Kategori: Korku

Alexandre Dumas – Binbir Hayalet

Alexandre Dumas Binbir Hayalet’i 1849 yılında yazmış. Romanın girişinde Fransa’da 1830’lardan başlayan yeni politik çalkantı dönemini ve sosyal olayları yer yer bir önceki yüzyıla göndermeler yaparak anıyor. Politik tavrı edebi ustalığının arkasında duran Alexandre Dumas, tarihi olayları da, bu olaylara dair görüş ve yorumları da kahramanlarının ağzından aktarıyor. Kendi ifadesiyle romanında “ilgi duyduğu bir konuya […]

Roberto Bolano – Tılsım

“Çok önemli bir sırrı keşfetmiştim, evrensel gerçeklik denilen şeyin anlamını çözmeye yaklaşmıştım. Ve bu yüzden beni yakalayıp ölüme mahkûm ettiler. ” Remedios Varo (İspanyol/ Meksikalı sürrealist ressam, anarşist) 2 Ekim 1968’de on bine yakın üniversite ve lise öğrencisi hükümeƟ protesto etmek için başkent Meksiko’nun Tlatelolco Mahallesindeki Plaza de las Tres Culturas’ta toplandı. “Olimpiyat değil, devrim […]

Robert Louis Stevenson – Dr. Jekyll Ve Mr. Hyde

Avukat Mr. Utterson, yüzü hiçbir zaman gülmeyen, kaba görünüşlü bir adamdı; insanlarla ilişkilerinde soğuk, mesafeli ve utangaçtı; içe kapanıktı; sıska, uzun boylu, sıkıcı bir adam olmasına karşın yine de her nasılsa sevimliydi. Arkadaş toplantılarında, özellikle de şarap damak tadına uygunsa gözleri insancıl bir şekilde parlar, ama bu hal konuşmasına hiç yansımazdı; gözlerinde parlayan bu şey […]

Peter Randa – Merdivendeki Gölge

KAR, rüzgârın etkisi ile sürüklenerek kümeleniyor, özellikle geceleri, farların donuk ışıkları alƨnda otomobillerin basamaklarına kadar yükseliyordu. Üstelik gece karanlığında insana garip bir yalnızlık, bir iç sıkıntısı veriyordu. Jacques Riviere dişlerinin arasından bir küfür savurdu. (Hiç bir şey göremez olmuştu; silecekler bütün hamaratlığına rağmen camın üzerinde meydana gelen kalın tabakaya engel olamıyorlardı. «Artık ilerleyemem; doğru yolda […]

Patrick Süskind – Koku

On sekizinci yüzyılda Fransa’da, dâhi ve iğrenç kişiler yönünden hiç de yoksul olmayan, bu dönemin en dâhi ve en iğrenç kişilerinden biri sayılması gereken bir adam yaşadı. Burada onun hikâyesi anlatılacak. Adı Jean Baptiste Grenouille. Eğer bu ad, de Sade, SaintJust, Bonaparte vb. mendebur dâhi adlarının tersine bugün unutulmuşsa, bu kesinlikle Grenouille’un, kendini beğenmişlik, insan […]

Fyodor Mihailoviç Dostoyevski – Ölüler Evinden Anılar

Sibirya’nın ücra köşelerinde, stepler, dağlar, geçit vermez ormanlar arasında, bin, en çoğu iki bin nüfuslu, fakir, evleri ahşap, iki kilisesi olan –biri kasaba içinde diğeri mezarlıkta–, şehirden ziyade Moskova dolayındaki güzel köyleri andıran tek tük kasabalara rastlanır. Birçoğunda emniyet müdürleri, yargıçlar ve memur nüfusu oldukça kabarıktır. İklim soğuk olmakla beraber, Sibirya’da memurluk hayatına genellikle kolay […]

Friedrich Schiller – Hayaletgören

Anlatacağım öykü birçoklarına inanılmaz gelecekse de, olayların büyük bir kısmına bizzat gözlerimle şahit oldum. Bu anlatacaklarım, belli bir siyasi vakadan haberdar olan az sayıdaki kişiye –o da eğer bu sayfalar yayımlandığında hâlâ hayattalarsa– memnun olacakları bir açıklama getirecektir; böyle bir anahtar olmasa bile, diğer okurlarca da insan aklının kandırılma ve yolunu şaşırma öyküsüne bir katkı […]

Erol Çelik – Satranç ve Şövalye

Bilinci yavaşça yerine geliyordu, bunu kulağına gelen bebek ağlamasının içine doğurduğu huzurdan dolayı anladı. Bebek, çaresiz ama o kadar tatlı ağlıyordu ki, bir an önce uyanıp, onu bağrına basmak istedi. Kalbini saran bu sızı belli ki, ilk anaç duygusuydu. Gözleri hafifçe aralanmaya başladığında, ilk önce duvardaki sıvaların yer yer dökük olduğunu görmeye başladı. Hiçbir anlam […]

