Okumak Aklın İlacıdır!

Kategori: Korku

E.T.A. Hoffmann – Şeytanın İksirleri

Birader Medardus’un ilginç hikâyesini ilk kez okumuş olduğum o koyu gölgeli çınarların altına götürmek isterdim seni, güzide okur. Benim oturduğum, güzel kokulu fundalıkların, rengârenk çiçeklerin arasına yarı yarıya gömülü o taş sıraya oturur, ağaçlıklı yolun sonunda açılan güneşli vadinin ardında yükselen harikulade mor dağları sen de benim gibi özlemle seyrederdin. Arkana bakınca, yirmi adım kadar […]

Nikolay Haytov – Dünya Poturunu Çıkarıyor

Kimi savaştan zarar görmüş, kimi de karıdan dert çekmiştir. Beni de «Bakiş»* yedi. Hem öyle birdenbire değil; lokma lokma yiyip, canımı çıkardı. Ta başından anlatayım. *Bakiş: Bulgaristan’da bir pabuç fabrikasının ismi. Kunduracıydım. Kunduracı dediysem siz onu pabuççu anlamayın. Pabuççular sonra öyle çoğaldılar ki elimizden ekmeğimizi aldılar. Ama onlardan önce çarşıya biz hükmediyorduk. Dükkânlarımız, şehrin göbeğinde […]

Doris Lessing – Beşinci Çocuk

Harriet ile David pek de isteyerek gitmedikleri bir ofis partisinde tanıştılar ve bunun eskiden beri bekleyip durdukları şey olduğunu ikisi de hemen anladı. Tutucu, demode, hatta çağın gerisinde kalmış, pısırık, müşkülpesent insanlar… Onları herkes böyle tanımlardı ama onlara yakıştırılan ve sevecen olmayan sıfatların sayısı zaten belirsizdi. Onlarsa kendilerine ilişkin, inatla benimsedikleri bir görüşü savunurlardı ki […]

Dean Ray Koontz – Göz Ucuyla

KENDİSİNİ hızla yayılan kanserden kurtarmak için, cerrahların ameliyatla gözlerini çıkarmak zorunda kaldıkları Bartholomew Lampion, üç yaşında kör olmasına ve gözlerinden yoksun kalmasına karşın, on üç yaşına geldiğinde, görme yeteneğini yeniden kazandı. Ama on yıllık karanlıktan kurtularak aniden ışığa kavuşması kutsal bir şifacının elleri sayesinde olmamıştı. Tıpkı doğumu gibi sessiz sedasız gerçekleşen bir olaydı bu. İyileşmesine […]

Dean R. Koontz – Yaratığın Gözyaşları

Budalaların Şu Eski, Pis Meyhanesi… Bildiğin gibi düş bir nehre benzer Akarken durmadan değişir. Ve düşü gören sadece bir teknedir Nehri, gittiği yere doğru izler. Geride ne olduğunu öğrenmeye çalışmak Ve ileride sizi neyin beklediğini hiçbir zaman bilmemek Her günü, sadece iki kıyı arasında kalmaya çalışmak için Sürdürülen devamlı bir savaşa dönüştürür. «Nehir» («The River») […]

Koleksiyoncu – John Fowles

Yatılı okuldan eve geldiği zamanlar, hemen her gün görürdüm onu; çünkü evleri Belediye’nin ek binasının tam karşısındaydı. O ve kız kardeşi sık sık eve girip çıkarlardı, genelde de delikanlılarla; bundan hiç hoşlanmazdım tabii. Dosyalardan ve muhasebe defterlerinden başımı kaldıracak fırsatım olduğunda pencerenin önünde durup, buzlu canım üzerinden yola bakardım; kimi zaman onu da görürdüm. Akşam […]

Karanlıkta 33 Yazar – Korku Öyküleri Antolojisi

Karanlıkta 33 Yazar Korku Öyküleri Ontolojisi Joseph Sheridan Le Fanu Amelia Ann Blanford Edwards Bram Stoker William Wymark Jacobs Saki Ambrose Bierce Guy De Maupassant Montague Rhodes James David Herbert Lawrence Algernon Blackwood Carl Jacobi Ernst Theodor Amadeus Hoffmann Edgar Allan Poe Arthur Machen Thomas Burke Seabury Quinn Howard Phillips Lovecraft Clark Ashton Smith Manly […]

Dashiell Hammett – Kanlı Hasat

PERSONVİLLE’E ‘Zehirşehri’ denildiğini ilk defa Butte’da, Hickey Dewey adında, kırmızı saçlı bir sarhoştan duymuştum. O zaman bunun anlamını kavrayamamıştım. Sonradan bu adı başkalarından da duydum fakat üstünde durmadım. Birkaç yıl sonra Zehirşehri’ne gittim ve her şeyi öğrendim. İstasyondan Herald gazetesine telefon açtım ve Donald Willsson’u istedim. Kendisine, Personville şehrine gelmiş olduğumu bildirdim. “Bu akşam onda […]

