Kategori: Anı-Hatıra

Hüseyin Cahit Yalçın – Talat Paşa’nın Hatıraları

Talât Paşa bu hatıralarını, mütarekeden sonra memleketi terke mecburiyet hissederek Almanya’ya çekilmiş olduğu sıralarda kaleme almıştır. Meşrutiyet devrinin en yüksek simalarından biri olan Talât Paşa bize çok alakaya şayan bu mühim zamanlar hakkında pek önemli malumat verebilirdi. Fakat haller ve şartlar onun tam bir ”hatırat” yazmasına imkân bırakmamıştır. Böyle olmakla beraber, temas ettiği bahsi tamamıyla […]

Stephen Kuusisto – Körler Gezegeni

BÜYÜK MERKEZ İSTASYONA rehber köpeğim sarı labra-dor Corky ile girdim. Köpek ve adam, ikimiz; saat beşte işten eve dönen binlerce yolcunun itip kakması arasında kararsız duruyoruz. Onların yanında Corky ve ben iki denizaslanı gibi sanki yavaş çekimdeyiz. Kendimizi aniden okyanusta bulmuşuz ve burada, yankesicilerin ve belalıların cirit attığı bu demiryolu terminalinde, farklı bir tempoda hareket […]

Henry David Thoreau – Nerede ve Ne İçin Yaşadım

İzleyen satırları, daha doğrusu büyük kısmını yazarken Concord Massachusetts’teki Walden Gölü’nün kıyısında bir ormanda, en yakın evden bir mil uzaklıkta, kendi inşa ettiğim kulübemde yaşıyor, yaşamımı yalnızca el emeğimle kazanıyordum. İki yıl, iki ay yaşadım orada. Şimdi yine konuğum uygar yaşamda. Hiç öyleymiş gibi görünmese de bana, kimilerinin “uygunsuz” diye adlandırdığı ama koşulları dikkate aldığımda, […]

Hasan Basri Efendi – Bir Gemi Katibinin Esaret Hatıraları

Eski yazı ile yazılmış ve de eskimiş, 1965 yılında vefat eden babam İhya Kaptan’a ait, iki sarı defter bana kardeşim Bilon tarafından iki yıl kadar önce verildiğinde, ne olduğunu bilmeden ve anlamadan incelemek için elime almıştım. Dikkatimi çeken defterlerin eskiliğine rağmen yazıların son derece temiz, itinalı, düzgün yazılmış olması bazı yerlerinde Kiril alfabesi ile yazıların […]

Stefan Zweig – Kurşun Mühürlü Tren

Eskicinin evindeki adam İsviçre, ufacık bir barış adası… Birinci Dünya Savaşının azgın dalgaları, habire kıyılarını dövüyor. 1916, 1916, 1917 ve 1918 yılları boyunca bu adacıkta hayat, heyecan dolu bir polis romanını andırır. İki ayrı kampa mensup diplomatlar, otellerin süslü salonlarında, birbirlerini tanımaz oluvermişlerdi. Daha düne kadar, ahbapça briç oynayan, karşılıklı eğlentiler düzenleyen, kendileri değildi sanki. […]

Haruki Murakami – Koşmasaydım Yazamazdım

Gerçek bir centilmen ayrıldığı kadından da, ödediği vergiden de konuşmaz diye bir söz vardır. Aslında bu kuyruklu bir yalan. Bunu az evvel ben öylesine uydurdum. Kusuruma bakmayın. Fakat böylesi bir söz gerçekten var olsaydı, nasıl sağlıklı kaldığını anlatmamak da centilmenliğin kurallarından biri olabilirdi. Evet, gerçek centilmenler kendi sağlıklı kalma yöntemlerini insanların karşısında yerli yersiz anlatmazlar […]

Soren Kierkegaard – Baştan Çıkarıcının Günlüğü

Vaktiyle, ancak alelacele ve büyük bir tedirginlikle aktarabildiğim o hızlı el yazışım kendim için temize çekmeye karar verdiğim şu anda beni etkisine alan gerginliği kendimden gizleyemiyor, güçlükle bastırabiliyorum. Durum korku verdiği kadar ayıplamasına da dikiliyor karşıma. Adam, alışkanlığının tersine yazı masasını kapatmamış, bu yüzden de içindeki her şey elimin altında duruyor; ama hiçbir çekmeceyi açmamış […]

Soner Yalçın – Behçet Cantürk’ün Anıları

Yıl 1990. 2000’e Doğru Genel Yayın Yönetmeni Doğu Perinçek, çantasından çıkardığı mektubu, “Soner, şunu okur musun” diyerek uzattı. Mektup Kayseri’de askerliğini yapan Nafiz Obay isimli birisinden geliyordu. O bay Mektubunda, Almanya’da uyuşturucu mafyasının içinde yer aldığını; eroin sattığını belirtiyordu. Dergiye açıklamalarda bulunmak istediğini yazıyordu. Telefonla Obay’ a ulaştım. Randevulaştık. Kayseri’de bir parkla buluştuk. 40 yaşında, […]

