Kategori: Tarihi

Turgut Özakman – Diriliş Çanakkale 1915

1948’den beri yakın tarihimiz, özellikle Milli Mücadele hakkında anı, belge, bilgi toplamaktaydım. Milli Mücadeleyi yazmak için birçok hazırlık da yapmıştım. Ama tarih sırasına uyarak önce Çanakkale’yi yazıp bitirmeliyim diye düşündüm. Çünkü Çanakkale bir dirilişti, Türkün geri dönüşüydü, Milli Mücadelenin ve Cumhuriyet’in habercisi, taç kapısı, arifesiydi, ‘yeni Türkiye’nin önsözüydü. Hazır olduğumu sanarak başladım. Epeyce de yazdım […]

Turgut Özakman – Şu Çılgın Türkler

1948 yılında on arkadaş, Nezih Bayman adlı bir arkadaşımızın başkan olduğu Anadolu Oymağı adlı bir derneğin düzenlediği uzun yürüyüşe katıldık. Polatlı’dan Dumlupınar-Zafer Tepe’ye kadar yürüyecek, Sakarya siperlerinden aldığımız toprağı Zafer Tepe’deki anıtın toprağına katacaktık. 19 Ağustos 1948 günü Ankara’dan Polatlı’ya trenle gittik. Polatlı’dan Zafer Tepe ‘ye kadar on gün yayan yürüdük. Yol çizgimiz şöyleydi: Polatlı, […]

Turgenyev – Rudin

Büyük Rus yazarlarından İvan Sergeyeviç Turgenyev, 28 Ekim 1818’de Orel ilinde doğmuş ve 1883’te Fransa’da, Paris yakınlarındaki Bougival’de ölmüştür. Soylu bir ailenin çocuğu olan Turgenyev, Almanya’da öğrenim görmüş, zamanının felsefe akımlarını benimsemişti. Aydın bir Rus yazarı olarak, ülkesinin durumunu görmezlik edemezdi. Rusya’yı, içinde bulunduğu yoksulluktan, bilisizlikten ve karanlıktan kurtaracak biricik yolun, insanlık kültürünü benimsemek olduğuna […]

Toni Morrison – Sevgili

124 numara kin ve bebeğin kustuğu zehirle doluydu. Evdeki kadınlar ve çocuklar bunu biliyordu. Yıllar boyunca herkes kendine göre bu kine karşı direnmeye çalıştı; 1873 yılında evde tek kurban olarak Sethe ve kızı Denver kalmıştı. Büyükanne Bebe Suggs ölmüştü. Erkek çocuklar, Howard ve Buglar, on üç yaşına basınca kaçıp gittiler. Buglar’ın kaçma nedeni aynaya bakar […]

İlya Ehrenburg – Tröst

Yens Boot’un bebeklik yılları konusunda fazla bir bilgi edinmedik. Yalnız bir gün her nasılsa istakoz bıyığı yutmuştu, bu da onu deli gibi seven annesini çok üzdü. 1901 yılında bu yetenekli çocuğu Brüksel’deki kutsal Gudul Katedralinde görüyoruz. Elindeki günlük (buhur) kabını papaz efendiye uzatmakta, bir yandan da dantelalı cübbesinin beyazlığı ile Aziz Savaof’un hayranlığını kazanırken bir […]

İlya Ehrenburg – Paris Düşerken

André’nin atölyesi ‘Cherche-Midi’ Sokağı’ndaydı. Eski bir sokaktı burası. Sokağı çepeçevre saran binalar bir kömür yığını gibi simsiyah ve kirliydiler. Evlerin panjurları bile bu karanlığa boyun eğmişlerdi. Sokak sağlı sollu antikacı dükkânlarıyla doluydu. Bu dükkânlarda ölçülü ve sıkıcı, yaşlı madamlar, tüysüz sakalsız ihtiyarlar bir yığın eski püsküyü satmaya uğraşırlardı: Messidor stili yazı masaları, tahtadan oyulmuş tombul […]

İlya Ehrenburg – Fırtına II

Christine Staube, savaştan önce değerli eşya satan bir dükkâna iş işliyor, emekli memur ve felçli olan babasına bakıyordu. Otuz altı yaşındaydı; çirkin olmadığı halde evlenmeyi düşünmüyordu artık. On yıl önce Muhasebeci Zimmer kendisine kur yapmıştı; Christine’i sinemaya, pastanelere götürüyordu. Babası damat adayının kimliğini öğrenince, bağıra çağıra Christine’in görevini unuttuğunu tekrarlamaya koyuldu; genç bir kız en […]

İlya Ehrenburg – Fırtına I

—Sergey Petroviç, demişti Şvestov, Vlakhov’a, pek sizin işiniz değil ama Roche Ainé müessesesiyle hemen ilgilenmenizi istiyorum. Lancier ile enine boyuna konuşmak gerek. İşin içinde iş var: Önceleri bizi sıkıştırıyordu, şimdi ağırdan alıyor. Vlakhov yeni gelmişti: Paris’e ayak basalı daha dört ay oluyordu ama, mükemmel bir Fransızcası vardı. Arkadaşları, bu kadar güzel konuşmasına şaştıklarında güler, “Ne […]

