Kategori: Hiciv

Gülse Birsel – Yolculuk Nereye Kardesim

Başbakanın davetindeydim, inanır mısınız? Topkapı Sarayı’nda veriliyor Tayyip’in partisi! Ayy, yani George’u da günahım kadar sevmem ama, ne yapayım. Fazla bir şey de söyleyemiyorum. Sonuçta işte böyle davetlerde, partilerde karşılaşıyoruz, yani aynı çevrenin insanı-yıZ- Yüz yüze baktığım adam bir yerde, ilişkileri belli bir medeniyet çerçevesinde tutmak lazım. Nihahahahıhahohoh. Geçtiğimiz hafta arkadaşlarla aramda şöyle tuhaf konuşmalar […]

Gülse Birsel – Yazlık

Tırsıyorum! Yerde ıslak bir bez. Yatak odasının önündeyim. İkilemim şu: Emine Hanım yatak odasını mı temizledi, salonu mu? Zira hangi taraf temizse, oraya girerken terliklerimi beze silmem gerekiyor. Aksi halde, yani altı ıslak terliklerle pis tarafa geçersem, “Çzamur yapiysun” şeklinde bir eleştiri almam kaçınılmaz! Emine Hanım Karadenizli. Bir gün bir Karadenizli oy-narsam katıksız Karadeniz şivesi […]

Gülse Birsel – Hala Ciddiyim

Müzik hayatim basladi, korkun benden! Siz bu satirlari okurken, inanmayacaksiniz ama, ben bir kayit stüdyosunda rap yapiyor olacagim! Albüm yapmiyorum, yanlis anlasilmasin. O kadar da degil. Zaten “Törkis Kazanova” adli besteyi Petek Dinçöz kapinca, ben de müzige küstüm bir manada. O, benim çikis parçam olabilirdi. Kismet. Dizim baslayacak ya, onun jenerik müziginde bir bölümü benim […]

Gülse Birsel – Gayet Ciddiyim

Hep aynı soru… “O metinleri siz mi yazıyorsunuz?” Artık cevaplamaktan bıktım. Kimi de abartıyor. Olumlu cevap aldıktan sonra bir kez daha kontrol etme ihtiyacı hissediyor: “Gerçekten mi? Hepsini mi?” Çoğu insana göre bir kadının mizah yazması sıfıra yakın ihtimal. Onlar da diğer ihtimalleri sıralıyorlar: “Bu programın metinleri tercüme mi? Bir yazar ekibiniz mi var?” hatta […]

Salah Birsel – Dört Köşeli Üçgen

Ben bir gözlemciyim, uluslararası bir gözlemci. Gece uyurken bile gözlemcilik görevimi elden bırakmam. Gazinoda oturanlar, işportacılar, memurlar, müdürler, satınalma kurulu üyeleri, şoförler, karaborsacılar, önemli derneklerin genelyazmanları, orospular, hırsızlar, aydınlar hep benim gözlemim altındadır. Ben, bu gözlemciliğe, çalıştığım Tütün Yaprakevi’nin deposunda alıştım. İşimin, günün yirmi dört saatinde etrafı kolaçan etmek olması beni, ister istemez, kimi gerçeklere […]

Saint Thomas More – Ütopya

On altıncı yüzyılda tüm Avrupa’yı etkileyen Rönesans, Hümanizm ve Reformasyon, Batı dünyasının ilk sosyalisti Sir Thomas More’un kişiliğini de yoğurdu. İç içe örülü olan bu üç akımı birbirinden ayırmanın yolu olmadığı gibi, bunları More’un kişiliğinden ayırmanın da yolu yoktur. Thomas More, Rönesans’tan ve Hümanizm’den yanaydı; Reformasyon’a, yani dinsel reforma karşı çıkışı ise, ölüm cezasına çarptırılmasına […]

George Orwell – Daralma

Bu düşünce aklıma yeni takma dişlerimi aldığım gün geldi aslında. O sabahı gayet iyi hatırlıyorum. Sekize çeyrek kala gibi kalkarak çocuklardan önce kendimi banyoya attım. Göğün kirli sarı boz bir renk aldığı, o berbat ocak sabahlarıdan biriydi. Banyonun küçük penceresinden aşağı bakıldığında, arka bahçe dediğimiz -eğer buna bahçe denilebilirse- etrafı kurtbağrı çitle çevrili, on yardaya […]

