Kategori: Tarihi

Leyla Erbil – Üç Başlı Ejderha

Zile basışından geldiğini anlarım,,, sık gelmez yılda birkaç kez,,, unutacakken onu,,, tıka basa roman dolu sanki,,, sanki boşaltmaya yazamadıklarının zehrini,,, yazar değil kendisi,,, helecan,,, ya değilsem evde,,, bir seferinde döndüğümde bakkaldan,,, eşiğe oturmuş bekliyordu beni,,, zeytin ekmek almıştım,,, çay yaptım,,, ilk kez görmüş gibi yedi yuttu zeytinleri,,, zavallı yavrum Alamanya’da yok mu zeytin,,, kapılara sığmayan […]

L. Ostrover – Fırtına Kuşları

Elinizde tuttuğunuz bu kitabın yazan L. Ostrover bir Rus işçisidir. O bu kitabın dizelerinde kendi sınıf tarihini biçimlendirmektedir. Ostrover’in öykülerini ve yaşam hikâyelerini kaleme aldığı dört Fırtına Kuşu, Rus işçi sınıfı ile başlayan ve dönemimiz tarihine yeni bir yön fabrikatörler büyük ve yüksek kârlar elde ediyorlardı. Kapitalizm, işçinin kanı ve iliği üzerinden yükseliyordu. Bu durumda […]

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Savaş ve Barış (can) – Nâzım Hikmet Ran Çevirisi

Savaş ve Barış: “Tekniği harikulade, basit; bu yüzden güç.” Sabri Gürses Lev Nikolayeviç Tolstoy, Savaş ve Barış’ın içeriği ve biçimi üzerine düşünmeye 1856 yılında başladı. 28 yaşındaydı, edebiyatçı olarak ünlenmişti, öykü ve romanları yayımlanmıştı, fakat yeni yazdıkları beklediği başarıyı getirmiyordu. Aile Mutluluğu’nun da (1859) beklediği ilgiyi görmemesinin ardından, Yasnaya Polyana’daki çiftliğine çekildi ve uzun yıllar […]

Dieter Breuers – Kudüs İçin Ölmek Şövalyeler, Rahipler, Müslümanlar ve Birinci Haçlı Seferi

ŞİŞMİŞ ET PARÇASININ üstündeki kara sinekler, siyah bir bulut dalgası halinde havalandılar. Bu et parçası, daha düne kadar yaşayan canlı bir insandı. Gri-sarımtırak renkli, iğrenç kokulu kütleden bir ok dışarı sarkmıştı; bir Longobart oku. Şövalye zanaati öğrenen genç çömez, Saksonya’nın ince oklarını, Suebya’nın daha güçlü oklarından ayırmasını biliyordu. Bu onun eğitiminin bir parçasıydı. Çıplak ayağını […]

Denis Guedj – Berenis’in Saçları

“Tabanıma bakın, tabanıma! Granit kadar sert ayak tabanlarım var.” “Atsineği kadar da yumuşak bir kafan,” dedi meyhanedeki en yüksek tabureye kurulmuş kadın. “Sanatçıya biraz saygı gösterin!” Obol öfkeden deliye dönmüş, sinirden tir tir titriyordu: “Bir terbiyesizliğinizi daha görürsem annemin üstüne yemin ederim, sahneyi terk ederim. “Hiç durma, annene git! Hadi, annene!” Sahneyi terk edecekmiş gibi […]

Vladimir Bartol – Fedailerin Kalesi Alamut

1092 ilkbaharının ortalarında oldukça büyük bir kervan Semerkant ve Buhara’dan geçip kuzey Horasan’a doğru uzanan, ardından da Elbruz Dağları’nın eteklerine dek kıvrıla kıvrıla giden eski askeri yolda ilerliyordu. Karların erimeye başladığı sıralarda Buhara’dan yola çıkan kervan haŌalardır yollardaydı. Arabacılar kırbaçlarını savurup, yorgunluktan tükenme arifesindeki arabalara koşulu hayvanlara çatlak sesleriyle bağırıyorlardı. Birbirlerinin peşi sıra uzayıp giden […]

David Mason – Ölüm Denizaltıları

Londra’da Deniz Kuvvetleri Komutanlığındaki bir odanın duvarında «önemli Olayların Kronolojik Şeması, 1939-1945» başlığını taşıyan bir levha uzun zaman asılı kaldı. Bu dikkat çekici levhanın ikinci sütununda üçer aylık devreler halinde müttefiklerin gemi kayıpları (mavi) ile Almanların denizaltı kayıpları (kırmızı) yan yana gösterildi. Savaşın ilk yıllarında mavi sütun yürekler paralayıcı ve trajik bir intizamla yükselirken, kısa […]

David Gibbins – Son Ahit

Bu çalışma bir kurgudur. İsimler, karakterler, kurumlar, mekânlar ve olaylar tamamen yazarın hayal ürünüdür. Gerçek olarak algılanmamalıdır. Gerçek ya da kurgu herhangi bir olayla, mekânla, kurum ya da ölü veya hayattaki kişilerle bir benzerliği varsa tümüyle rastlantıdır. Romanın dayandığı gerçekler ise, yazarın kitabın sonuna eklediği bölümde tartışılmaktadır. … O, yeryüzünün en güzel yerlerini mahveden bir […]

Kürşat Başar – Başucumda Müzik

Bazen kendimizi bir hayalin içinde sanırız ama aslında yaşadıklarımız gerçektir. Bazen de her şeyi gerçek sanırken aslında yalnızca hayal gördüğümüzün farkına varmayız. Bu kitapta yazılanların hepsi gerçektir. Ama aynı zamanda hepsi yalandır. Çünkü onu ben yazdım. Başucumda müzik olmadan uyuyamam. Çocukluğumdan beri. En azından şu küçük müzik kutusundan gelen o eski aşk şarkısı mutlaka çalar, […]

Kurt Vonnegut – Kedi Beşiği

İçindekiler Dünyanın sona erdiği gün Güzel, güzel, çok güzel Ahmaklık Uzantıların ufak ufak birbirine dolanması Bir hazırlık öğrencisinden mektup Böcek dövüşleri Saygıdeğer Hoenikkerler Newt ’ ın Zinka olayı Volkanlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Gizli ajan X-9 Protein Dünyanın sonu kokteyli Başlangıç noktası Otomobillerde kristal vazoların olduğu günlerde Mutlu Noeller Anaokuluna dönüş Kızlar Bölümü Dünyadaki en değerli […]

Ksenophon – Anabasis – Onbinlerin Dönüşü

Ksenophon, İ.Ö. 430 yılında, Atina yakınlarında doğdu. Genç yaşta, ünlü filozof Sokrates’in öğrencileri arasına katıldı. İ.Ö. 404 yılında, Peloponez Savaşı sona ermiş, İsparta’ya yenilen Atina, çok kötü şartlarla bir barış imzalamak zorunda kalmıştı. Üç yıl sonra, İran kralı Artakserkses’in kardeşi genç Kyros, Ispartalı kuvvetler ve paralı askerler yardımıyla, tahtı zorla ele geçirmek amacını güderek harekete […]

David Gibbins – Bizans Altınları

Bu kitap bir kurgudur. İsimler, karakterler, kurumlar, mekânlar, olaylar, yazarın hayal gücünün ürünüdür ve gerçekmiş gibi algılanmamalıdır. Gerçek ya da başka kurgusal olaylarla, mekânlarla yaşayan ya da ölmüş kişi ve kurumlarla herhangi bir benzerlik varsa bu tamamen rastlantısaldır. Romanın gerçek olaylara dayanan zemini, kitabın sonunda yazarın notu olarak bilginize sunulmuştur. Ganimetler genelde gelişigüzel kümeler halinde […]

Knut Hamsun – Dünya Nimeti 2

Sellanraa ıssız bir yer olmaktan çıkmıştı, orada büyüklü küçüklü yedi kişi yaşıyordu. Sonra kısa süren ot biçme Ümitler boşa gitmişti. İhtiyar Sivert’in hesapları Eleseus’un kontrolünden sonra eh o kadar karışık çıkmamıştı, ama küçük çiftlikle inek, kayıkhane ile büyük ağ, kasa açığını zar zor kapatıyordu. Hem sonra durumun böyle bir sonuç, yani oldukça iyi bir sonuç […]

Knut Hamsun – Dünya Nimeti 1

Bataklıklardan geçerek ormana giren bu uzun patikayı kim mi açtı? O adam, buralara gelen o ilk insan açtı. Ondan önce bu yol yoktu henüz. Sonraları bazı hayvanlar; bataklıklardan, çamurlu topraklardan geçen bu belli belirsiz izleri takip ettiler ve onları daha görünür hale soktular; aradan zaman geçti, bazı Lâponlar bu keçiyolunun farkına vardılar ve ren geyiklerine […]

Kızlarağasının Piçi – Reşat Ekrem Koçu

Bu yazıları, tarihi istismar niyetiyle yazmadım. Bunlar, tarihten çıkarılmış küçük küçük sahneler, portrelerdir. Modeller hakikidir, şahıslar uydurma değildir. Hadiseler, yazdığım gibi cereyan etmiştir. Fakat bunlar, bir fotoğrafla çekilmiş değil, fırça ve boya veyahut kalemle yapılmış resimlerdir. Öyle zannediyorum ki, bu resimler, gençler ve halk için faydalı olabileciği gibi “cemiyet ilmi”nin de işine yarayabilecektir. Soğuk, rüzgârlı […]

Kemal Tahir – Yorgun Savaşçı

FilisƟn cephesindeki subay arkadaşlarının “Cehennem Topçu” dedikleri, Yüzbaşı Cemil, dürbünü indirmeden kısa kısa gülünce, teyzesinin kızı Neriman gözlerini örgüsünden kaldırıp pencereden baktı: — Neye güldünüz? — Hiç… — Kuzum neye güldünüz? — “Bataryateeş” diye bağırsaydım, korkar mıydın? — Ödüm kopardı. — Dalmışım. Cemil dürbünü indirdi. Bizim bölükler karşı tepeye saldıracaklarmış da koruma ateşi açacakmışım, gibi […]