Erol Çelik – Heyula

Mert Külüç, evinin giriş kapısındaki küçük tabelaya bakınca, içindeki derinliklerde alışkın olduğu bir mutluluğu tekrar yaşadı. Normalinde isminin yazması gereken ve bir el büyüklüğündeki metalin üzerinde, hayatında attığına inandığı en mükemmel imza duruyordu. Bu körü körüne bir inanç değil, aksine her gün tazelenen bir gelenek gibiydi. Yelkenliyi andıran imza, pirinç üzerine ustalıkla kazınmış, her kıvrımı […]

E.T.A. Hoffmann – Şeytanın İksirleri

Birader Medardus’un ilginç hikâyesini ilk kez okumuş olduğum o koyu gölgeli çınarların altına götürmek isterdim seni, güzide okur. Benim oturduğum, güzel kokulu fundalıkların, rengârenk çiçeklerin arasına yarı yarıya gömülü o taş sıraya oturur, ağaçlıklı yolun sonunda açılan güneşli vadinin ardında yükselen harikulade mor dağları sen de benim gibi özlemle seyrederdin. Arkana bakınca, yirmi adım kadar […]

Nikolay Haytov – Dünya Poturunu Çıkarıyor

Kimi savaştan zarar görmüş, kimi de karıdan dert çekmiştir. Beni de «Bakiş»* yedi. Hem öyle birdenbire değil; lokma lokma yiyip, canımı çıkardı. Ta başından anlatayım. *Bakiş: Bulgaristan’da bir pabuç fabrikasının ismi. Kunduracıydım. Kunduracı dediysem siz onu pabuççu anlamayın. Pabuççular sonra öyle çoğaldılar ki elimizden ekmeğimizi aldılar. Ama onlardan önce çarşıya biz hükmediyorduk. Dükkânlarımız, şehrin göbeğinde […]

Doris Lessing – Beşinci Çocuk

Harriet ile David pek de isteyerek gitmedikleri bir ofis partisinde tanıştılar ve bunun eskiden beri bekleyip durdukları şey olduğunu ikisi de hemen anladı. Tutucu, demode, hatta çağın gerisinde kalmış, pısırık, müşkülpesent insanlar… Onları herkes böyle tanımlardı ama onlara yakıştırılan ve sevecen olmayan sıfatların sayısı zaten belirsizdi. Onlarsa kendilerine ilişkin, inatla benimsedikleri bir görüşü savunurlardı ki […]

Dean Ray Koontz – Göz Ucuyla

KENDİSİNİ hızla yayılan kanserden kurtarmak için, cerrahların ameliyatla gözlerini çıkarmak zorunda kaldıkları Bartholomew Lampion, üç yaşında kör olmasına ve gözlerinden yoksun kalmasına karşın, on üç yaşına geldiğinde, görme yeteneğini yeniden kazandı. Ama on yıllık karanlıktan kurtularak aniden ışığa kavuşması kutsal bir şifacının elleri sayesinde olmamıştı. Tıpkı doğumu gibi sessiz sedasız gerçekleşen bir olaydı bu. İyileşmesine […]

Dean R. Koontz – Yaratığın Gözyaşları

Budalaların Şu Eski, Pis Meyhanesi… Bildiğin gibi düş bir nehre benzer Akarken durmadan değişir. Ve düşü gören sadece bir teknedir Nehri, gittiği yere doğru izler. Geride ne olduğunu öğrenmeye çalışmak Ve ileride sizi neyin beklediğini hiçbir zaman bilmemek Her günü, sadece iki kıyı arasında kalmaya çalışmak için Sürdürülen devamlı bir savaşa dönüştürür. «Nehir» («The River») […]

Koleksiyoncu – John Fowles

Yatılı okuldan eve geldiği zamanlar, hemen her gün görürdüm onu; çünkü evleri Belediye’nin ek binasının tam karşısındaydı. O ve kız kardeşi sık sık eve girip çıkarlardı, genelde de delikanlılarla; bundan hiç hoşlanmazdım tabii. Dosyalardan ve muhasebe defterlerinden başımı kaldıracak fırsatım olduğunda pencerenin önünde durup, buzlu canım üzerinden yola bakardım; kimi zaman onu da görürdüm. Akşam […]

Karanlıkta 33 Yazar – Korku Öyküleri Antolojisi

Karanlıkta 33 Yazar Korku Öyküleri Ontolojisi Joseph Sheridan Le Fanu Amelia Ann Blanford Edwards Bram Stoker William Wymark Jacobs Saki Ambrose Bierce Guy De Maupassant Montague Rhodes James David Herbert Lawrence Algernon Blackwood Carl Jacobi Ernst Theodor Amadeus Hoffmann Edgar Allan Poe Arthur Machen Thomas Burke Seabury Quinn Howard Phillips Lovecraft Clark Ashton Smith Manly […]