İlya Ehrenburg – Dipten Gelen Dalga II

Albay Colling, Smiddle’i eski bir dostunu karşılar gibi karşıladı. Şaka mı bu, bin bir tehlikeyle dolu kuşatma aylarını birlikte yaşamışlardı! — Albay Roberts nasıl? diye sordu Colling. — Çok iyi. Buraya gelmezden hemen önce gördüm albayı, hatta biraz gençleşmişti bile… — Senatör Low’un ağır hasta olduğunu söylediler, inme gibi bir şeymiş galiba. Bu yüzden gecikebileceğinizden […]

İlya Ehrenburg – Dipten Gelen Dalga I

Bakın açık konuşuyorum, artık birbirimizi tanıyoruz, ama Mary İsviçre’de bir Fransız şairi bulduğunu yazdığında tam anlamıyla apışıp kalmıştım. İki hafta bir şeycikler geçmedi boğazımdan. Gücenmeyin ama, bütün şairler avaredir. Bir Fransız güzel bir fikirden para yapamaz, bir Fransız hatta paradan bile para yapamaz. Fransız yalnızca kadından para yapabilir. Benim için Mary ideal bir kadındır, biliyorum, […]

Boris Vian – Mezarlarınıza Tüküreceğim

Buckton’da beni kimse tanımıyordu. Clem, şehri bu yüzden seçmişti ve zaten korkudan altıma yapıyor olsam bile, daha yukarı, kuzeye doğru devam etmek için yeterince benzinim kalmamıştı. Ancak beş litre vardı… Cebimde Clem’in mektubuyla dolarlarımın dışında başka bir şey yoktu elimde. Valizime gelince, ondan hiç bahsetmeyelim; içindekiler beş para etmezdi. Ha unutuyordum; arabanın arka bagajında çocuğun […]

Bilge Karasu – Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı

Başını çevirdiğinde karşısındaki karanlık artmağa başlıyor. Andronikos neden sonra anlıyor karanlığın niye arttığını. Adaya çok yaklaşmıştır artık. Kayalık tepenin karanlık kütlesi arkasında gökyüzü belli belirsiz aydınlanıyor. Yorgun kollan artık düşüncesiz, istemsiz, katılaşmışlığın duyusuz kolaylığı içinde kürekleri kaldınp indirmeğe devam ediyor. Kulaklan işitmiyor artık. Kürekler suya girip çıkıyor, sular sabahın dinginliği içinde sandalın iki yanında yırtılıyor, […]

Grigory Petrov – Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Grigory Petrov, başta Rusya olmak üzere Bulgaristan’da da en çok okunan ünlü bir Rus yazarıdır. Yazarın 32 eseri de Bulgarca’ya çevrilmiş ve her eseri 8-10 baskı yapmıştır. Petrov, yazı hayatına atılmadan önce Lev Tolstoy, Vladimir Korolenko, Anton Çehov, Maksim Gorki, Leonid Andreev gibi dönemin ünlü Rus yazarlarıyla tanışmış ve özel dostluklar kurmuştur. Yine dünya yazarlarından […]

Bernard Cornwell – Kutsal Kase’nin Peşinde #3 Heretik

Yol, doğu tepelerinden gelip denizin kenarındaki bataklıkları geçiyordu. Kötü bir yoldu. Yazın ısrarlı yağmurları, güneş çıktığında kuruyan yapış yapış bir çamur haline getirmişti onu, ama Sangatte’nin tepelerinden Calais ve Gravlines’ın limanlarına inen tek yoldu. Belirgin bir özellik taşımayan küçük bir köy olan Nieulay’da, Ham Nehri’ni taş bir köprüyle geçiyordu. Ham nehir unvanı almayı pek hak […]

Bernard Cornwell – Kutsal Kase’nin Peşinde #2 Cehennem Savaşçıları

Şimdi artıkı Kutsal Kâsenin gizemini bildiğine inanılan, Ihomas’ın babasının (catili ve aynı zamanda Ihomas’ın kuzeni ve düşmanı olan flstarac Kontu, ‘VeTçilleli Çuy ile yüzleşme zamanıydı yüzlerce katının alınması gereken bir miktar. İskoçların bu parayı on taksitte ödemelerine izin verildi ve David’in 1357’de serbest bırakılmasından önce ödeme için yirmi soylunun da rehin olarak teslim olması gerekti, […]

Bernard Cornwell – Kutsal Kase’nin Peşinde #1 Şeytan’ın Atlıları

“…pek çok ölümcül savaş yapıldı, insanlar katledildi, kiliseler soyuldu, ruhlar tahrip edildi, genç kadınlar ve bakireler kirletildi; saygıdeğer dullar ve eşler rezil edildi; kasabalar, malikaneler, binalar yakıldı; yollarda soygunlar ve gaddarlıklar yapıldı; pusular kuruldu. Bu yüzden adalet sağlanamadı. Hıristiyanlık inancı zayıfladı, ticaret yok oldu ve bu savaşları takiben konuşulamayacak, sayı-lamayacak ve yazılamayacak kadar kötü ve […]