Kategori: Aşk

John Steinbeck – Alev

ALEV, yeni bir tarzda, roman-piyes tarzında üçüncü denemem oluyor. Bunu benden önce deneyen oldu mu, pek bilmiyorum. Bundan önce iki kitabım, FARELER VE İNSANLAR ile AY BATARKEN bu tarzdaydı. Bir bakıma buna yeni bir tarz demek yanlış olur. Daha ziyade birçok eski tarzların karışımı bir şey. Kolay okunabilecek bir kısa romandır bu. Bu şekli tercih […]

John Green – İlk Aşk

Üstün zekâsıyla tanınan Colin Singleton liseden mezun olmasının ve on dokuzuncu sefer Katherine isimli bir kız tarafından terk edilmesinin ertesi sabahı banyo yaptı. Banyo küvetinde yıkanmayı tercih ediyordu; hayattaki ilkelerinden biri yatarak kolayca yapılabilecek bir şeyi asla ayakta yapmamaktı. Suyun ısınmasının hemen ardından küvete girip oturdu ve su onu kaplarken boş gözlerle baktı. Bükerek küvete […]

John Fowles – Mantissa

Göz kamaştırıcı, uçsuz bucaksız bir pusun bilincindeydi, sanki bir buhar denizinin üzerinde yüzerken, aşağıya bakan, Tanrısal alfayla omegaydı bu; derken, belli belirsiz bir zaman aralığının ardından, aynı keyiϐle olmasa da sınırsız uzay ve imparatorluk izlenimini son derece büzülmüş ve intibaksız bir şeye indirgeyen mırıltıları ve çevrede gezinen gölgeleri seçebildi. Odžlümcül bir düşüş hızıyla mırıtılar seslere, […]

John Fowles – Büyücü

1927’de doğdum, her ikisi de Inǚ giliz ve orta sınıfa mensup bir anne– babanın tek çocuğuydum, onlarsa berbat cüce Kraliçe Victoria’nın bitmek bilmeyen kasvetli döneminde doğmuş, hayatları boyunca da asla onun uzun gölgesinden sıyrılamamışlardı. Beni özel okula gönderdiler, iki yılımı askerlik yaparak harcadım, Oxford’a gittim ve işte orada olmak istediğim kişi olmadığımın farkına varmaya başladım. […]

John Fante – Roma’nın Batısı

Aylardan ocaktı, soğuk ve yağmurlu bir gün; yorgundum, sefildim, sileceklerim çalışmıyordu ve Tate Cinayetleri hakkında “Bonnie ve Clyde tarzında” zekice bir senaryo yazmamı isteyen milyoner bir yönetmenle sürekli içilip konuşulan uzun bir geceden sonra fena halde akşamdan kalmaydım. Para söz konusu değildi. “Ortak olacağız,” demişti yönetmen, “yarı yarıya.” Son altı ayda üç benzer teklif daha […]

John Fante – Los Angeles Yolu

Los Angeles Limanı’nda bir çok işe girip çıkmıştım, çünkü yoksulduk ve babanı ölmüştü. İlk işim çukur kazmak olmuştu, liseden mezun olduktan kısa bir süre sonra. Geceleri sırtımın ağrısından uyuyamıyordum. Boş bir alanda hafriyat yapıyorduk, hiç gölge yoktu, güneş bulutsuz gökyüzünden dosdoğru üzerimize iniyordu ve ben zevk için kazan iki yarmayla birlikte o çukurun dibindeydim. Adamlar […]

John Fante – Büyük Açlık

Dibber Lannon’un bir abisi var. Adı Pat Lannon. Dibber bana abisinin bir gün papa olacağını söylemişti. Neyse, fena halde yanıldı Dibber. Bana abisinin dünyanın gelmiş geçmiş en büyük papası olacağını söylemişti, büyük Papa Pius’dan bile daha büyük. Yuh olsun Dibber Lannon’a! Şu yüzden: Ben ve Dibber ilkokul üçteyken Pat Lannon sekizinci sınıftaydı. Hatırlıyorum onu. Ne […]

John Cleland – Bir Kadının Zevk Anıları

Bir Kadının Zevk Anıları, yani daha iyi bilinen ismiyle Fanny Hill, İngiliz edebiyatının en çok tartışılan metinlerindendir. On sekizinci yüzyılın ortasında şehvet edebiyatı popüler olmaya başlayınca dek John Cleland ahlaksız yakıştırmasından kurtulamamıştır ve seksüel zevk ayini olarak kabul edilen Fanny Hill en iyi satan romanlar kategorisine girmiştir. Hikâye Fanny’nin masum olarak bildiği Londra’ya gelişi ile […]

