Kategori: Bilimkurgu

Hugh Howey – Woll Serisi #1 – Silo

Holston, ölümüne giden yolda basamakları bir bir tırmanırken, çocuklar En-Tepe’de habersizce oyun oynamaya devam ediyorlardı; sadece mutlu çocukların yapabileceği bir biçimde bağrıştıklarını duyabiliyordu. Onlar hemen yukarısında deliler gibi tepinirken usul usul çıktı basamakları Holston. Sarmal merdiveni düzenli ve hantal adımlarla tırmanırken eskimiş botları metal basamakları çınlatıyordu. Tıpkı babasından kalan botları gibi basamaklar da aşınmışlık izleri […]

Hillary Jordan – Uyandığında

Uyandığında, kırmızıydı. Kızarmış ya da güneşten yanmış değildi, dur işaretinin o iddialı kesif kırmızı rengini almıştı. İlk önce ellerini gördü. Gözlerinin önünde tutup, gözlerini kısarak ellerine baktı. Birkaç saniye elleri, kirpiklerinin gölgesinde ve tavandan gelen yoğun beyaz ışıkta siyah gibi göründü. Sonra gözleri alışınca, yavaş yavaş geçti göz aldanması. Avuçlarını, ellerinin tersini inceledi. Elleri başının […]

Cihan Karamancı – John Scalzi – Hayalet Tugay

Kayayı kimse fark etmedi. Çok da iyi bir sebebi vardı bunun. Ömrünü uzun zaman önce tüketmiş kısa dönemli bir kuyrukluyıldızın yörüngesindeki milyonlarca kaya ve buz kütlesinden biri olan bu alelade kaya, tıpkı o cansız kuyrukluyıldızın bir parçası gibi gözüküyordu. Kaya diğer bazılarından daha küçük, bazılarındansa daha büyüktü; fakat genel olarak bakıldığında onu diğerlerinden o veya […]

Hasan Ali Toptaş – Uykuların Doğusu

Bir gölge gibi, masaya doğru yeniden yürüdüm. Doğrusunu istersen, içimdeki hikâyenin hangi cümleden başlayacağını bilemiyordum o sırada. Sendeleye sendeleye, rutubet kokularının arasından geçip masanın başına oturduğumda da bilemedim zaten, parmak uçlarımda biriken o dehşet verici uğultularla birlikte, öylece kımıldandım durdum. Sonra, işte ben böyle kımıldanırken, nasıl oldu bilemiyorum ama, birdenbire masanın üstündeki kâğıtların şeklini alan […]

Stephen King – Tılsım

15 Eylül 1981 günü, Jack Sawyer adında bir çocuk, ellerini blucininin ceplerine sokmuş, kararla suyun birleştiği noktada duruyor, sakin Atlas Okyanusuna bakıyordu. On iki yaşındaydı ama boyu yaşına göre uzundu. Denizden esen bir rüzgâr, fazlaca uzamış kumral saçlarını arkaya doğru uçurup geniş, güzel alnını açtı. Çocuk üç aydan beri hayatını dolduran karmaşık, acılı duygular arasında, […]

Stephen King – Mahşer

Hapscomb’un benzin istasyonu Arnette’in hemen kuzeyinde, 93 numaralı karayolunun üzerindeydi. Houston’dan yüz yetmiş kilometre uzakta olan Arnette, dört sokaktan oluşan berbat bir kasabaydı. Bu gece bütün müdavimler benzin istasyonunda toplanmışlardı. Kasanın yanına yerleşmiş, bira içiyor, şundan bundan söz ediyor, ışıklı büyük levhaya çarpan böcekleri seyrediyorlardı. Burası Bili «Hap» Hapscomb’un benzin istasyonuydu. Bu yüzden de Hapscomb […]

Stephen King – Buick 8

Şimdi: Sandy Curt Wilcox’in oğlu, babasının ölümünün ardından merkezde çok, gerçekten çok vakit geçirmeye başladı ama kimse ona orada ne işi olduğunu sormadı veya ayak altından çekilmesini söylemedi. Ne yaptığını anlıyorduk: babasının anısına tutunmaya çalışıyordu. Polisler, yas tutanın psikolojisinden iyi anlar; çoğumuz bu konuda dilediğimizden fazla bilgiye sahibizdir. O yıl, Ned Wilcox, Statler Lisesi’nde son […]

Stephen Baxter, Terry Pratchett – Uzun Dünya

Ormandaki bir açıklıkta: Er Percy kuş cıvılƨları arasında uyandı. Silahlar yüzünden kuş cıvılƨsı duymayalı uzun zaman olmuştu. Bir müddet huzur verici sessizlikte uzanmakla yetindi. Seyyar döşeği yerine nemli fakat hoş kokulu çimenlerde yaƨyor olması, beyin sarsınƨsı geçirdiği için onu biraz endişelendiriyordu. Az öncesine kadar bulunduğu yerde pek fazla hoş bir kokuya rastlamak mümkün değildi. Barut, […]

Arthur C. Clarke – Uzay Efsanesi #4 – 3001 Son Efsane

Onlara ilkçocuk deniyordu. İnsanoğluyla uzaktan yakından ilgileri olmamalarına rağmen, etten ve kandandılar; uzayın derinliklerine baktıklannda, korku ile hayranlık arası bir saygı, şaşkınlık ve yalnızlık hissi kaplıyordu içlerini. Güç kazanır kazanmaz, kendilerine yıldızlar arasında dostlar aramaya başladılar. Araştırmaları sırasında, çok çeşitli yaşam türleri ile karşılaşmışlardı ve binlerce gezegenin evrim süreçlerini izlemişlerdi. Kozmik gecede ilk zeka pınltılannın […]

Arthur C. Clarke – Uzay Efsanesi #3 – 2061 Uzay Efsanesi

Yazarın Notu;  2010: İkinci Efsane’nin 2001: Bir Uzay Efsanesi’nin doğrudan doğruya bir devamı olmayışı gibi, bu kitap da 2010’un devamı değildir. Aynı konu hakkında aynı karakterleri ve olayları içeren, ama aynı evrende geçmesi gerekmeyen çeşitlemeler olarak kabul edilmelidirler. 1964’te (insan Ay’a ayak basmadan beş yıl önce!) Stanley Kubrick “dillere destan bir bilimkurgu filmi” yapmamızı önerdiğinden […]

Arthur C. Clarke – Uzay Efsanesi #2 – 2010 Uzay Efsanesi

‘ Tüm Galakside, “bilinç”ten daha değerli bir şey bulamadıklarından, onun her yerde doğması için çaba gösterdiler. Yıldız tarlalarının çiftçileri oldular, ektiler, bazen de biçtiler. Bazen de soğukkanlılıkla zararlı otları ayıkladılar. Bin yıllık bir yolculuktan sonra araştırma gemisi Güneş Sistemi’ne girdiği zaman dev dinozorlar çoktan yok olmuştu. Gemi donmuş dış gezegenleri geçti ve ölmekte olan Mars’ın […]

Arthur C. Clarke – Uzay Efsanesi #1 – 2001 Bir Uzay Efsanesi

Şimdi hayatta olan her insanoğlunun ardında otuz hayalet duruyor, çünkü bu aynı zamanda yaşayanların ölenlere oranıdır. Zamanın başlangıcından günümüze kadar Dünya gezegeninde aşağı yukarı yüz milyar insan yaşamıştır. Bu sayı ilginçtir, çünkü şaşılası bir rastlantıyla bizim yerel evrenimiz Samanyolu’nda yaklaşık yüz milyar yıldız olduğu tespit edilmiştir. Buna göre yaşayan her insan için evrende bir yıldız […]

Haruki Murakami – Zemberekkuşu’nun Güncesi

O kadın telefon ettiğinde mutfakta kendime makarna pişiriyor, bir yandan da Rossini’nin radyoda çalan Hırsız Saksağan uvertürüne eşlik ediyordum, ki makarna pişirmek için bu kadar uygun bir müzik olamaz. Önce telefon sesine aldırış etmeyip makarnamı pişirmeyi sürdürmek geldi içimden. Neredeyse hazırdı zaten. Claudio Abbado yönetimindeki Londra Senfoni Orkestrası, kendini müziğin coşkusuna kaptırmış, sesini iyice yükseltiyordu. […]

Haruki Murakami – Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Asansör bir hayli ağır bir hızla yükselmeye devam ediyordu. Yalnız yukarı çıktığını sanmış da olabilirim. Ancak, kesin olarak bilemiyorum. Hızın o kadar yavaş olması yüzünden yön algılamam da yitip gitmişti neredeyse. Hatta, asansör aşağıya iniyor olabileceği gibi, olduğu yerde duruyor da olabilirdi. Fakat, oraya gelene kadarki koşulları düşününce, işime öyle geldiği için asansörün yukarı çıktığı […]

Harry Harrison – Paslanmaz Çelik Sıçan

Büronun kapısı aniden açıldığında oyunun biƫğini anlamışƨm. İyi para kazanmışƨm ama her şey geride kalmışƨ arƨk. Polis içeri girerken koltuğumda arkama yaslanıp mutlu bir gülümseme takındım. O da bütün diğer polisler gibi kasvetli ve ağırkanlıydı; espriden de anlamıyordu. Daha ağzını bile açmadan söyleyeceklerini hemen hemen biliyordum. “James Bolivar diGriz sizi tutukluyorum. Suçlarınız—” Burada suç kelimesini […]

Arthur C. Clarke – Şehir ve Yıldızlar

Aşağıda, ilk romanım Against the Fail of Night’ı okumuş ve elinizdeki çalışmadaki malzemenin bir kısmım hatırlayacak olanlar için kısa bir açıklama yapılmıştır. Against the Fail of Night’a 1937’de başlanmış ve dört beş eskizden sonra 1946’da tamamlanmıştı; ancak yazarın elinde olmayan bazı nedenlerden dolayı, kitabın yayınlanması birkaç yıl gecikmişti. Bu çalışma iyi karşılanmış olsa da, bir […]