Kategori: Klasikler

Mehmet Ali Işım – Upanişadlar

Düşünce dünyamız iki asırdan beri dar ufaklara hapsedilmiş bulunmaktadır. Tarihî-islâmi kaynaklı fikirlere yabancılaştıktan sonra Batıya yönelen okur-yazarlarımız, geniş bir tercüme, adapte ve aktarma faaliyetine giriştiler. Tanzimat döneminde başlayan bu yöndeki faaliyetler özellikle Cumhuriyetten sonra hükümetlerin maarif siyasetleri meyanında sayılagelmiştir. Maarif Vekâletince 1940’larda seri halinde Latin, Yunan, İtalyan, Fransız, İngiliz, Alman, Amerikan, Rus vb. dillerinden yüzlerce […]

Maksim Gorki – Ekmeğimi Kazanırken

Sanırım, Gorki’nin eserinin unutulduğu bir zaman gelecektir; ancak bin yıl sonra bile insan Gorki’nin unutulacağı şüphelidir. (Anton Çehov) Aleksey Maksimoviç Peşkov Rusya’da sosyal adaletsizliğin edebiyatta ve toplumsal alandaki tartışmaların önemli bir konusu olmaya doğru yol aldığı bir dönemde, yoksul koşullar altında büyüdü. Büyükbabası Volga üzerinde çalışan gemileri karadan çeken işçilerden biriydi; erken yaşta ölen babası […]

Maksim Gorki – Çocukluğum

Yarı karanlık, daracık odada, babam pencerenin önünde, yerde yatıyordu. Üzerinde olağanüstü uzun, beyaz bir örtü vardı. Çıplak ayaklarının parmakları tuhaf bir biçimde ortadaydı, göğsünün üzerinde sakin kavuşturulmuş ellerinin parmakları da büküktü; her zaman neşeli bakan gözlerinin üzerine birer siyah madenî para sıkıca yerleştirilmişti. Sevimli yüzü karanlıktı, tuhaf görünen dişleri korkutuyordu beni. Annem, üzerinde kırmızı bir […]

Maksim Gorki – Bozkırda

Tanıdıklarımdan biri bana şu hikâyeyi anlattı bir gün: Moskova’da öğrenciyken, “malûm kadınlar”dan biriyle, anlarsın ya, komşuluk etmek zorunda kalmıştım. Tereza adında bir Polonyalıydı, tri-yarı, kömür küfesinden çıkmış gibi kara bir kadındı. Birbirine bitişik kaşları, baltayla yontulmuşcasına kaba-saba bir suratı vardı. Karanlık gözlerinin hayvanca parıltısından, kalın ve gür sesinden, külhani tavırlarından, satıcı kadınlara benzer iri gövdesinden […]

Maksim Gorki – Benim Üniversitelerim

Sanırım, Gorki’nin eserinin unutulduğu bir zaman gelecektir; ancak bin yıl sonra bile insan Gorki’nin unutulacağı şüphelidir. (Anton Çehov) Aleksey Maksimoviç Peşkov Rusya’da sosyal adaletsizliğin edebiyatta ve toplumsal alanda tartışmaların önemli bir konusu olmaya doğru yol aldığı bir dönemde, yoksul koşullar altında büyüdü. Büyükbabası Volga üzerinde çalışan gemileri karadan çeken işçilerden biriydi; erken yaşta ölen babası […]

Maksim Gorki – Ana

Lukacs [1] Çağdaş Gerçekliğin Anlamı’nda, bütün sanatların özünün, (hedef ve amacının) insan olduğunu söyler. İnsanı kavramak nasıl mümkündür peki? Onun köküne inerek mi? İnsanın kökü gene insanın kendisi olduğuna göre, insanın etrafında dolaşıp duran bir sanattan (edebiyattan) mı söz ediyoruz hep? Kant, [2] Salt Aklın Eleştirisi’nde, akıl ile aklı kavramak, eleştirmek gibi bir tür tuhaflık […]

Louis-Ferdinand Céline – Gecenin Sonuna Yolculuk

1940’lardan sonra bir daha hiç izine rastlanmayan Gecenin Sonuna Yolculuk’un ilk elyazması, 2001 yılı baharında bir satış katalogunda yeniden ortaya çıkıverdi. Zamanımızın güncel olaylarının çapı göz önüne alındığında kuşkusuz küçük bir haberdi bu. Yine de, satış gerçekleşene dek, genelde kitaplarla ilgili konuların pek üzerinde durmayan televizyon da dahil, medyanın her alanında aylarca haber ve yorum […]

Louisa May Alcott – Küçük Kadınlar

Jo, halının üzerine uzanmış, “Hediyesiz Noel olur mu hiç?” diye söyleniyordu. Meg, eskimiş giysilerine bakarak içini çekti ve “Fakir olmak ne kötü!” dedi. Küçük Amy burnunu çekerek “Bazı kızların bir sürü şeyi varken bazılarının hiçbir şeyinin olmaması bana hiç de adil gelmiyor,” diyerek onlara katıldı. Beth, köşesinden doğruldu. “Ama annemiz babamız var. Biz varız.” Dört […]

Lewis Carroll – Alice Harikalar Diyarında

”Alice” dünya edebiyatında başlı başına bir tür oluşturuyor. İlkin Oxfordlu Matematik Profesörü Charles Dodgson’un, bir sandal gezintisi sırasında üç küçük kıza anlattığı masaldan fazla bir şey değilken, 1865 yılında kitap olarak çıkmasıyla ününün dünyayı tutması, hemen birçok dile çevrilmesi bir oldu. Hatta Kraliçe Victoria bile bu kitaptan o kadar hoşlanmış ki, yazardan, başka yapıtı çıkarsa […]

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Şeytan

Lev Tolstoy (1828-1910) Anna Karenina’yı bitirdikten yaklaşık on yıl sonra, 1898 Kasımı’nda, Şeytan adlı uzun öyküsünü kaleme almıştır. İlk bakışta, yayınevimizce hazırladığımız Kreutzer Sonat (1890) ile dolaylı da olsa tematik bir bağlantısı bulunan bu uzun öykü, okuru oldukça düşündürecek tuhaf bir ‘kara delik’ çevresinde dönmektedir. Bizim kültürümüzün tanımıyla, genç bir ‘köy ağası’, babasından kalma çiftliği […]

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Kroyçer Sonat

Tolstoy’un başı sansür ve polisle her zaman dertteydi. Hükümetin doğru düzgün baş etmeyi beceremediği kıtlıklardan, acımasız yönetimin açtığı davalara dek halk ve liberal muhalefet hep Tolstoy’dan bir tepki bekliyordu ve o da kendisinden beklenen tepkiyi vermemezlik etmiyordu. Bir romancı olduğu kadar toplumsal sorunlara işaret eden bir kişilik ve ahlâkçı olarak da ünlüydü. Liberal bir yazar, […]

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Kazaklar

Moskova’da bütün sesler susmuştu. Kış ayazının hâkim olduğu sokakta arada bir uzaktan gelen tekerlek gıcırtısı duyuluyordu. Evlerin ışıkları sönmüştü, sokak fenerleri bile artık yanmıyordu. Kiliselerden, sabahın habercisi olan çan sesleri, uyuyan kentin üzerinde dalgalanıyordu. Sokaklarda kimse yoktu. Ara sıra gece çalışan ve müşteri bekleyen arabacılardan biri uyukluyor, yerdeki karla kumları birbirine katarak incecik şeritler halinde […]

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Kafkas Tutsağı

12 Temmuz günü Yüzbaşı Hlopov, Kafkasya’ya geldiğimden beri üzerinde hiç görmediğim bir kılıkla, apolet takmış, kılıç kuşanmış olarak evimin alçacık kapısından içeri girdi. “Albayın yanından geliyorum,” dedi soran bakışlarıma karşılık olarak. “Bizim tabur yarın yola çıkıyor.” “Nereye?” “X’e. Birlikler orada toplanacakmış.” “Oradan da herhalde operasyon için bir başka yere gidilecektir?” “Olabilir.” “Nereye acaba? Ne dersiniz?” […]

Lev Nikolayeviç Tolstoy – İnsan Neyle Yaşar

Tolstoy, uzun ömrü boyunca “insan”ı ilgilendiren hemen her konuya olduğu gibi pedagojiye ve eğitime de epeyce kafa yormuştur. Öncelikle her yaştan öğrenciyi, sonra da halkın her kesimini hedefleyerek, 1872-1886 yılları arasında yazdığı hikâyeleri dört “okuma kitabı”nda (Ruskiye Knigi Dlya Çteniya) toplamıştır. Bir bölümü halk masallarından, kıssalardan, menkıbelerden esinlenen ve gayet yalın bir dille yazılmış olan […]

Lev Nikolayeviç Tolstoy – İnsan Ne İle Yaşar

Tolstoy 28 ağustos 1828’de Tulainde Yasnaya Polyana’da doğdu. Annesi çok küçükken öldü. Babası ve kardeşleriyle yaşadığı aile topraklarında Rus kırsal yaşamını erkenden tanımış oldu. On beş yaşında Voltaire’i ve üstünde kalıcı bir etki bırakacak olan Rousseau’yu okudu. 1847’de üniversiteden ayrılarak köylülerine yararlı olmak amacıyla dönüp, Yasnaya Polayana’ya yerleşti. Genç Tolstoy, dört yıl süren acılardan ve […]

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Hayatın Anlamı

Bir klasik roman yazarı olan Tolstoy’un öyküleri de aynı kuvvetle kaleme alınmış metinlerdir. Bu kitapta yer alan öyküler, onun ne kadar kuvvetli ve kudretli bir gözlemci olduğunun isbatıdır. Dönemin Rusya’sında yaşanan trajedileri yokluk-varlık, zenginlik-yoksulluk, sevgi-sevgisizlik, bağlamında ele alan yazar, görkemli bir edebiyat çatısı kuruyor öyküleriyle. Her biri bağımsız bir hayatı anlatan bu öyküler, kendine yeni […]