Kategori: Mizah

Vladimir Nabakov – Lolita

“Lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi. Günahım, ruhum, Lo-Li-Ta; Dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, Üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. Lo-Li-Ta” Lolita’yı okumaya karar verdiğinde, (lütfen onun son derece ahlaki bir kitap olduğunu unutma). ‘Lolita ya da Beyaz Irktan Dul Bir Erkeğin İtirafları’; işte, bu satırların yazarının eline geçen ve önsözünü yazmak durumunda […]

Oguz Atay – Tutunamayanlar

Şaksiper Kimdir, Eseri Nedir? Yıllar önce yayımlanmış bir broşürün adıydı bu. Ne yazık ki artık adını hatırlayamadığım müellifi, ünlü İngiliz yazarını şöyle 15-20 sayfalık küçük ama yoğun bir broşürle anlatıyor- du. Kitapçığın kapağında “Şaksiper”in resmi bile vardı. Oğuz Atay’ın hayatını ve eserlerini kapsayan bir önsöz yazmak ça- bası da işte bu “adsız” araştırmacınınki kadar acıklı […]

Kurt Vonnegut – Sampiyonların Kahvaltısı

«Şampiyonların Kahvaltısı» sözü, General Mills şirketinin çıkardığı bir kahvaltılık yiyeceğin paketleri üzerinde kullanılan sicilli ticaret markasıdır. Aynı sözü bu kitaba ad olarak kullanırken General Mills’le ortak olduğumuzu ya da onun tarafından desteklendiğimizi göstermek istiyor değiliz, onların o güzel yiyeceklerini gözden düşürmek, kötülemek gib! bir niyetimiz de yok. Bu kitabı kendisine adadığımız kişi, Phoe-be Hurty, hani […]

Kurt Vonnegut – Mezbaha No 5

Az çok gerçek bir hikâye bu. Ya da savaşla ilgili hiç bir şey şey gerçekten uzak değil. Kendisinin olmayan bir çaydanlığı aldığı için kurşuna dizilen birini tanıdım gerçekten Dresdende. Savaş sonunda kişisel düşmanlarını kiralık katillere öldürteceğini söyleyen bir başkasını da. Böyle sürüp gider bu. Bütün adları değiştirdim. 1967’de Guggenheim vakfının parasıyla (Tanrı Mangırlarını korusun) Dresdene […]

Kurt Vonnegut – Kedi Beşiği

İçindekiler Dünyanın sona erdiği gün Güzel, güzel, çok güzel Ahmaklık Uzantıların ufak ufak birbirine dolanması Bir hazırlık öğrencisinden mektup Böcek dövüşleri Saygıdeğer Hoenikkerler Newt ’ ın Zinka olayı Volkanlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Gizli ajan X-9 Protein Dünyanın sonu kokteyli Başlangıç noktası Otomobillerde kristal vazoların olduğu günlerde Mutlu Noeller Anaokuluna dönüş Kızlar Bölümü Dünyadaki en değerli […]

Kristin Harmel – Fransız Öpücüğü

Paris’te aklımı ilk çelen ve her döndüğümde şiltesinde uyumama izin veren Lauren Elkin’e özel teşekkür. O da büyük bir yazar ve ben de bu kitapta ilk olarak onun adını vermekten memnunum. Harika bir amigo olan ve ilk taslaklarda verdiği fikirlere yürekten inandığım (son derece yetenekli, usta tasanmcı ve olağanüstü arkadaşım) Amy Tangerine’e de teşekkürler. Hem […]

Kobo Abe – Kutu Adam

Söz konusu olan bir kutu-adamın günlüğüdür: Kafamda taşıdığım, her iki yandan kalçalarıma kadar inen kartondan bir kutunun içindeyim. İşte o anda, kutu-adam benim. Bir başka deyişle: Kutu-adam, bir kutunun içinde, bir kutu -adamın günlüğünü yazar. Bir kutu nasıl imal edilir? Gerekli malzemeler: — Boş bir karton kutu; — Kenarları 50 cm. civarında, kare şeklinde yarı […]

David Forrest – Siskodan Pokerde Kazandigim Ada

Scilly Adalarındaki Piskopos Kayası fenerinden güne· ye doğru bir çizgi çekin. Bir çizgi de, St. Mary’deki Pen· ninis Burnu’nun çeyrek mil batısından güneye doğru çizin. iki çizginin kesiştiği yerin on yedi mil güneyinde ve Fransa’nm en batı noktasının seksen beş mil açığın· da bir tekne yol alıyordu … «Sizin buralarda balinalar var mı ?» Motorcu […]

Daniel Klein, Thomas Cathert – Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer

DIMITRI: Dünyayı Atlas taşıyorsa, Atlas’ı ne taşıyor? TASSO: Kaplumbağa. DIMITRI: İyi de, kaplumbağa neyin üstünde duruyor peki? TASSO: Bir diğer kaplumbağanın. DIMITRI: Peki, o kaplumbağa neyin üstünde? TASSO: Sevgili Dimitri, ondan sonrası ta dibine kadar hep kaplumbağa işte! Bu kadim Yunan diyalog parçası, felsefede sonsuz gerileme denilen kavramı ne de güzel örnekliyor. Yaşamın, evrenin, uzay […]

Julian Barnes – İngiltere İngiltere’ye Karşı

“İLK ANINIZ NEDİR?” diye sorarlardı ona bazen. O da, “Anımsamıyorum, ” diye yanıt verirdi. Çoğu kimse bunun bir şaka olduğunu düşünürdü; gerçi bazıları da, onun göründüğünden daha akıllı biri olduğundan şüphe ederdi. Ama gerçekte, inandığı şey buydu. “Ne demek istediğinizi gayet iyi biliyorum, ” derdi duygularını paylaşanlar, söylediğini açıklayıp basitleştirmeye hazırlanarak. “İlk anımızın hemen arkasında […]

José Saramago – Görmek

Ne berbat hava, diye yakındı on dört numaralı oy verme bürosunun, kalbi dışarı uğrayacakmış gibi atan sandık kurulu başkanı, üzerinden zırıl zırıl sular akan şemsiyesini sertçe kapatıp arabasını bıraktığı yerden adımını içeri attığı kapıya kadar kırk metre soluk almadan koşmasına karşılık pek işe yaramamış olan gabardin yağmurluğunu sırtından çıkarırken. Umarım en son gelen ben değilim, […]

Jose Saramago – Filin Yolculuğu

José Saramago Filin Yolculuğu’na hastalığı nedeniyle sık sık ara vermek zorunda kaldı ve romanının bir bölümünühastane yatağında yazdı. Eşinin ifadesine göre, en büyük korkusu bu kitabı tamamlayamamaktı. Yapıtını bitirebilmesiyle hem edebiyat dünyası zenginleşti hem de Saramago’nun belki de son yapıtını okumaktan mahrum kalmadık. Yazarın üslubu ve çeviriyle ilgili birkaç noktaya dikkat çekmenin okura yararlı olabileceğini […]

John Steinbeck – Yukarı Mahalle

Bu kitabı yazarken Paisona’ların böylesine meraklı, kurnaz, fakir ve huysuz olduklarını bilmiyordum. Onları, yaşadıkları hayatın güç şartlarıyla haşır neşir olmuş, dayanıklı, cana yakın insanlar olarak tanırdım. Yazgıya böylesine boyun eğme, bir erdem olsa gerektir. Anlatacağım hikâyelerde bu insanların bu kerte kurnaz ve akıllı olduklarını bilseydim, kesinlikle yazmaya kalkmazdım. Küçükken bir okul arkadaşım vardı. Esmer, temiz […]

John Steinbeck – Sardalye Sokağı

California’da Monterey’in Sardalye Sokağı bir şiir, bir koku, gıcırtılı bir ses, bir ışık demeti, bir renk, bir itiyat, bir özlem, bir rüyadır. Sardalye Sokağı bir araya toplanmış, darmadağın olmuştur. Teneke, demir, pas, kıymıklı tahta parçası, delik deşik kaldırım, ot bürümüş arsa, hurda yığını, oluklu saçtan yapılmış sardalye kutuları, korna sesleri, aşçı dükkânları, kerhaneler, küçücük yerlere […]

John Fante – Toza Sor

Bir gece Bunker Hill’deki otel odamın yatağında oturuyordum, Los Angeles’ın tam ortasında. Hayatımın önemli gecelerinden biriydi çünkü otelle ilgili bir karar vermek zorundaydım. Ya öde, ya da çık: ev sahibemin kapının altından attığı notta böyle yazıyordu. Hassasiyet gerektiren önemli bir sorunla karşı karşıyaydım. Sorunu ışıkları söndürüp yatağa girerek hallettim. Sabah uyandım, daha fazla egzersiz yapmam […]

Chuck Palahniuk – Tıkanma

Eğer bunu okumaya niyetliyseniz vazgeçin. Birkaç sayfa okuduktan sonra, burada olmak istemeyeceksiniz. Bu yüzden unutun gitsin. Gidin buradan. Hâlâ tek parçayken hemen kaçın. Kendinizi kurtarın. Televizyonda mutlaka daha iyi bir şeyler vardır. Ya da madem bu kadar boş vaktiniz var. Gidin bir akşam kursuna falan katılın. Doktor olun. Kendinizi adam edersiniz belki. Kendinize bir akşam […]