Jules Verne – Karpatlar Şatosu

Anlatacağım hikâye fantastik değil, olsa olsa romanesktir. Peki, inanılmaz bir hikâye olduğuna göre, gerçek olmadığı sonucunu mu çıkarmalıyız? Bu da bir hata olur. Her şeyin olabileceği bir dönemde yaşıyoruz – hatta her şeyin olduğunu bile söyleyebiliriz. Hikâyemiz, bugün gerçeğe hiç benzemiyor olsa da, gelecekte ortaya çıkacak bilimsel olanaklar sayesinde yarın gerçek olabilir ve o zaman […]

John Rector – Paranoya

Rüyamda evde biri vardı. Aniden bunun bir rüya olmayabileceğini fark edip gözlerimi açtım. Pencereden gelen parlak ışık beynimi delip geçiyordu sanki. Üzerimde günlük kıyafetlerim, ayağımda ayakkabılarımla yatıyordum. Çarşaflar çamur içindeydi. Yatakta yavaşça doğruldum. Koridordan ayak sesleri geliyor, odama usulca yaklaşıyordu. “Günaydın, Dex!” Greg, üzerinde üniformasıyla eşikte dikiliyordu. Sebepsiz yere gülümsedim. Onu böyle görmeye alışık olmama […]

John Fowles – Koleksiyoncu

Yatılı okuldan eve geldiği zamanlar, hemen her gün görürdüm onu; çünkü evleri Belediye’nin ek binasının tam karşısındaydı. O ve kız kardeşi sık sık eve girip çıkarlardı, genelde de delikanlılarla; bundan hiç hoşlanmazdım tabii. Dosyalardan ve muhasebe defterlerinden başımı kaldıracak fırsatım olduğunda pencerenin önünde durup, buzlu canım üzerinden yola bakardım; kimi zaman onu da görürdüm. Akşam […]

Claude Farrère – Ölmez Adamların Evi

Ülkemizde korku edebiyatının az sayıdaki örnekleri arasında gösterilen ve ilk kez Güven Yayınevi tarafından 1955 yılında okuyucuya sunulan “Ölmez Adamların Evi” adlı romanın Hamdi Varoğlu tarafından yazıldığı bilinmekte, genel bir yanılgı ile Türk korku edebiyatı bibliyografyasında adı geçmektedir. Halbuki bahse konu olan kısa roman, Türk dostu Fransız yazar Claude Farrere’e aittir. Özellikle telif haklarının çok […]

Chuck Palahniuk – Günce

Bunu okuduğun zaman hatırladığından daha yaşlı olacaksın. Senin karaciğer lekelerinin resmi adı hiperpigmentli lentigine’dir. Kırışıklığın anatomideki resmi adı ise rhytıdosis’tir. Suratının üst kısmındaki çizgiler, yani alnındaki ve gözlerinin çevresindeki rhytidosis’ler dinamik kırışıklardır, bunlara hiperfonksiyonel yüz çizgileri de denir ve deri altındaki kasların hareket etmesiyle oluşurlar. Suratın alt kısmındaki çoğu kırışıklık güneş ve yerçekiminin oluşturduğu statik […]

Charles Dickens – Perili Ev

Bu Noel öyküsüne konu olan evle ilk tanışmam, hayaletli öykülerin bilinen koşullarında ya da alışılagelmiş hayaletli ortamlardan birinde olmadı. Evi gün ışığında, üzerinde güneş parlarken gördüm. Görünürde, evi korkutucu gösterebilecek rüzgâr, yağmur, şimşek, gök gürültüsü ya da başka türlü bir tuhaf durum yoktu. Dahası, eve doğruca bir tren istasyonundan gelmiştim. Ev, istasyondan yaklaşık bir mil […]

Charles Dickens – Bir Noel Şarkısı

Her şeyden önce, Marley bir ölüydü. Bu konuda en ufak bir şüphe bile yoktu. Ölüm kayıtlarında rahip, cenaze memuru, levazımatçı ve yas tutanların en önde geleninin imzası vardı: Scrooge imzalamıştı. Scrooge adı da, altına imza atma lütfunda bulunduğu herhangi bir belgenin değerini artırırdı. Yani bizim Marley, bir kapı çivisi ne kadar ölüyse o kadar ölüydü. […]

Benoit Becker – Ölüm Şatosu

Thorwald dehşet içinde etrafı dinledi: Neydi bu ses?… “O”nun sesi miydi yine?…Yoksa şatonun koridorlarında bir inilti gibi yankılanan rüzgârın sesi mi?… Hayır!… “O’ydu… “O”nun sesiydi!… Bu ses, hafif bir iniltiyle başlıyor, sonra, işkence edilen birinin yalvarışları, hıçkırıkları halinde, uzun koridorları, kapalı kapıları aşıyor ve korkunç çığlıklarla, Thorwald’a ulaşıyordu!… Thorwald, yatağında doğruldu, elleriyle kulaklarını örttü, fakat […]

E-Kitap indir & Kitabe © 2018