Kategori: Felsefe

Jean Jacques Rousseau – Yalnız Gezenin Düşleri

İşte, yeryüzünde yalnızım; kendimle baş başayım; artık ne kardeşim var, ne benzerim, ne de dostum. İnsanların en seveceni, en cana yakını, bu insanlar arasından söz birliğiyle çıkarıldı. Bunlar, düşmanlıklarını hainliğin son sınırına götürerek, duyarlı ruhuma hangi üzüntünün daha çok dokunabileceğini araştırdılar v mahkûm edebilirlerdi. Ancak, ellerindeki araçların hepsini birden kullanmadan tükettiler; bana hiçbir şey bırakmamakla […]

Jean Jacques Rousseau – Toplum Sözleşmesi

En güçlü, gücünü hak, boyun eğmeyi de ödev biçimine sokmadıkça hep egemen kalacak kadar güçlü değildir. Güçlünün hakkı işte buradan gelir. Görünüşte alay edilen hak, gerçekte bir ilke olmuştur. Ama bize hiç açıklanmayacak mıdır bu sözcük? Güç maddesel bir şeydir. Bundan nasıl bir ahlak çıkabilir, bilmem. Güce boyun eğmek, bir istem işi değil, bir zorunluluk; […]

Jean Bottero – Eski Yakındoğu Sümer’den Kutsal Kitaba

İster gelip geçici bir hevesle, isterse ciddi bir temas arayışıyla yapılsın, eski Yakındoğu’nun ve özelikle de o bölgenin merkezi olan eski Mezopotamya’nınki gibi yoğun ve bize çok uzak bir kültürel sistemi ele almak zor, hatta can sıkıcı bir iştir. Bu konuda herkes hemfikirdir. Bu antik dünyanın keşfedilmesinden beri bir buçuk yüzyıl geçmiş, o zamandan beri […]

Jean Baudrillard – Tam Ekran

AIDS, elektronik virüsler, terörizm… Eğer bir beden, bir sistem, bir ağ, bütün negatif öğelerini dışarı atar ve bir basit öğeler bileşimine dönüşürse, virüsün hastalık yapabilme gücü kendini gösterir. Virüsten ileri gelen bulaşma, bu anlamda, fraktal duruma ve dijital duruma sımsıkı bağlıdır. Çünkü bilgisayarlar, elektronik makineler birer soyutlamaya, sanal makinelere, beden olmayan bedenlere dönüştüğünden, virüsler içlerinde […]

Jean Baudrillard – Şeytana Satılan Ruh

Son yüzyıllarda üretilen, bizim bir ilkeye dönüştürdüğümüz gerçeklik ortadan kaybolmaktadır. Bu gerçekliği ne pahasına olursa olsun bir referans olarak yaşatmaya çalışmak mantıksız bir şeydir, çünkü bu gerçekliği ayakta tutan ilke ölmüştür. “Nesnel” gerçeğin ortadan kaybolmaya başlamasıyla birlikte bu gerçeklik ilkesi giderek güçten düşerken Bütünsel, Sanal bir Gerçekliğin giderek güçlendiği görülmektedir. Bundan böyle gerçeğin gerçekliğini yitirmiş […]

Jean Baudrillard – Simülakrlar ve Simülasyon

Hakikati gizleyen şey simülakr değildir. Çünkü hakikat, hakikat olmadığını söylemektedir. Simülakr hakikatin kendisidir. Ekleziyast İnsanın aklına gelebilecek en güzel simülasyon alegorisi olduğunu düşündüğümüz bu Borges masalında: İmparatorluğun hizmetindeki haritacıların çizdikleri harita sonunda imparatorluğun topraklarına birebir eşit boyutlara sahip bir belgeye dönüşmektedir. Ancak çökmeye başlayan imparatorlukla birlikte lime lime olmuş bu harita parçalarıyla çölde karşılaşan insanlar […]

Jean Baudrillard – Sessiz Yığınların Gölgesinde ya da Toplumsalın Sonu

Bu bölüme ait: “Anlamın Zedelenmesi”, “Politikanın Önemi ve Çöküşü”, “Sessiz Çoğunluk” başlıklı alt bölümler daha önce (G.S.F. Ajans Tümer Yayınları, Ekim 1988, İzmir) “Metinler ve Söyleşilerde yayımlanmıştır. Toplumsal adlı kördüğüm, her şeyi sünger gibi emen bir gönderene dönüşerek, ne olduğu hem bilinen hem de bilinmeyen kitlelerin etrafında durmadan dönmektedir. İstatistiklerin kristal bir küre gibi kullandıkları […]

