Kategori: Felsefe

Ahmet Aydoğan – Schopenhauer

Eğer 19. yüzyılın filozoflarını kendi zamanlarında müstakilen icra ettikleri tesire ya da eserlerinin içinde barındırdıkları tabii değere göre değil de, yanızca tek bir ölçüte, yani aradan geçen zamana karşın halen hangi ölçüde dikkat çekebildiklerine göre değerlendirirsek, hiçbiri Arthur Schopenhauer kadar müessir görünmez. O çağdaşı öğretmenlerin eserleri kütaphanelerin raflarında tozlanmaya terk edildiklerinde kitaplarının yaşayacağını öngörmüştü ve […]

Olcay Yılmaz – Kadın ve Penis

Aşk, insan evriminin bir mekanizması olabilir mi? Eğer Charles Darwin’in “eşeysel seçilimi” ve Sigmund Freud’un “bilinçaltı kuramı” ile ilgileniyorsanız aşk’ın insan evriminde olası bir mekanizma olacağını siz de görebilirsiniz. Hatta aşkın bu evrimsel mekanizmasını formüle bile edebilirsiniz. Evrimsel süreçte insanlarda eşeysel seçilimin hangi mekanizmalarla geliştiğine dair elimizde net bir bilgi yok; ancak bildiğimiz bir şey […]

Oben Budak – Falan Filan – Aşk, Ayrılıklar, İhanet, Seks

Bugüne kadar hep kadınları dinledim; akıl hocalarım hep kadınlar oldu. Evde bütün gün annemi dinleyerek başladım işe. Sonra çoğunluğu kız olan arkadaşlarımı, okulda ise öğretmenim Şenay Hanım’ı dinleyerek hayatıma devam ettim. İş hayatına girdiğimde de akıl hocalarım yine hep kadın oldu. Kral TV döneminde Şule Bekrioğlu’nu, Konservatuar’da hocam Gül Sabar’ı, ardından vokalistliğini yaptığım Ajda Pekkan’ı […]

Fritjof Schuon – Bilgelik Şiirleri

Muhyiddin İbn Arabi, Mevlâna Celâleddin er-Rûmî, Ömer Hayyam, Dante Alighieri, Angelus Silesius, çağımızda Üstat Necip Fazıl Kısakürek ve Üstat Sezai Karakoç ve daha nice büyük şairler, eşsiz güzellikteki eserlerinde hep hakikati terennüm etmişlerdir. Jean Biès tarafından “20.yüzyılın büyük metafizikçisi” olarak değerlendirilen Frithjof Schuon da eserlerinde hep Hakikati terennüm etmiştir. Hemen hepsi religio perennis’i kadim dini […]

Fritjof Capra – Fiziğin Taosu

2.000’li yıllara girilirken, «bilgi çağı» deyince, artık yüzyılımızın başındaki «bilgi» ve «bilim» kavramlarından daha farklı şeyler düşünülmeye başlandı. Yeni çağın bilimi artık materyalist, determinist ve mekanistik olmaktan çok; spiritüel, bütüncül ve mistik bir anlayışa büründü. Büyük ölçüde Kuantum fiziği ve İzafiyet teorisinin katkıları ile sağlanan bu değişim, diğer bilim dallarında da buna benzer gelişmelerin görülmesiyle, […]

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Tragedyanın Doğuşu

Bu kuşku götürür kitabın temelinde neyin yer aldığı sorusu: birinci derecede önemli ve çekici bir soru olmuş olmalıdır, üstelik son derece de kişisel bir soru, – ortaya çıktığı zaman dilimidir bunun tanığı, ona karşın ortaya çıktığı, 1870/71 yıllarındaki Alman-Fransız savaşının gergin zaman dilimi. Wörth meydan savaşının gümbürtüsü Avrupa üzerinde yankılanırken, bu kitaba babalık etmek kendisine […]

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Putların Alacakaranlığı

Karanlık ve ölçülerin üzerinde sorumluluk gerektiren bir davanın ortasında neşesini korumak, hiç de azımsanmayacak bir meziyettir: üstelik, neşeden daha gerekli ne vardır? Delice neşeden payını almamış hiçbir şey başarıya ulaşmaz. Ancak güç fazlasıdır, gücün kanıtı. — Tüm değerlerin bir yeniden değerlendirilişi, bu soru işareti öyle kara öyle devasadır ki, gölge salar, onu koyanın üstüne — […]

Friedrich Wilhelm Nietzsche – İnsanca, Pek İnsanca-2

Kişi susamayacağı yerde konuşmalı sadece; sadece aştığı şeyler hakkında konuşmalı – başka her şey gevezeliktir, “edebiyat”tır, terbiye noksanlığıdır. Benim yazılarım yalnızca benim aşmalarımdan söz eder: “ben” varım içlerinde, bana düşman olmuş her şeyle birlikte, ego ipsissimus, hatta gururlu bir anlatıma izin verilirse ego ipsissi mum. *2 Anlaşılır ki: şimdiden çok şey var – altımda. Ama […]