Simone de Beauvoir – Bir Genç Kızın Anıları

OCAK 1908 günü sabahın dördünde, Raspail bulvarına bakan, beyaz lake mobilyalarla donatılmış bir odada doğdum. Ertesi yaz çekilmiş aile fotoğraflarında, tatlı gülücüklerle bir bebeğe bakmakta olan uzun etekli, şapkaları devekuşu tüyleriyle süslü hanımlarla, kimi hasır, kimi panama şapkalı beyler görülür: Annem, babam, dedem, teyzeler, amcalar, ortalarındaki bebek de ben. O resim çekildiğinde babam otuzundaydı, annem […]

Seyyid Muradi – Gazavat-ı Hayrettin Paşa – Barbaros Hayreddin Paşa’nın Hatıraları – 2

Büyüklerinin kıymetini bilmeyen milletlerden büyük adamlar yetişmez olur. Genç nesiller ve halk, daima hatırlanan ve rağbet gören isimleri kendine örnek edinmektedirler. Süfli ve günlük, birer eğlence vasıtası olan kimselerden, geçlci, yalancı ve zararlı şöhretlerden, milletin gerçek büyüklerine yeri kalmayan yayın organlanmız, büyük şahsiyetlerden mahrum günlerin, bu yakın ve uğursuz gelceğin işaretini veriyorlar. Halbuki biliyoruz ki, […]

Ramazan Balcı – Saray Günlüğüm – Enderunlu Hafız İlyas Ağa’nın Hatıraları

“Bismillahirrahmanirrahim Sonsuz hamd ve sayısız sena cihanı yaratan Allah’ın dergâhına arz ediyorum. Tahiyyat kandilleri âlemin ışığı olan, Peygamberlerin övüncü, iki âlemde güzellikleri anlatılan Hz. Muhammed’e salât ve selam olsun. Aile halkına ve ashabına (Allah onların cümlesinden razı olmuştur.) hürmet ve saygımı arz ederim. Cihanda her şahıs bir işle meşgul olur. Bu aciz de II. Mahmud […]

Paul Auster – Yalnızlığın Keşfi – Görünmeyen Bir Adamın Portresi

“Doğruyu ararken beklenmedik şeylere hazır ol, çünkü onu bulmak zordur, sbulunca da şaşırtıcıdır.” HERAKLEİTOS Bir gün yaşam vardır. Bir adam, örneğin, sağlığı yerinde, yaşlı bile değil, hiç hastalık geçirmemiş. Her şey eskiden olduğu gibi, bundan sonra hep olacağı gibi. Kimsenin işine karışmadan, yalnızca kendisini bekleyen yaşamı düşünerek bir günden ötekine geçer bu adam. Sonra, ansızın, […]

Patti Smith – Çoluk Çocuk

Robert hakkında çok şey söylendi, daha da söylenecektir. Delikanlılar ona öykünerek yürüyecek, genç kızlar beyaz elbiselere bürünüp onun buklelerine yas tutacak. Hem ayıplanacak, hem de tapınılacak. Aşırılıkları hem lanetlenecek hem de romantikleştirilecek. Gerçek ise, en sonunda, çalışmalarında görülecek; sanatçının ete kemiğe büründüğü eserlerinde… Asla kaybolmayacak, asla eksilmeyecek. İnsanoğlu bunu yargılayamaz. Çünkü sanat Tanrı’yı söyleyen bir […]

Pablo Neruda – Yaşadığımı İtiraf Ediyorum

Volkanların altında, karlı dağların önünde, büyük göllerin arasında, güzel kokulu, sessiz ve vahşi Şili ormanı… İnsan ayağı, ölü yaprakları eziyor, çürümüş bir dal kırılıyor, dev ağaçlar eğri büğrü bedenlerini kımıldatıyor, balta girmemiş ormanların bir kuşu, uçarak geliyor, kanatlarını çırpıyor, dalların gölgesine konuyor. Defne ağacının kokusu burnuma çarpıyor, ta ruhuma yayılıyor… Selvi ağacı yolumu kesiyor… Burası […]

Özgür Bacaksız – Deli Çocuğun Güncesi

Bu kitaptaki tüm düşünceler, bilgiler ve paragraflar bir anlık yıkım, refleks, dürtü, acı, endişe sonucunda yıllar önce derlenip toparlanmıştır. Bazı olayların, travmaların, kayıpların etkisini azaltacak en etkili iksir, rasgele kâğıda dökülen yazılardır. Bu yazılar ki; bir hayatın bekçileri, tecrübeleri, demirbaş misafirleri… Ortaokuldaydım, matematikten hiç anlamazdım, bir gün yapabileceğim sorular çıkmıştı. Testten 94 almıştım sanırım, matematik […]

Ömer Seyfettin – Balkan Harbi Hatıraları

Ömer Seyfettin, şair, hikâyeci, fikir ve siyaset adamı, asker, öğretmen, nazariyatçı ve tenkitçi yönüyle Tanzimat’tan sonraki Türk edebiyatının ve düşünce dünyasının göz ardı edilemeyecek önemli bir şahsiyetidir. Hakkı Süha Gezgin’in ifadesi ile o, “Dalları meyvelerinin ağırlığı ile esneyip sarkmış bir ağaçtı.” [1] Ömer Seyfettin’in otuz altı yıllık hayatında ortaya koyduğu birçok hikâye, tiyatro eseri, bazıları […]