İlhan Uçkan – Doğru Erkeği Bulma Kılavuzu

Yalnız, hem de yapayalnız hissediyorsunuz kendinizi… Yürümeyen bir ilişkiden, belki de bir sürü ilişkiden yorgun argın, yara bere içinde çıkmışsınız. İlişkilerinizde hiç durmadan fedakarlık eden siz olsanız da, taviz vermek zorunda kalsanız da, hep veren tarafsız olsanız da, sevdiğinizin ne kadar çok üstüne titreşeniz de, yalnız kalan yine siz olmuşsunuz. Hayatınız hiç durmadan sonsuz bir “razı olma” haliyle söylenmiş “evet”ler ve bir türlü dile getirilememiş “hayır “lardan oluşuyor…

Elde var sıfır! Her seferinde “Bu defa ne yapıp edip ilişkimi yürüteceğim,” diye başlıyorsunuz. Ama bir türlü olmuyor… Ya aldatılmışsınız ya da karşınızdaki kişinin aşağılamalarına, sizi değiştirme çabalarına, olmadığınız biri gibi davranmaya zorlayan tavırlarına maruz kalıp iyice kötü hissetmişsiniz kendinizi… Hatta her şeye rağmen ilişkinizi sürdürebilmek için inanılmaz bir çaba gösterdikten sonra, bir de bakmışsınız ki ilişki diye bir şey yok ortada…

Giden gitmiş, emekler de boşa gitmiş… Üzüntüleriniz, mutluluklarınız, özel günleriniz, sıradan keyifleriniz hep “bir başınıza kalacaksınız” korkusuyla tatsızlaşıyor… O kadar da tek başına geçmiyor elbette hayat. Arada “Tamam, artık yalnızlığım sona erecek, işte hayatımın erkeği!” dediğiniz, ama bir süre sonra kaybolup giden hayaletler olmaktan ileriye gidemeyen, “olmayan” erkekler, yürümeyen ilişkiler… Siz de, “Bu da değil, o da değil, yok işte!

Hiç doğru erkek kalmadı mı?” türünde monologlar içinde boğulup gidiyorsunuz… Bir türlü bulamıyorsunuz. Bir türlü “doğru erkeğe” rastlayamıyorsunuz. Peki ama neden? Neden bu kadar zor “doğru erkeği” bulmak? Neden siz hâlâ yalnızsınız? ERKEK ÇOK AMA “DOĞRU ERKEK” YOK! Biz kadınlar evcilik oynamaya başladığımız günden itibaren, önce sevgilimiz olacak, sonra da evlenip mutlu olacağımız erkeğin hayalini kurarız.

Ama sonra kurduğumuz hayallerdeki erkeklere hiç benzemeyen, bize hiç de uygun olmayan erkekler kuşatır etrafımızı. Ne görüntüleri ne de hayat tarzları aradığınız erkeğe benzer. Hep bir şeyler eksik kalır. Boyu boyunuza uymaz, yeterince kültürlü değillerdir ya da vardır mutlaka işte beğenmediğiniz bir şeyleri… Hatta bu “eksik” erkeklerin sizinle ilgilenmeleri canınızı sıkar. Fena halde üzerinize düşerler, onlara ilgi göstermediğiniz halde peşinizi bırakmazlar.

Bir türlü anlamazlar sizin için “doğru erkek” olmadıklarını. Çaresizlik duygusu yaratırlar insanda. ‘Hiçbir zaman aradığına rastlayamayacaksın, kaderine razı olup, istemediğin bir erkekle evlenecek ve mutsuz olacaksın’ duygusudur bu. Ama sabırla arayışınıza devam edersiniz. Sizin asıl aradığınız tutkulu bir aşktır. Aynı romanlarda-ki, aşk filmlerindeki gibi, sizi ta derinden sarsacak “Tam aradığım erkek, tüm hayatımı onunla geçirmek istiyorum,” dedirtecek, ilk görüşte aşık olacağınız erkek… “Doğru erkek” mutlaka karşınıza çıkacak!

Ama ne zaman? Hep yanlış olanlarla karşılaşmaktan bıktınız mı? Her defasında “işte tam aradığım erkek,” diye başlayan cümleler kısa zamanda hiç başlamayan bir ilişkinin hayaline ya da çabucak uyandığınız tatlı bir rüyaya, belki de bir kabusa mı dönüşüyor? İLİŞKİNİZ NEDEN YÜRÜMEDİ? “Doğru erkek” ile bir türlü karşılaşamayanlardan mısınız?

İlişkileriniz hep “mutsuz son”larla mı bitiyor? Peki ama neden? İlişkinizin yürümemesinde sizin bir kusurunuz var mı? Varsa kusurunuz ne? Belki de yanlış yaptığınız bir şeyler var? “Kader” demek pek kolaycılık olmaz mı?

('Francis Bacon; Okumak bir insanı doldurur; Konuşmak onu hazırlar; Yazmak ise olgunlaştırır.')

Bu kitabı herkes okumalı diyorsan kitap hakkındaki düşüncelerini yorum bölümüne yazabilir ve binlerce kişinin bu kitabı okumasına vesile olabilirsin! ; Kitabe.org

Bu Kitap Neden Okunmalı?

avatar