Friedrich Wilhelm Nietzsche – İnsanca, Pek İnsanca-1

“– Bir süre, insanların kendilerini verdikleri değişik uğraşıları tartıp biçtim ve içlerinden en iyisini seçmeye çalıştım. Ama bu işi yaparken ne gibi düşüncelere vardığımı burada anlatmam gerekmiyor: Kendi payıma hiçbir şey kendi amacıma sıkı sıkıya bağlı kalmaktan daha iyi görünmedi gözüme, yani: bütün ömrümü, aklı-tem ve biçimle aramak için kullanmaktan. Çünkü bu yolda giderken tadına […]

Friedrich Wilhelm Nietzsche – İnsanca, Pek İnsanca

Yeterince sıklıkla ve her zaman büyük bir şaşkınlıkla, insanlar bana, The Birth of Tragedy’den başlayarak, son zamanlarda yayınladığım Prologue to a Philosopy of the Future [2] ‘a kadar olan yazılarımda bir farklılık olduğunu söylüyorlar. Bana söylendiğine göre, hepsinde de dikkatsiz kuşlar için ağlar ve tuzaklar; insanların saygı duydukları alışkanlıklarını ve alışkanlıkla ortaya koydukları düşüncelerini değiştirmeye […]

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Eğitimci Olarak Schopenhauer – Çağa Aykırı Düşünceler 3

Pek çok ülkeyi ve ulusu ve birkaç kıtayı görmüş olan bir gezgine, tüm insanlığın ortak özellikleri olarak ne tür nitelikleri keşfettiği sorulduğunda, şöyle cevap vermişti: “tembelliğe meyillidirler.” Çoğu kişiye öyle geliyor ki, eğer gezgin şöyle deseydi, cevabı daha doğru ve geçerli olurdu: “Hepsi korku içinde. Geleneklerin ve fikirlerin arkasına gizleniyorlar.” Temelde her insan, dünyada yalnızca […]

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Ecco Homo ( Kişi Nasıl Kendisi Olur)

Bu yakında insanlığın karşısına, şimdiye dek ona yöneltilmiş en çetin istekle çıkacağımı göz önüne alarak, önce kim olduğumu söylemeyi gerekli buluyorum. Aslında bilinmeliydi bu: “Kimliğimi saklamış” değilim çünkü. Ama ödevimin büyüklüğü ile çağdaşlarımın küçüklüğü arasındaki oransızlık şuradan belli ki, beni işitmediler, görmediler bile. Ben kendime açtığım krediyle yaşıyorum; belki yaşadığım da bir önyargı yalnızca?… Yaşamadığıma […]

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Dionysos Dithyrambosları

Nietzsche ya da Bir “Tuhaf Filozof” Evet, Friedrich Nietzsche (1844-1900) dendiğinde, hemen “tuhaf” bir filozof belirir düşüncelerimizde. Tuhaflıkları çeşit çeşittir. Ama en başta “sistemsizliği” ya da belki daha iyi bir deyişle “sistem düşmanlığı” gelir. Nietzsche’nin bu yönünü belki de en iyi anlatan Stefan Zweig olmuştur. Dünyanın Fikir Mimarları başlıklı denemeler kitabında Zweig, Nietzsche üzerine kaleme […]

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Böyle Söyledi Zerdüşt

Zerdüşt otuz yaşındayken yurdunu ve yurdunun gölünü terk edip dağlara çıktı. Burada başını dinledi ve yalnızlığın tadına vardı ve on yıl boyunca da bundan usanmadı. Ne var ki sonunda dönüştü yüreği – ve bir sabah, tanyeri ağarırken kalktı ve güneşin karşısına geçip şöyle söyledi: “Ey sen büyük yıldız! Aydınlattıkların olmasaydı, ne olurdu mutluluğun? On yıl […]

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Ahlakın Soykütüğü

Biz kendimizi bilmiyoruz, biz bilenler, biz kendimiz, kendimizi bilmiyoruz: iyi bir nedeni var bunun. Hiç aramadık kendimizi – nasıl olacak da bulacağız kendimizi günün birinde? Haklıydılar “hazineniz neredeyse, yüreğiniz de oradadır” demekle; bizim hazinemiz bilgimizin arı kovanlarının durduğu yerdedir. Oraya doğru yol alıyoruz hep, doğuştan kanatlı hayvanlar ve tinin balözü toplayan arıları olarak; yürekten önemsediğimiz […]

Friedrich Nietzsche – Tan Kızıllığı

1-Bu kitapta bir “yeraltı çalışanını” bulacaksınız; burgulayan, kazan, toprağın altını oyan bir kimseyi. Onu ancak böyle bir dip çalışmasını görecek gözleriniz varsa görebilirsiniz: Işığın ve havanın her uzun süreli eksikliğiyle birlikte ortaya çıkan sıkıntı, kendini aşırı derecede göstermeden ne denli yavaş, ihtiyatlı ve yumuşak bir inatçılıkla ilerliyor o. Kendisinin bu karanlık işinden memnun olduğunu söyleyebilirsiniz. […]