Okumak Aklın İlacıdır!

George Orwell – Hayvan Çiftliği(Meb)

Orwell’in “Hayvan Çiftliği”ni bütün tanınmış münekkitlerin büyük bir kısmı komünist rejimin kudretli bir karikatürü diye tavsif etmişlerdi. Hatta bazıları bu eserde, komünist ihtilâlının bazı tarihî vakalarıyla, mühim karakterlerinin de yaşadığını hissetmişlerdi.

Fakat aynı zamanda hemen hepsi, sadece eski klâsik hicviyelerin değil, İngiltere’nin dünyaca tanınmış XVIII. asır hicviyelerinin de kudretini “Hayvan Çiftliği”nde sezmişlerdi. Fakat bilhassa klâsik hicviyeleri okuyup bu eserle mukayese edenleri cezbeden mühim nokta kitabın bugünün acayip dünyası için çok yeni bir kıymet taşımasıdır.

Çünkü: Gerçi eski hicviyeler, kendi zamanlarının ruh haletini az çok ifade etmekle beraber ve mevzuları hayvan âleminden alınmış olmasına rağmen, hepsinde, muharririn kendi felsefi mütalâaları, daha doğrusu zamanının hâkim felsefesi büyük bir yer tutar.

Fakat “Hayvan Çiftliği” müellifinin, size kendi felsefe ve fikirlerini aşılamak için bu eseri yazmış olmadığını derhal sezersiniz. O, sadece yaşayan bir âlemin canlı resimlerini, “perde kurup, şem’a yakıp” beyaz sahnede canlandırmıştır.

Eseri okurken, müellifin de sizinle beraber bu hareket halindeki zaman realitesini seyrettiğini hissedersiniz. Bir münekkidin dediği gibi, Orwell, âdeta kelime ile hareket halinde hayal resmeden muasır bir Walt-Disney’dir. Hicviye, insanlar ile hayvanlar arasında, İngiltere’nin bir çiftliğinde geçen bir mücadele ve maceradan ibarettir.

Ta iptidasından başlayarak, canlı mahlûkat arasında hâkim olan “ideoloji” tufanının dünyayı basan kudretini hissediyorsunuz. Meselenin bütün düğümü, mutlaka fena muamele gören değil, ihmal edilen, bilhassa aç bırakılan hayvanların, kendilerine daha iyi bir hayat vadeden bu ideolojinin peşinden sürüklenip gitmeleridir.

Bu ideolojiyi onlara, Majör adlı ihtiyar domuz aşılıyor; nihayet büyük bir isyan çıkarak insanlar çiftlikten sürüklenip atılıyor ve hayvanlara kendi hayatlarına hâkim olmak fırsatı veriliyor. Fakat hiçbir zaman kalabalığın kendi başına nizam kurması imkânı olmadığı için, hayvanların da en kafalısı ve en kurnazı olan domuzlar idareyi ellerine alıyorlar ve bir hayvan cumhuriyeti kuruyorlar.

Domuzların idaresi insanların idaresinden üstün değildir. Fakat onlar, her cins hayvanın kuvvet ve zaafını kavrıyorlar ve sırf kendi çıkarları için, hayrete değer bir sezişle onları istismar ve istimal ediyorlar.

Burada ister fert, ister zümre, hepsinin hususiyetlerini Orwell büyük bir sanatkâr kudretiyle yaşatıyor. Meselâ, köpek hem sadık hem de gadrin ve tedhişin âleti olabiliyor. At ağızsızdır, fakat inandığına bütün ömrünü ve kuvvetini hiç esirgemeden vakfeden bir mahlûktur.

Ondan dolayı at, en müşkül hizmetlerde ve tehlikeli anlarda kullanılıyor ve işe yaramadığı zaman kasaba satılıyor, fakat adı büyük törenlere vesile oluyor. Hulâsa, bir şeye inanmayan filozof hilkatli eşek, sürü halinde kullanılan koyun, vesaire vesaire…

Gözünüzün önünde hareket halindedirler. Hangi saik, hangi şahsi hususiyetleri meydana çıkarıyor, ne biçim karakterler yaratıyor; bunlar cemaat halinde ne biçim iptilâlara., zaaflara dayanarak hareket ediyorlar, hepsi birer birer gözünüzün önünden geçiyor.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

E-Kitap indir & Kitabe © 2018