Gerard de Villiers – Sas #1 – İsveç Operasyonu

Lee Edward Updike gözlerini kırpıştırarak açtı. Perdelerden sızan güneş ışığı onu uyandırmıştı. Stockholm’ün en lüks oteli olan Grand Hotel’in pencerelerinde güneşe karşı korunmak için ne panjur ne de başka bir şey vardı. Odanın içi o kadar sıcaktı ki kalın yatak örtüsünü uykusunda üzerinden atmıştı. Leslie, yatağın öbür ucunda yüzükoyun uyuyordu.

Sarı saçları yastığa yayılmış, yüzü bu güzel saçlar altında kalmıştı. Amerikalı ona doğru eğilerek işaret parmağını kızın omuriliği boyunca gezdirdi. Genç kadın bu uyarıya anlaşılmaz şeyler mırıldanarak ve kalçalarını hafifçe yukarı kaldırarak cevap verdi.

Henüz uyanmamıştı. Bu tepki Lee Updike’i heyecanlandırmıştı, New Mexico’daki Albuquergue laboratuvarının ağır havasından kurtulduğundan beri kendisini balayında gibi hissediyordu. Banyoya gitmek üzere ayağa kalktı. Aynanın karşısına geçip, seyrelmiş olan kumral saçlarını bir fırça darbesiyle düzeltti. Geniş omuzları, atletik bir vücudu vardı.

Çok yakışıklı sayılmazdı, ama mavi gözlerindeki şaşkın ifade ona belli bir cazibe kazandırıyordu. İri dudakları sert ifadeli yüzüne ayrı bir çekicilik katıyordu. Odayı geçerek pencereye doğru yöneldi, perdeleri sonuna kadar açtı.

Son günlerdeki berbat hava yerini açık mavi bir gökyüzüne bırakmıştı. Stockholm’ü eski şehir Gamla Stan’dan ayıran Strömmen Koyu’nun karşı kıyısındaki Kraliyet Şatosu bütün haşmetiyle farkediliyordu. Sarayın hemen önünde, güzel havalarda turistlere Baltık Denizi ‘ndeki binlerce ufak adayı gezdiren buharlı gemiler, terkedilmiş gibi nazlı nazlı sallanmaktaydılar.

İlk karın düşmesi yakındı, daha sonrası uzun ve soğuk gecelerin başlangıcı olacaktı. Lee güneşe doğru baktı: Saat dokuz buçuk olmasına rağmen güneş hâlâ ufka yakındı. Geri döndüğünde Leslie’nin uykulu gözlerle ona baktığını gördü.

— Ne oldu? diye yatağın içinde kımıldandı. Lee Updike cevap vermeden yatağa doğru yanaştı. Genç kadın ona sırtını dönüp yan yatmıştı. — Hiç, dedi Lee vücudunu onunkine tamamen yaslayarak Genç kadın gözlerini kapatmıştı. Vücutlarının teması Lee’yi heyecanlandırmıştı. Kadını da heyecanlandırmak için vücudunu onun ılık vücuduna sürtmeye başladı.

Etrafını çevreleyen lüks ve sahip olduğu para kendisinde bir aşk iksiri etkisi yaratmıştı. Bu “tatilin” daha ne kadar süreceğini bilmiyordu ama bu fırsattan sonuna kadar faydalanmaya kararlıydı. Birleştiklerinde Leslie’nin dudaklarından rahatlamanın verdiği bir ses çıktı ve uyuyormuş gibi yapmaya devam etti. Bu şekilde ona sahip olunmasından çok hoşlanıyordu.

Albuquerque’deyken Lee işe gitmeden önce her sabah bu şekilde sevişirlerdi. Starwar projesinin gerçekleşmesi için kullanılan laboratuvarlardan biri olan Albuquerque’de çalışmalar tam bir Nazi toplama kampı atmosferinde yürütülüyordu. Dışarıda bile rahatları yoktu.

FBI tarafından düzenli olarak kontrol ediliyor, bazı mektupları açılıyordu. Ama onu en çok çalışmaları denetlemeye gelen yüksek rütbeli subayların, proje hakkında bilgi verirken takındıkları tavırlar çileden çıkarıyordu.

('Francis Bacon; Okumak bir insanı doldurur; Konuşmak onu hazırlar; Yazmak ise olgunlaştırır.')

Bu kitabı herkes okumalı diyorsanız YorumX'de bir başlık açarak bu kitap hakkındaki düşüncelerinizi yazabilir ve binlerce kişinin bu kitabı okumasına vesile olabilirsiniz; YorumX.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir