Kategori: Tarihi

Dan Simmons – Terör #1 – Terör

Yüzbaşı Crozier güverteye çıktığında, gemisinin göksel hayaletlerce saldırıya uğradığını gördü. Yukarıda, Terörün üstünde büklüm büklüm titrek bir ışık saldıracak gibi oluyor, sonra atılgan ama kararsız hayaletlerin bu renkli kolları hemen geri çekiliyordu. Ektoplazmik iskelet parmakları gemiye uzanıyor, açılıyor, gemiyi kavrayacak gibi yapıyor ama sonra vazgeçiyordu. Sıcaklık eksi kırk beş derece ve hızla düşüyor. Olduğundan küçük […]

Julia Quinn – Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü

Bayan Miranda Cheever, on yaşındayken o Muhteşem Güzellikten tek bir iz bile taşımıyordu. Saçları kahverengiydi – üzücü bir şekilde – gözleri de öyle. Aşırı uzun bacakları, zarafetten çok uzaktı. Annesi hep, o uzun bacaklarıyla evin etrafını arşınlayıp durduğunu söylerdi. Ne yazık ki, Miranda’nın doğduğu toplumda bayanların görünüşüne çok önem verilirdi. Daha on yaşında olduğu halde, […]

Julia Navarro – Tabletteki Sır

Taksi San Pietro Meydanı’nda durduğunda Roma’ya yağmur yağıyordu. Saat sabahın onuydu. Adam yol parasını ödedikten sonra, üstünü beklemeden, koltuğunun altına bir gazete sıkıştırıp canlı adımlarla kiliseye giren ziyaretçilerin kıyafetlerinin uygunluğunun sürekli denetlendiği birinci denetim noktasına yaklaştı. Öyle, şort, mini etek, tops ya da bermuda gibi kılıklara izin verilmezdi. Tapmağa girince, adam Vatikan’ın hazinesindekiler arasında onu […]

Joseph Heller – Madde 22

Joseph Heller Madde Madde 22 bugüne kadar okuduğunuz hiçbir romana benzemiyor. Kendine has bir mant ığı, bambaşka karakterleri var. Joseph Heller ın acı gerçekleri sipsivri bir alayla iğnelediği bu 20. yüzyıl klasiğini okurken savaşı, yaşamın acımasızlığını, iktidarın yeri geldiğinde nasıl bir canavara dönüştüğünü görüp kimi zaman korkacak kimi zaman kahkahalar atacaksınız. 2. Dünya Savaşı sırasında […]

Joseph Conrad – Karanlığın Yüreği

Gezi teknesi Nellie, yelkenlerinde en ufak bir kıpırtı görülmeksizin zincirine tutunmuş dinleniyordu. Sular çekilmiş, rüzgâr neredeyse dinmişti; nehirden aşağı gidecek olan Nellie’nin yapacağı tek şey gelgiti beklemekti. Thames’in ağzı, uçsuz bucaksız bir su yolunun başlangıç noktası gibi önümüzde uzanıyordu. İleride denizle gökyüzü kaynaşmıştı ve bu aydınlık alanda gelgitle sürüklenen mavnaların güneş yanığı yelkenleri gergince göğe […]

Joseph Conrad – Karanlığın Yüreği (Dost)

Gezi teknesi Nellie, yelkenlerinde tek bir titreme görülmeksizin demir atıp suyun üstünde kaydı, durdu. Akıntı kesilmiş, rüzgar neredeyse dinmişti, rotası ırmağın ağzına doğru olduğuna göre de yapacağı tek şey burada demirleyip gelgiti beklemekti. Thames’in denize açılan bölümü, sonsuz bir su yolunun başlangıcı gibi uzanıyordu önümüzde. İleride, denizle gök kaynaşmışlardı ve aydınlık havada denizin yükselişiyle ırmaktan […]

José Saramago – Kabil

Bu kitapta, yazarın kendine özgü Yazım şekline sadık kalınmıştır. Habil, imanla, Tanrı’ya Kabil’den daha iyi kurban takdim etti, ve onun hediyeleri hakkında Tanrı şehadet ederek, bununla salih olduğuna şehadet olundu; ve ölmüş olduğu halde, bu vasıta ile hâlâ söylüyor. İbranilere Mektup, 11: 4. SAÇMALIKLAR KİTABI Tanrı adıyla da bilinen efendi, göze görülür her şeyleriyle kusursuz […]

José Saramago – Görmek

Ne berbat hava, diye yakındı on dört numaralı oy verme bürosunun, kalbi dışarı uğrayacakmış gibi atan sandık kurulu başkanı, üzerinden zırıl zırıl sular akan şemsiyesini sertçe kapatıp arabasını bıraktığı yerden adımını içeri attığı kapıya kadar kırk metre soluk almadan koşmasına karşılık pek işe yaramamış olan gabardin yağmurluğunu sırtından çıkarırken. Umarım en son gelen ben değilim, […]

Jose Ortega Y Gasset – Sistem Olarak Tarih

Geçen yüzyılda ülkemizi yaratmış, çağdaş kültürüne yön vermiş olan Atatürk devrimlerinde, kurumlarıyla, eleştirel ve felsefi düşüncesiyle örnek aldığımız Batı’nın insan ve tarih odaklı sorgulayıcı kültürüne İspanya’dan katılan düşünür José Ortega y Gasset’in [1] bir yapıtını daha Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nde [2] sunuyoruz: Sistem Olarak Tarih. Ortega y Gasset, XIX. yüzyıl sonlarıyla XX. yüzyılın ilk […]

Jorge Semprun – Büyük Yolculuk

İşte, ikinci kez, Büyük Yolculuk Türk okurunun eli altında . Ama, bu arada neler oldu? Hangi sular aktı, köprülerden? 1980’de yayımlanan, ayrıntılı karşı-anılarında (Güzel Bir Pazar), yazar, «Büyük Yolculuk basılıyordu,» diyor, «Soljenitsin’in İvan Denisoviç’in Yaşamında Bir Gün adlı öyküsünü okuduğum zaman… Kendi kendime, bu kitabı —Büyük Yolculuk— yeniden yazmalıyım, dedim.» Gerçekten, bir kez daha, bir […]

John Steinbeck – Yukarı Mahalle

Bu kitabı yazarken Paisona’ların böylesine meraklı, kurnaz, fakir ve huysuz olduklarını bilmiyordum. Onları, yaşadıkları hayatın güç şartlarıyla haşır neşir olmuş, dayanıklı, cana yakın insanlar olarak tanırdım. Yazgıya böylesine boyun eğme, bir erdem olsa gerektir. Anlatacağım hikâyelerde bu insanların bu kerte kurnaz ve akıllı olduklarını bilseydim, kesinlikle yazmaya kalkmazdım. Küçükken bir okul arkadaşım vardı. Esmer, temiz […]

John Steinbeck – Sardalye Sokağı

California’da Monterey’in Sardalye Sokağı bir şiir, bir koku, gıcırtılı bir ses, bir ışık demeti, bir renk, bir itiyat, bir özlem, bir rüyadır. Sardalye Sokağı bir araya toplanmış, darmadağın olmuştur. Teneke, demir, pas, kıymıklı tahta parçası, delik deşik kaldırım, ot bürümüş arsa, hurda yığını, oluklu saçtan yapılmış sardalye kutuları, korna sesleri, aşçı dükkânları, kerhaneler, küçücük yerlere […]

John Steinbeck – Gazap Üzümleri

Oklahoma’nın bütün kırmızı topraklarına ve külrengi topraklarının bir kısmına son bir iki hafif yağmur düştü. Bu yağmurlar katı toprağı delemedi. Sapanlar küçük derecikler boyunca dolaşıp durdular. Bu son yağmurlar, mısırlara çabucak boy attırdı. Yol kenarlarında yoncalar ve otlar bitirdi. Böylece, külrengi topraklarla koyu kırmızı topraklar yeşil bir örtü altında kaybolmaya başladı. Mayısın sonlarına doğru gök […]

John Steinbeck – Altın Kupa

Öğleden sonra rüzgâr kış mevsiminin kutuplardan kayıp gelmekte olduğunu haber verircesine, Galler ülkesinin karanlık vâdilerinde hafif hafif esti durdu; dere yönünden, buz tutmakta olan suların belli belirsiz iniltisi geliyordu, iç karartıcı bir gündü, kapalı, huzursuzluk ve sıkıntı verici bir gün. Hava, sanki sevinçli bir şeyin yitirilmesine yumuşak, sevecen bir ağıt yakıyor gibiydi. Ama otlaklarda atlar […]

John Kobler – Al Capone

FRANK LOESCH’in üzerine aldığı iş bu yaşa, bu mevkiye gelmiş biri için gerçekten çok sinir bozucuydu. Chicago Cürüm Komisyonunun kurucusu ve şimdiki başkanı olan yetmiş beş yaşındaki saygıdeğer avukat, Lexington Otelinin siyah beyaz kareli taşlarla bezeli lobisini geçip, süslü parmaklıklı asansöre doğru yürürken derin bir sıkıntı içindeydi. Bir de, yardım istemeğe gittiği adamı yok etmeğe […]

John Dos Passos – A.B.D. 42. Enlem

1896 yılında doğan Passos için Amerika’nın ulusal kimlik arayışı, kendi kişisel zorlu yolculuğuyla bütünleşmiştir. Onun gözünde kimlik sorunu çok yoğun özel bir anlam taşır, çünkü John, her ikisi de o doğduğunda başkalarıyla evli olan ana babasının yasadışı çocuğudur. On altı yaşına gelinceye kadar kendi babasının soyadını taşıyamaz. New York’lu çok ünlü ve varlıklı bir avukat […]