D.H. Lawrence – Ölen Adam

Mezopotamya – Mtsır – Yunaneli üçgeni içinde yüzyıllarca gidip gelen efsanelerin düğüm noktası Anadolu – Suriye – Lübnan, üçgenin üç köşesinde unutulmağa başlayan şeyleri, yüzyıllarca, yaşamlarının bir parçası olarak taze tuttular {1} , tutmakla kalmayıp Roma’ya öğrettiler, aşıladılar. Eski mysterion’lar, mythos’lar, do ğa ile yeniden bir bağ kurmağa, unutulmuş heyecanları tazelemeğe götürüyordu. Doğu gizemciliği yeniden […]

D.H. Lawrence – Lady Chatterley’in Sevgilisi

Çağımız ister istemez içler acısı bir çağolduğundan, onu acıklı görmekten kaçınıyoruz. Büyük yıkım gelip geçti, kalıntılar ortasındayız şimdi, küçücük yeni evler kurmaya, küçücük umutlar beslemeye başlıyoruz. Oldukça güç bir iş bu: geleceğe uzanan düz bir yol yok, ama engellerin çevresinde dönüp duruyoruz ya da üzerlerinden atlıyoruz. Yaşamamız gerek; yer gök yıkılmış olsa bile. Constance Chatterley’in […]

Cuniçiro Tanizaki – Şazende Şunkin

Günümüzden bin yıl önce yaşamış olan Murasaki Şikibu da dahil olmak üzere gelmiş geçmiş bütün Japon yazarları arasında, edebiyatı, “ölüm”den ve “öğretiler”den bağımsız olarak beş duyuyla kavrayan tek yazar, kuşkusuz Cuniçiro Tanizaki olmuştur. Yirmi dört yaşında ilk yapıtı basılan Tanizaki, yazarlık mesleğini tam elli beş yıl sürdürdü ve defalarca Nobel’e aday oldu. Yetmiş dokuz yaşında […]

Cuniçiro Tanizaki – Naomi

Kari koca olarak aramızdaki ilişkiye ait gerçekleri olabildiğimce dürüst ve samimi bir biçimde, yaşandıkları gibi aktarmaya çalışacağım. Muhtemelen böyle bir ilişkinin bir benzeri yok ve bunu size anlatıyor oluşum, hiçbir zaman unutmak istemeyeceğim değerli bir şeyin kaydını tutma imkânı da sağlayacak bana. Aynca okuyucularımın bunu eğitici bulacakla-nndan da kuşkum yok. Japonya kozmopolit bir hâle geldikçe […]

Cuniçiro Tanizaki – Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi

16 Haziran Bu akşam Kabuki’ye 1 gittim. Yalnız Sukeroku’ yu görmek istiyordum, programın gerisini görmeye hiç niyetim yoktu. Başroldeki Kanya ilgimi çekmiyordu; ama Agemaki rolünü Tossho oynuyordu, onun sahnede orospu rolünü çok iyi canlandıracağını biliyordum. Karımla ve gelinim Satsuko’yla birlikte gittik; oğlum Jokichi de iş çıkışı bize katıldı. Oynanan oyunu karım da ben de biliyorduk, […]

Cuniçiro Tanizaki – Anahtar

1 Ocak… Bu tarihten itibaren, eskiden günlüğüme aktarmakta tereddüt ettiğim bir konuyu çekinmeden yazmaya karar verdim. Kendi cinsel yaşamım, karımla olan ilişkimle ilgili ayrıntılara girmekten kaçınırdım. Elbette, karım bu günlüğü gizlice okuyuverir, öfkelenir diye korkardım. Karım bu günlüğün çalışma odamdaki çekmecelerden birinde olduğunu mutlaka biliyordur. Kyoto’nun geleneklere sıkı sıkıya bağlı köklü ailelerinden birinin kızıdır; feodal […]

Comte de Lautreamont – Maldoror’un Sarkıları

Isidore Ducasse’a ilişkin ve çoğu hâlâ varsayımdan öteye gitmeyen birkaç bilginin toplanması için tam yüz yıl gerekti. Şar-kılar’ın üçüncü yayıncısı L. Genonceaux’nun, ilk yayıncı Lac-roix’nın (Isidore Ducasse’ı gördüğü bilinen iki kişiden biri) tanıklığına dayanarak verdiği bilgiye göre, “Isidore Ducasse Paris’e Politeknik Okulu’nda ya da Madencilik Okulu’nda okumaya gelmişti. 1867 yılında, 23, rue Nötre Dame Des-Vistoires […]

Cladia Gray – Evernight Akademisi #1 – Sonsuz Gece

UCU ALEVLİ BİR OK DUVARA SAPLANDI. Yangın. Toplantı evinin eski ve kupkuru ahşaplan bir anda tutuştu. Ciğerlerimi tırmalayan, nefesimi kesen, karanlık, yağlı bir duman bütün odayı kapladı. Yeni arkadaşlarım silahlarına sanlıp canlan pahasına savaşmaya girişmeden önce dehşet çığlıklan attılar. Hepsi benim yüzümden… Oklar art arda havayı delip geçiyor, alevleri iyice körüklüyordu. Küllerin neden olduğu pusun […]