Kategori: Bilimkurgu

E. C. TUBB – Uzay 1999

JOHN KOENİG uzun süren bir günün sonunda kendini yorgun hissediyordu. Bu yorgunluk, adale ağrılarından çok sinir gerginliğinden olmuştu. Yorgunluğunu onu ay üssü Alfaya götüren Kartal’ın yolcu kabininde, rahat koltukta oturarak gidermeye çalışıyordu. Gemi onu evine götürüyordu. Evi! İnsanın evi doğduğu ve büyüdüğü yer olmalı. Ama tuhaftır, dünya ile arasında, çeyrek milyon millik bir boşluk olan […]

Douglas Adams – Yıldız Gemisi Titanic

YILDIZGEMİSİ Titanic fikri de tıpkı diğer fikirler gibi ortaya çıktı, yani damdan düşercesine akla geliveren bir çift cümle olarak. Yıllar önce, “Yaşam, Evren ve Her Şey”de konu dışı ortaya atılıvermiş bir sözden ibaretti. Orada diyordum ki, ilk yolculuğuna yeni çıkan Yıldız-gemisi Titanic, Kendiliğinden Olma Kapsamlı Varoluşsal Arıza’ya uğradı. Olay örgüsünün gelişmesini beklerken öylesine araya sokuşturulan […]

Douglas Adams – Ruhun uzun karanlık çay saati

Yeryüzünde konuşulan hiçbir dilde “havalimanı kadar güzel” diye bir deyimin olmayışı bir rastlantı sayılamaz. Havalimanları çirkindir. Bazıları ise çok çirkin. Bazılarının ulaştığı çirkinlik derecesi ise ancak özel bir gayretin sonucu olabilir. Bu çirkinliğin nedeni havalimanlarının yorgun, öfkeli ve bavullarının Murmansk’a inmiş olduğunu az önce keşfetmiş insanlarla dolu olması (Murmansk havalimanı bu şaşmaz kurala tek istisnadır) […]

Douglas Adams – Otostopçunun Galaksi Rehberi (Kabalcı)

Galaksinin Batı Sarmal Kolu’nun bir ucunda, haritası bile çıkarılmamış ücra bir kösede, gözlerden uzak, küçük ve sarı bir güneş vardır. Bu güneşin yörüngesinde, kabaca yüz kırksekiz milyon kilometre uzağında, tamamıyla önemsiz ve mavi-yeşil renkli, küçük bir gezegen döner. Gezegenin maymun soyundan gelen canlıları öyle ilkeldir ki dijital kol saatinin hâlâ çok etkileyici bir buluş olduğunu […]

Douglas Adams – Otostopçunun Galaksi Rehberi

Galaksimizin haritası bile çizilmemiş ücra bir köşesinde, pek fazla bilinmeyen Baƨ Sarmalı kolunda gözden ırak, küçük, sarı bir güneş vardır. Bu güneşin yörüngesinde, aşağı yukarı doksan iki milyon mil uzaklıkta, pek göze batmayan yeşil-mavi bir gezegen vardır. Bu gezegende yaşayan maymundan türemiş yaşam biçimleri o kadar ilkeldirler ki dijital saatlerin çok parlak bir buluş olduğunu […]

Mehmet Ali Bulut – Fardipli Sinha

SinHa Kitabı elınıze aldığınız andan itibaren içine düşebileceğınız girdabın kenarında olduğunuzu hatırlatmak istiyoruz. Bu girdap özellikle dünyaya belli açılardan bakanlar ve şekillendirilmiş inanç sahipleri için yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Etki alanına alacağı koşullu inancı aklın akıntılarında sağa sola savurduktan sonra sahibinin ruh derinliklerine fırlatacak olan girdap, koşullanmamış inançlar için aklın labirentlerinde eğlenceli bir gezi olacaktır… Bu […]

Mehmet Açar – Siyah Hatıralar Denizi

“Gidemeyeceğimiz yer yok. O inanışla, özgüvenle dopdolu, yola çıktık başka dünyalara. Peki ne yapacaktık o dünyalarla? Ya biz onların efendisi olacaktık ya da onlar bizim: Yetmezlik içindeki zihinlerimizde tek düşünce buydu!” Stanislaw LEM, Solaris Yeşil hiç bitmeyecekmiş gibi ufuk çizgisine uzanıyor, beyaz bulutlar üstümüzden akıp gidiyor, babam ağaçlara bakıyor ve bana doğru dönüp “Bak, haziran […]

Dost Körpe – Nötralizör

IMT kafeteryasında, beyaz gömlekli zenci garsonun birkaç saniye önce önüne bıraktığı beyaz fincanın içindeki renksiz sıcak suya, rulo bir kutunun içinden çıkardığı kahve tabletini atarken ve karşısındaki, Mars manzarasıyla kafeteryanın solunabilir atmosferini birbirinden ayıran, solar radyasyon filtreli camın ardındaki gri enginliğe çevresinde toplanmış çocuklardan ikisinin omuzlarına kollarını atmış halde bakan daracık beyaz üniformalı anaokulu görevlisi […]