Rabelais – Gargantua

Ortaçağ denilen dönemle Rönesans diye adlandırdığımız uyanış çağı arasında kesin bir ayrım yapmak, tarih anlayışını basite indirgemek, insanlığın gelişmesindeki tutarlı ve kapsamlı süreci sınırlara, kalıplara sokmak olur. İnsanlık birdenbire mi uyanmış, neye uyanmış? Karanlığın egemen olduğu uzun bir süreden sonra, insana gözlerini açmış, bedeni ve ruhu ile tüm insana yönelmiş deniyor. Bu yöneliş de Yunan-Latin […]

Murat Menteş – Dublörün Dilemması

Adamın sol yanağında Nike amblemi şeklinde bir yara izi vardı. Mr. Nike siyah bir takım elbise giymiş ve yemin ederim papyon takmıştı. Kırlaşmış saçları gayet gür görünüyordu. Oturduğu koltukta vahşice bir kibirle başını geriye atmış, dudağı tiksintiyle bükülmüş, kaşları sımsıkı düğümlenmişti. Hidiv Kasrı’nın bahçesinde toplanan jet sosyeteye mensup 150 kişi bana gülücükler gönderirken, bu tanımadığım […]

Oguz Atay – Tutunamayanlar

Şaksiper Kimdir, Eseri Nedir? Yıllar önce yayımlanmış bir broşürün adıydı bu. Ne yazık ki artık adını hatırlayamadığım müellifi, ünlü İngiliz yazarını şöyle 15-20 sayfalık küçük ama yoğun bir broşürle anlatıyor- du. Kitapçığın kapağında “Şaksiper”in resmi bile vardı. Oğuz Atay’ın hayatını ve eserlerini kapsayan bir önsöz yazmak ça- bası da işte bu “adsız” araştırmacınınki kadar acıklı […]

José Saramago – Görmek

Ne berbat hava, diye yakındı on dört numaralı oy verme bürosunun, kalbi dışarı uğrayacakmış gibi atan sandık kurulu başkanı, üzerinden zırıl zırıl sular akan şemsiyesini sertçe kapatıp arabasını bıraktığı yerden adımını içeri attığı kapıya kadar kırk metre soluk almadan koşmasına karşılık pek işe yaramamış olan gabardin yağmurluğunu sırtından çıkarırken. Umarım en son gelen ben değilim, […]

Jonathan Swift – Gulliver’in Gezileri

Gulliver’in Gezileri 1726 yılının sonlarına doğru çıkmış ve hemen büyük bir başarı kazanmıştır. XVIII. yüzyılın ikinci yarısının en ünlü edebiyat adamı olan Dr. Johnson şöyle der: “Gulliver, öyle yeni, öyle garip bir eserdi ki, okuyucular zevk ve şaşkınlık içinde bocalıyorlardı. Kitap kapışılıyordu. Daha ilk baskısı tükenmeden fiyatı yükseltildi. Eleştiriciler o kadar şaşırmışlardı ki, bir süre […]

Joan Konner – Ateistin Kutsal Kitabı

Bu gezegendeki rolümüz belki de Tanrı’ya tapmak değil, onu yaratmaktır. ARTHUR C. CLARKE Epikuros’un kadim soruları henüz yanıt bulmadı. Tanrı, kötülüğü önlemek istiyor ama bunu beceremiyorsa, o zaman aciz mi? Becerebiliyor ama istemiyorsa, o zaman kindar mı? Hem becerebiliyor hem de istiyorsa, peki bu kötülük nereden geliyor? DAVID HUME İnsanlık bütün bu zaman boyunca Yaratılış’ın […]

Jeff Kinney – Saftirik Greg’in Günlüğü 1

Bir kere şunu baştan söyliyim: bu bir GÜNLÜK, hatıra defteri değil. kapakta ne yazdığının farkındayım; ama annem bu defteri almaya giderken ona kapağında “anı defteri” yazan bir şey almamasını ÜZERİNE BASA BASA söylemiştim. Aman ya!Biri elimde bu defteri görüp olmadık fikirlere kapılırsa bittim demektir! Bir şeyi daha açıklığa kavuşturalım: Bu, ANNEMİN fikriydi, benim değil. Ama […]

Jaroslav Hašek – Aslan Asker Şvayk

Neresinden baksam kırk yıla yakın bir zamandır çeviriyle uğraşıyorum. Bugüne değin gazetecilik yaptım, dergi yönettim, yayınevi yönetmeni oldum, ama çevirmenliği hep ana uğraşım olarak gördüm. 1960’ların sonlarında Memet Fuat’ın benzersiz Yeni Dergi ’sindeki çevirilerle başlayıp bugüne dek süren bu uğraş beni hiç bırakmadı. Beni hiç bırakmadı diyorum ama, yıllardır bu uğraşı bazen bir gazete, bazen […]