarak isimlendirdiği bu yıllarda, çok partili hayata geçiş koşullarına eğilmek ve demokrasimizin “ilkel günahı’nı aramak ilginç bir çalışmaydı. Ne var ki 12 Mart Rejimi’ni destabilizasyon ve “anarşi” yılları, onları da daha katı bir “Ara Rejim” izledi. Böylece Türk kültürünün, Cumhuriyet tarihimizdeki en büyük saldırıya uğradığı bu dönemde, sayısız araştırma gibi, benim çalışmam da tamamlanamadı.

Daha sonra yeniden gurbet dönemi başladı ve toplumsal rahatsızlıklarımızın nedenini tarihimizin derinliklerinde aramaya yöneldim. Zaten Paris’te geçirdiğim 1974-1977 yıllarında, tarihi evrimimizi evrensel ve özgül yönleriyle daha iyi görebilecek bir ortamda bulunduğumdan, çalışmalarımı Osmanlı tarihine kaydırmıştım. Bugü hakkında genel gözlemlerde bulundum. ”

Türk Demokrasisinin anlaşılmasında, umut ettiğim gibi, küçük de olsa bir katkıda bulunabildiysem, kendimi amacıma ulaşmış sayıyorum. Paris, Ocak 1991 DEMOKRAT PARTİ KURULUYOR: OLAYLARIN GELİŞİMİ Demokrat Parti 7 Ocak 1946’da kuruldu. Bununla beraber DP’nin ortaya çıkışını hazırlayan etkenler daha savaş yıllarında kendilerini hissettirm eye başlamışlardı. DP kuruluşu ve yapısı itibariyle genellikle daha önceki muhalefet hareketlerine bağlanır. Bu muhalefet hareketlerinin sonuncusu olan Serbest Fırka’nın bir devamı gibi görülür.

Gerçekten bütün muhalefet yılları boyunca da Serbest Fırka gibi bir “muvazaa” (danışıklı döğüş) partisi olup olmadığı tartışılm ıştır. Toplumsal yapımız açısından DP’yi ele alırken bu nokta üzerinde aynca duracağım. Burada, konuya girerken, uluslararası ilişkiler açısından daha önceki denemeyle bir benzerliğe dikkati çekmek istiyorum.

Serbest Fırka uluslararası kapitalizmin buhranının Türkiye’de etkilerinin hissedilmeye başlandığı bir sırada kurulmuştu. Bu buhran toplumun bütün kesimlerinde büyük bir hoşnutsuzluk yaratm ış, iktisadi gelişme olanaklarını sarsmış ve devletçiliğin çeşitli uygulama biçimlerinin ortamını hazırlamıştı. Bu durumda, kısmen de bu genel, fakat gizli muhalefeti açığa çıkarmak ve yumuşatmak amacıyla, siyasal rejimimizi çok partili düzen yönünde geliştirmek, devrin yöneticilerine uygun görülmüştü.

Bununla beraber, bilinen nedenlerle bu denemeye kısa bir süre sonra son verilmiş ve bu sefer de rejimin otoriter niteliğini pekiştiriri önlemlere başvurulmuştu. Bu dönemde Avrupa’da kurulan faşist rejimlerin anti-parlamenter ve ırkçı ideolojilerinin de bu yönde etkileri olmuştu. II. Dünya Savaşı’na giden buhran ve uluslararası ilişkiler ortamı da Türkiye’de benzer bir durum yaratm ıştı. Bu durumun siyasal rejimimiz açısından etkilerini CHP’- nin 1939’da toplanan 5. Büyük Kurultay’ında görüyoruz.

Bu Kurultay’da da, 1939 Türkiye’sinde olduğu gibi, dev9 rin yöneticilerine bir muhalefet organı yaratm ak uygun görünmüştü. Ancak, Serbest Fırka denemesinde, farklı olarak, bu defa bu organın parti içinde ve parti denetiminde tutulm ası kararlaştırılm ıştı. “Müstakil grup” bu düşüncenin eseridir.

Kurultay tarafından seçilen, farklı siyasal felsefelere sahip 21 milletvekilinin meydana getirdiği bu organ, Parti Grubu’nda görüşmelere ve oylamalara katılmayacak; fakat Meclis’te görüşmelere ve oylamalara katılacaktı.

Bu durum Müstakil Grup’un denetleme olanaklarını sınırlam akla beraber, 1930’daki durumun aksine, uluslararası gelişim ve Türkiye’deki etkileri bu kontrollü muhalefet fikrinin, giderek başka bir biçimde gerçek bir muhalefete dönüşmesine yol açm ıştır. Gerçekten, II. Dünya Savaşı başında, Türkiye’de özellikle totaliter rejim lerin İktisadî ve ideolojik etkileri ağır basarken, savaşın son yıllan faşizmin ezildiği ve demokrasilerin zafere ulaştığı yıllar olmuştur.

İndir | Yandex

Abone ol
Bildir
guest
Yazmasanız da olur ama yazarsanız size verilen cevaplar için bildirim alırsınız.
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments