Kategori: Felsefi

Orhan Kemal – Hanımın Çiftliği 1 – Vukuat Var

Recai Efendi Cocuk Kutuphanesi Taneleri fındık iriliğindeki kehribar tesbihini sıkırdatarak Kurukopru’de, berber Kurt Resid’in dukkanından iceri giren Cemsir, kapıda bir an durdu. Berber Resit o sıra gozunde gozluk, yaprakları lime lime olmus Kankalesi Cengi’ni kimbilir kacıncı kez okumaktaydı. Kendini kitaba kaptırmıs, sallanıyordu. Cemsir’in iceri girdiğini gorunce, gozluğunu telasla cıkarıp kalktı: — Buyur ağa! Cemsir iceri […]

Oğuz Atay – Tutunamayanlar – Bütün Eserleri 1

Şaksiper Kimdir, Eseri Nedir? Yıllar önce yayımlanmış bir broşürün adıydı bu. Ne yazık ki artık adını hatırlayamadığım müellifi, ünlü İngiliz yazarını şöyle 15-20 sayfalık küçük ama yoğun bir broşürle anlatıyordu. Kitapçığın kapağında “Şaksiper”in resmi bile vardı. Oğuz Atay’ın hayatını ve eserlerini kapsayan bir önsöz yazmak çabası da işte bu “adsız” araştırmacınınki kadar acıklı ve tuhaf […]

Nikos Kazancakis – Kardeş Kavgası

Özgürlük mü istiyor? Vurun, öldürün onu. Güneş Kastello’ya ulaşmış, damları ışığa boğmuştu. Şimdi kabarıyor işte ve inişli çıkışlı yokuşlara yayılıyor, köyün kaskatı çirkinliğini acımasız, çırılçıplak ortaya koyuyor. Kül rengi, asık suratlı bir köydü bu; kupkuru, taştan yapılmış evlerinin kapılarını kurtlar kemirmişti, iki büklüm giriliyordu içeriye; kapkara, kasvetliydi ev içleri. Küçücük avlular fışkı, keçi gübresi, insan […]

Nikos Kazancakis – Günaha Son Çağrı

sa’nın ikili özü, insanın Tanrı’ya erişmek, daha doğrusu, Tanrı’ya dönüp, kendini onunla bir kılmak için alabildiğine insansı, insanüstü özlemi benim için hep derin, anlaşılmaz bir muamma olmuştur. Bu denli muammalı, muammalı olduğu kadar da gerçek bu Tanrı özlemi, bende derin yaralar açtığı gibi, gürül gürül fışkıran kaynaklar da meydana getirmiştir. Gençliğimden beri içimi kemiren başlıca […]

Nikos Kazancakis – Allah’ın Garibi

Francesco’nun söylediği sözleri, yaktığı işleri bir bir anlatmış değilim, aralarında değiştirdiklerim de var, söylemediği ama söyleyebileceği, yapmadığı ama yapabileceği şeyler eklediğim de oldu; bilgisizlik, küstahlık, ya da saygısızlıktan sanılmasın; Aziz’in hayatını efsânesiyle bağdaştırayım diye, bu hayatı elimden geldiğince özüyle uzlaştırabileyim diye. Sanatın buna hakkı vardır, sadece bir hak da değil bu, aynı zamanda her şeyi […]

Nikos Kazancakis – Aleksi Zorba

Çok sevdiğim bir işçi olan Aleksi Zorba’nın hayatını ve yaşama düzenini yazmayı çok kez istemişimdir. Hayatımda bana en çok iyiliği dokunan şeyler, gezilerle düşler olmuştur. Ölü ya da diri insanlardan, savaşmamda bana yardım edenler çok azdır. Ama ruhumda en çok iz bırakan insanları saptamak isteseydim, herhalde üç dört ad sayabilirdim: Homeros, Buddha, Bergson, Nice ve […]

Nikolay Çernişevskiy – Ne Yapmalı Cilt 2

Vera Pavlovna’nın gördüğü düş şu: Çaydan sonra “birtanem”le biraz gevezelik ediyor, sonra da odasına çekilip yatağına uzanıyor. Hayır, uyumak için değil; uyumak için daha erken, hiç sekiz buçukta uyunur mu! Soyunmuyor bile… yalnızca uzanıp eline bir kitap alıyor. Derken yavaş yavaş bir ağırlık çöküyor üzerine, gözleri kitaptan kayıyor ve Vera Pavlovna düşünmeye başlıyor: Bu son […]

Nikolay Çernişevskiy – Ne Yapmalı Cilt 1

Asıl adı Ne Yapmalı? olan ve günümüzden yaklaşık 140 yıl önce yazılan Nasıl Yapmalı?’dan gerek yazıldığı dönemde, gerekse sonraları o kadar çok söz edildi ve bu “roman bile olmayan roman”da fuhuş edebiyatından siyasal propagandaya kadar o kadar çok şey yapıldığı öne sürüldü ki, Çernişevskiy’in hem karşıtları, hem de yandaşları için soru sürekli olarak gündemde kaldı: […]

Murat Uyurkulak – Tol

Devrim, vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi. Saraylara merakla bakan sivil çocuklar hatırlıyorum. Geniş caddeler arşınlayan kavruk adamlar, böğürtlen yiyen kara kadınlar, sert laflar gezdiren kuru ağızlar… Annemin ağzı fazla bozuktu. Herhalde sadece benim korkmadan bakabildiğim, baştan başa izlerle kaplı yüzünün ortasında, buruşuk bir yaraya benzeyen ağzını açar ve her seferinde aynı şeyi söylerdi: “Bizi […]

Murat Menteş – Ruhi Mücerret

Dublörün Dilemması ve Korkma Ben Varım”ın yazarından doludizgin bir roman daha! Sıkı tutunun! İstiklal Harbi’nin son gazisi, 100 yaşındaki millî kahraman RUHİ MÜCERRET bir dünya starına nasıl dönüşüyor? Zaten ecelin menzilindeyken, esrarengiz psikopat MASUM CİCİ’yi haklayabilecek mi? Mabet filozofu AVNİ VAV’dan daha neler öğrenecek? NAZLI HİLAL’e, 70 yaş farka rağmen nasıl açılacak? Ve son nefesinde […]

Murat Menteş – Dublörün Dilemması

Adamın sol yanağında Nike amblemi şeklinde bir yara izi vardı. Mr. Nike siyah bir takım elbise giymiş ve yemin ederim papyon takmıştı. Kırlaşmış saçları gayet gür görünüyordu. Oturduğu koltukta vahşice bir kibirle başını geriye atmış, dudağı tiksintiyle bükülmüş, kaşları sımsıkı düğümlenmişti. Hidiv Kasrı’nın bahçesinde toplanan jet sosyeteye mensup 150 kişi bana gülücükler gönderirken, bu tanımadığım […]

Milan Kundera – Yaşam Başka Yerde

YA DA Şair dünyaya geliyor 1 Şaire nerede gebe kaldığını düşündüğünde annenin aklına üç olasılık geliyordu: bir gece park kanapesinde, bir öğleden sonra şairin babasının bir arkadaşının evinde ya da bir sabah Prag dolaylarındaki romantik bir köşede. Aynı şeyi baba düşündüğünde, şairin, arkadaşının evinde ana rahmine düştüğü sonucuna varıyordu, çür»kü o gün her şey ters […]

Milan Kundera – Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

1950 sonrasının Doğu Avrupa romanını ilkin “sosyalist gerçekçi” eserlerden tanımıştık. Formüllere göre yazılan bütün edebiyatlar gibi, belirli bir klişeleşme, standartlaşma, bir “ortalamalık” vardı bu romanlarda. Anti-Nazi direniş, yeni toplumsal düzenin kuruluşu vb. ortak değer yargıları, ortak yaklaşım, ortak üslupla anlatılıyordu. Bu “gerçekçi”liğin, sözkonusu ülkelerdeki “gerçek”liğe pek uymadığı da seziliyordu. Daha sonraları, Sovyetler Birliği de dahil […]

Marquis de Sade – Juliette #1 – Erdemsizliğe Övgü

Chiviyazıları Littera dizisinde sanal ve sanat eleştirisi ürünleri yayımlanır. Aykırı Edebiyat kitaplığında ise, çeşitli nedenlerle lanetlenmiş, yasaklanmış, ama sonuçta edebiyat dünyasının temel taşları arasında yer almış eserleri tam metin olarak bulacaksınız. Sade, Justine serisini Juliette’i ekleyerek tamamlamış ve bitirmiştir. Justine. “felsefi hikaye” ile geleneksel ifadesinden ayrılmadan genişletilerek yayınlandı. Bununla birlikte çoğalan şiddet, temel biçimi açıkça […]

Lisa Klein – Albia

Karaağaç Ormanı, îskoçya, M.S. 1032 İsimsiz bebek, yün bir bezin içinde, soğuk toprağın üzerinde duruyordu. Tepede dolaşıp duran bir baykuş, pençelerinin arasına aldığı bulut parçalannı, ayın üstüne battaniye gibi örtmüştü. Karanlıkta, Dun Inverness’in taş du-yarlarının arasında iki kişi itişip kakışıyordu. Adam inleyerek sendeledi. Kadın, yani Rhuven, pelerinine sannıp bebeği yerden aldı. Bodur, sık çalılıkların arasından […]

Knut Hamsun – Açlık

Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehirde, Kristiania’da aç sefil sürtüyordum o günlerde… Tavan arasında uyanık yatıyordum, alt katta bir saatin altıyı vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık, insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı. İlerde, eski “Morgenbladet” gazeteleri döşeli oda kapısında Fenerler işletmesinin bir ilanını görebiliyordum; onun biraz solunda iri siyah harfli bir ilanda fırıncı Fabian […]