Arthur Golden – Bir Geyşanın Anıları

1936 yılının ilkbaharında on dört yaşında bir çocukken babam beni Kyoto’da bir dans gösterisine götürmüştü. O gösteriden sadece iki şeyi anımsıyorum. Birincisi, izleyiciler arasında benimle babamdan başka Batılı birilerinin olmamasıydı; Hollanda’daki evimizden oraya geleli daha birkaç hafta olmuştu ve kültürel soyutlanmaya henüz alışamamıştım; kendimi garip hissediyordum. İkincisi, aylarca Japonca öğrenmeye çalıştıktan sonra, konuşmalardan bazı bölümleri anlamaktan duyduğum büyük sevinçti. Karşımdaki sahnede dans eden genç Japon kadınlarına gelince, onların parlak renkli kimonolar giydiklerini anımsıyorum sadece. Kuşkusuz elli yıllık uzunca bir süreden sonra New York gibi uzak bir kentte, onlardan birinin benim yakın dostum olacağını ve inanılmaz anılarını bana yazdıracağını bilemezdim.

Bir tarihçi olarak, anıları her zaman bir kaynak kabul etmişimdir. Anılar, anılarını açıklayan kişinin dünyasını yansıtmakla kalmaz. Anılar, biyografiden bir bakıma farklıdır, anılarını açıklayan kişi biyografi yazarının ulaştığı perspektife asla ulaşamaz. Otobiyografi, eğer gerçekten böyle bir şey varsa, öyle bir şeydir ki, bir tavşana çayırın otları arasında zıplamanın ne demek olduğunu anlattırmaya benzer. Tavşan bunu nereden bilebilir? Diğer taraftan, çayır hakkında bilgi almak istiyorsak, hiç kimse bize tavşan kadar yararlı olamaz. Ancak tavşanın gözlemleme fırsatını bulamadığı şeylerden de yoksun kalacağımızı bilmeliyiz.

Ben bu açıklamayı, mesleğini bu tür ayırımlar üzerine kurmuş bir akademisyenin kararlılığı içinde söylüyorum. Fakat yine de sevgili dostum Nitta Sayuri’nin anıları benim görüşlerimi tekrar gözden geçirmeme neden oldu. Evet, Sayuri bize içinde yaşadığı çok gizli dünyayı tarif ediyor, bunu tavşanın tarlayı görüşü olarak da nitelendirebilirsiniz. Bir geyşanın ilginç yaşamının Sayuri’nin anlattıklarından daha iyi belgelenemeyeceğini söyleyebiliriz. Fakat Sayuri, “Japonya’nın Parıldayan Mücevherleri” isimli kitapta ona ayrılan uzun bölümde anlattıklarından ve yıllar boyunca yayın organlarında yer alan onunla ilgili yazılardan çok daha geniş kapsamlı bir açıklama sunuyor. Bu olağandışı konu söz konusu olduğunda, hiç kimse anılarını açıklayan kişiyi, onun kendisi kadar yakından tanıyamadı.

Arthur Golden, Tennessee, Chattanooga’da doğmuş ve büyümüştür. 1978 yılında Harvard Koleji Japon Sanat Tarihi Bölümü’nden mezun olmuştur. 1980 yılında Columbia Üniversitesi Japon Sanat Tarihi yüksek lisans bursu kazanmış ve Mandarin Çincesi öğrenmiştir. Beijing Üniversitesinde bir yaz boyunca çalışmalar yaptıktan sonra, Tokyo’ya gitmiş ve bir dergide çalışmıştır. 1988 yılında Boston Üniversitesinden İngiliz dili konusunda uzmanlık diploması almıştır. Bir süre Japonya’da yaşamış ve çalışmıştır. Şimdilerde Boston civarında edebiyat öğretmenliği yapmakta ve yazı yazmaya devam etmektedir. Karısı ve çocuklarıyla birlikte, Massachusetts, Brookline’de yaşamaktadır.

Bu kitabı herkes okumalı diyorsan kitap hakkındaki düşüncelerini yorum bölümüne yazabilir ve binlerce kişinin bu kitabı okumasına vesile olabilirsin! ; Kitabe.org

Bu Kitap Neden Okunmalı?

avatar