Bernard Shaw – Dört Oyun

Bernard Shaw doksan yaşını aştıktan sonra, bir araya toplanan oyunlarının yeni bir baskısında okurlara şöyle seslenmişti: “Sizi uyarırım: Oyunlarımın tadına varmak istiyorsanız, gazetelerde benim için yapılan bütün dedikoduları aklınızdan çıkarın.” Yazar, 2 Kasım 1954’te aramızdan ayrıldı. Gazetelerde hâlâ nükteleri tekrarlanır; alaycılığından, kuşkuculuğundan, acımasızlığından söz edilir. Bu yüzeysel görüntüsüdür. Oyunlarını inceleyince inançlı, derin, sevgi dolu bir Shaw çıkacak karşınıza. Gözlerinde yaramazca bir pırıltı olan bir ermiş.

26 Temmuz 1856’da, bir cumartesi günü, Dublin’de, 33 Synge Sokağı’nda, beş odalı bir evde doğdu. Soyunun Shakespeare’in Macbeth’indeki Macduff’a dayandığını, Shakespeare’in kendi bedeninde yeniden dünyaya gelmiş olabileceğini söyler. Babası George Carr Shaw devlet memurluğunda da, zahire tüccarlığında da tutunamamıştı. İyi huylu, içkiye düşkün, şaşı bir adam. Oscar Wilde’ın göz hekimi olan babası bir ameliyatla gözlerini düzeltmek istedi. Bu ameliyatta öyle aşırı bir başarı gösterdi ki, adamcağızın gözleri ters yöne kaydı, yani şeşi beş görürken beşi şeş görmeye başladı. Bessie Gurley adındaki genç kız kendisini düklere, prenslere layık bir kadın gibi yetiştirmeye çalışan kambur halasının baskısından kurtulmak için orta halli, orta yaşlı George Carr ile evlenmeye razı oldu. Evlendiklerinin ertesi günü ne görsün? Kilerde dizi dizi içki şişeleri. Limanda aldı soluğu. Gemilerde hosteslik arayıp Amerika’ya kaçmayı kurdu. Gelgelelim, limandaki sarhoş gemicilerden fena ürktüğü için evdeki sarhoşa dönmeyi yeğledi.

George Bernard Shaw, bu evlilikten doğan üçüncü çocuk. Bessie, halasından yalnız yalan yanlış Fransızca konuşmasını ve piyano tıngırdatmasını öğrendiği için, ev işlerinden anlamaz, çocuklarını dadıların eline bırakırdı. Shaw, “Annemi pek az görebildiğim için onu alabildiğine gözümde büyütürdüm,” der. İlk çocukluk anıları arasında dadısı ile Dublin’in bakımsız, pis kenar mahallelerine gidişleri yer alır. Dadı çocuğu parka değil, eşinin dostunun oturduğu yerlere götürürmüş. Daha o yaşta fakirliği gönlü kaldırmadığı için, bütün ömrünce fakirliği ortadan kaldırmak için savaştı.

('Francis Bacon; Okumak bir insanı doldurur; Konuşmak onu hazırlar; Yazmak ise olgunlaştırır.')

Bu kitabı herkes okumalı diyorsan kitap hakkındaki düşüncelerini yorum bölümüne yazabilir ve binlerce kişinin bu kitabı okumasına vesile olabilirsin! ; Kitabe.org

Bu Kitap Neden Okunmalı?

avatar