Bir İngiliz Afyon Tiryakisinin İtirafları – Hasan Ali Yücel

Muhterem okuyucu, sana hayatımın fevkalâde bir döneminin kaydını takdim ediyorum: Kendi tecrübelerime dayanarak bunun yalnız ilginç olmakla kalmayıp aynı zamanda hatırı sayılır derecede faydalı ve öğretici bir metin olduğuna inanıyorum.

Onu bu umutla kaleme aldım: Umûmîyetle kendi kusurlarımızı ve zaaflarımızı ifşâ etmekten kaçınmamıza neden olan asil ve nârin ketûmluğa riâyet etmiyor oluşumun mâzereti de bu olmalıdır.

Hakikaten de hiçbir şey, birinin ahlâkî yaralarını veya bunların izlerini münâsebetsizce gözümüze sokması, bu sûretle de zamanla kişinin işlediği günahlara karşı duyarsızlaşmasıyla bu yaraların üstünü örtmüş olan ‘nezih perde’nin ânîden yırtılmasının yarattığı manzara kadar İngiliz hassâsiyetine aykırı olamaz:

Bu nedenle de bizim itiraflarımızın (içten gelen, mahkeme dışı itirafları kastediyorum) büyük çoğunluğu ya âşüftelere ya mâcerâperestlere ya da dolandırıcılara aittir: Cemiyetin nezih ve izzet-i nefs sahibi tabakasıyla aynı hassâsiyeti paylaştığını farz edebileceğimiz şahısların durup dururken kendilerini bu şekilde rezil etmelerine şahit olmak için Fransız edebiyatına ya da Alman edebiyatının Fransızların yapmacık ve hastalıklı duyarlılığıyla lekelenmiş örneklerine bakmamız gerekir.

Tüm bunlar üzerimde öyle bir baskı oluşturdu ve bu eğilimle ithâm edilme ihtimali son zamanlarda âsâbımı öyle bozdu ki, hikâyemin bu veya herhangi bir kısmının ölümümden evvel (tamamı birçok nedenden dolayı ancak ben öldükten sonra neşredilecektir) okuyucuyla buluşmasına müsaade edip etmeme husûsunda aylarca tereddüt ettim:

Nihâyet bu adımı atmaya karar vermeden hemen önce bile atacağım adımın lehine ve aleyhine görünen sâiklerin hepsini telâşla bir kez daha gözden geçirmem icap etti. Suçluluk ve sefâlet doğal bir içgüdüyle cemiyetin gözünden uzağa, kuytulara kaçar:

Onlar mahremiyete ve inzivâya kur yapar: Öyle ki, mezar seçimlerinde dahi bazen kendilerini kilise mezarlığında yatan halkın geri kalanından ayırarak insanlığın koca ailesindeki yerlerinden ferâgat eder gibi şunu dilerler (Bay Wordsworth’ün dokunaklı sözleriyle):

Tövbekârın yalnızlığını,

Sessiz sedâsız hatırlatmak.

('Francis Bacon; Okumak bir insanı doldurur; Konuşmak onu hazırlar; Yazmak ise olgunlaştırır.')

Bu kitabı herkes okumalı diyorsan kitap hakkındaki düşüncelerini yorum bölümüne yazabilir ve binlerce kişinin bu kitabı okumasına vesile olabilirsin! ; Kitabe.org

Bu Kitap Neden Okunmalı?

avatar