Mary Shelley – Frankenstein ya da Modern Prometheus

Yazarın, Standard Novels Baskısındaki Önsözü (1831) Frankenstein’ı dizilerinden biri için seçen Standard Novels yayımcısı, benden öykünün ortaya çıkışı hakkında bilgi vermemi rica etti. Ben buna dünden razıydım, çünkü bu sayede şahsıma sık sık yöneltilen bir sorunun cevabını verebilecektim: O sıralarda henüz bir genç kız olan ben, nasıl böylesine dehşet bir fikri düşünmüş, geliştirmiştim? Yazılarımda kendimi […]

Martin Gardner – Matematikçinin Galaksi Rehberi

Yaşamım boyunca, fazla diyemem tabii, yeterli sayıda rasyonel insanla tanışma şansı buldum. İş dostluğa gelince bir rasyonel insan, binlerce bulanık fikirlinin yerini tutuyor. Martin Gardner tanıştıklarımın en sessiz, rasyonellik konusunda en coşkusuz ama aynı ölçüde en verimlisi. Gardner, 1950’lerde yazdığı klasik yapıtı Fads and Fallacies in the Name of Science 1 ile bilimin akla aykırı […]

Margaret St. Clair – Uzaydan Gelen Ajan

Don, Fyon’da geçen zamanın elle tutulabilecek kadar belirli olduğunu hissediyordu. Zaman, sanki palmiye ağaçlarının geniş yapraklarından tembel tembel süzülüp, hurma ağaçlarının dökülmüş sarı ve pembe yapraklarından meydana gelmiş gevşek havuzlarda toplanıyormuş gibi görünüyordu. Fyon’un üzerinde her gün esen meltem rüzgârlarının ılık ve tazeliği insanın içine rahatlık veriyordu. Palmiye ağaçlarının uzun gövdeleri, sanki zamanın akışını önlemek […]

Margaret Atwood – Antilop ve Flurya

Kar Adamı şafaktan önce uyanıyor. Hareketsiz yatıyor, çeşitli engellere vuran dalgaların sesini dinliyor: Hışşş, hışşş, nabız gibi. Hâlâ uykuda olduğuna inanmayı öyle istiyor ki. Doğu ufkunda sis var. Gül rengi, ö Ya da başka bir biçimde söylenmiş olmalıydı.. . Ama Kar Adamı bundan kesinlikle sakınmadıklarına emin. On kişiden dokuzu sakınmıyordu herhalde. “Stres atmak için” diyor. […]

Dmitry Glukhovsky – Metro #2 – Metro 2034

Yıl 2034. Dünya harabeye dönmüş. İnsanlık neredeyse tamamen yok olmuş. Radyoaktivite yüzünden yıkılan kentler yaşanmaz hale gelmiş. Anlatılanlara göre, kent sınırlarının dışında uçsuz bucaksız, yanmış, ıssız topraklar ya da balta girmemiş sık ormanlıklar uzanıyor. Ama hiç kimse orada ne olduğunu bilmiyor. Uygarlık bitmiş. İnsanlığın bir zamanlardaki yüceliğine ilişkin anılar artık masallar ve söylencelerle yayılıyor. Son […]

Dmitry Glukhovsky – Metro #1 – Metro 2033

YOLCULUK BAŞLIYOR; Sevgili Moskovalılar ve kent sakinleri! Moskova Metrosu, olağanüstü tehlikeyi göze alacağınız bir ulaşım aracıdır. Metro vagonundaki bir ilan. Kim bir ömür boyu karanlığa bakacak kadar cesur ve kararlıysa, orada ilk umut ışığını o fark edecektir. Han.   “Kimdi o? Artyom, bir göz at!” Ateşin yanında oturan Artyom isteksiz yerinden kalktı, otomatik silahını doğrultarak […]

Leigh Brackett – Uzayda İsyan

Ilık bir Haziran gecesi Times Square. Göze yabancı gelmeyen ışıklar, kalabalık, tiyatrolar, dükkânlar, Lindty’ye girmek üzere bekleyen turist kuyruğu. Trehearne, yüksek irtifa uçuşu hakkında yeni bir kitap alımak üzere teknik kitaplar satan bir kitapçıya girmişti. Bir masanın arkasında oturan Kerrel’in yüzüne bakmıştı ve bu bakış, sonucun başlangıcı olmuştu. Bu bakış, Trehearne’den başka kimse için herhangi […]

Leigh Brackett – Uzayda Büyük Sıçrayış

Dünyalar arasında, Güneş Sisteminin bir ucundan diğer ucuna, tarihi titreten bir haber dolaşıyordu. Birisi Büyük Sıçrayışı yapmıştı. Birisi geri dönmüştü. Binlerce hava limanlarındaki barlarda uzay adamları konuşuyorlardı. Sayısız şehirlerin caddelerinde halk konuşuyordu. «Birisi Büyük Sıçrayışı başarmış, birisi geri dönmüş. Şu son grup… Ballantyne’in takımı. Söylediklerine göre…» Birbirine zıt, garip, mümkün olmayan, üzücü şeyler söyleniyordu. Fakat […]