Jean Baudrillard – Sessiz Yığınların Gölgesinde – Toplumsalın Sonu

Türkçe’ye kazandırılan ilk Baudrillard metni olan “Sessiz Yığınların Gölgesinde ya da Toplumsalın Sonu”nu seçmemin nedeni: Yola sosyolojiden çıkmış olmakla birlikte göstergebilimden mikrobiyolojiye, sibernetikten mikro-fiziğe, psikanalizden antropoloji, etnoloji, politika ya da tarihe aynı rahatlıkla sıçrayıp, geri gelebilen, ileri gidebilen ve bütün insanbilimlerini (hattâ fen bilimleri) birbirleriyle çakıştırıp, tokuşturarak sonuçta ortaya “simülasyon kuramı” gibi bir kuramla çıkmış […]

Jean Baudrillard – Karnaval ve Yamyam

Marx’ın önce özgün bir gerçekliğe sahip olan sonra da bu gerçekliğin bir tür komik taklidine benzeyen o ünlü tarih formülünden yola çıkabiliriz. Bu yönteme başvurarak modernleşmeyi önce Batı Avrupa’nın yaşadığı özgün bir serüven olarak görebilir sonra da dünyanın dört bir yanına ihraç edilmiş bu Batıya özgü dini, teknolojik, ekonomik ve politik değerlerin küresel düzeyde tekrarlanarak […]

J.J. Rousseau – Yalnız Gezerin Düşlemleri

İşte, yeryüzünde yalnızım; kendimle baş başayım; artık ne kardeşim var, ne benzerim, ne de dostum. İnsanların en seveceni, en cana yakını, bu insanlar arasından söz birliğiyle çıkarıldı. Bunlar, düşmanlıklarını hainliğin son sınırına götürerek, duyarlı ruhuma hangi üzüntünün daha çok dokunabileceğini araştırdılar ve beni kendileriyle birleştiren bağların hepsini kesip attılar. Kendileri istemeseler de, onları sevebilecektim; sevgimden […]

J.D. Bernal – Marksizm ve Bilim

Birkaç hafta önce Afrika’nın Batı kıyısından seçkin bir şairi Marx’ın Highgate’deki mezarını ziyarete götürmüştüm. İkimiz orada, o sade anıtın yanında öylece beklerken, burada yatan adamın bütün dünyanın her köşesinde nasıl tanındığını, ona ne büyük bir saygı ve hayranlık duyulduğunu düşündüm. Özel bir ilgi gösterdiği ekonomi ve politikada olduğu kadar doğa bilimlerinde ve insan düşüncesinin her […]

J. Eric Miller – Hayvan Hakları ve Pornografi

Medeniyetin bir ucundaki eski ve büyük aile çiftliğinde, kendini temizlik ve yemek rutinine kaptırmış olan anne, uzun zamandır babadan uzaklaşmıştı ve baba da tek kızını becermeye başlamıştı. Nihayet, en büyük oğlu bu durumun farkına vardı ve kısmen açlıktan, kısmen de kıza sahip olup, onu koruma isteğinden, o da kızı becermeye başladı. Bir tür sessiz iktidar […]

İsmet Özel – Tahrir Vazifeleri 5

WELTGESCHICHTE, WELTGERICHT: evrensel tarih evrensel hükümdür. Böyle diyordu Hegel. Anlamı üzerinde uzunca tartışabileceğimiz bu sözlerde büyük ölçüde kendine güven ve bir bakıma böbürlenme saklıdır. Çünkü Hegel’in bu sözleri ettiği yıllarda Prusya devleti bir yükseliş yaşamakta, Almanlar arasından felsefe, bilim, sanat alanlarında evrensel başarıları temsil eden isimler sıkça çıkmaktadır. Bu isimler arasında bizzat Hegel vardır. Açıkçası […]

İsmet Özel – Tahrir Vazifeleri 4

BUGÜN YERKÜRE üzerinde hegemonyasını rakipsiz ve ezici bir üstünlükle sürdüren Batı Medeniyeti’ni doğuran zihin yapısının ne olduğunu yerli yerince ve uygun bir tarzda anlayabilmek için bu medeniyetin doğduğu topraklarda daha önce yer alan zihin yapısını bilmemiz gerek. Bilmek gereğini duyduğumuz bu zihin yapısı, bu anlayış bir yönüyle Batı Medeniyeti’nin doğduğu topraklar dışında “eski dünya”nın birer […]

İsmet Özel – Tahrir Vazifeleri 3

BİZE HİTABEN bilmediğimiz yabancı dilde yazılmış bir mektup elimize ulaştığında yapacağımız iş, o yabancı dili bilen ve orada neler yazdığını kendi dilimizde (veya bildiğimiz herhangi bir dilde) bize aktaracak birini arayıp bulmaktır. Böyle bir durumda işin aslını bilenin her iki dili de anlama yeterliğini gösteren olduğunu ister istemez kabul ederiz. Aldığımız mektup kendi dilimizde, ama […]

İsmet Özel – Tahrir Vazifeleri 2

“BENDEN FELSEFEYİ öğrenmiyeceksiniz” demiş örgencilerine Immanuel Kant, “ama benden nasıl felsefe yapılacağını öğrenecek, tekrar edilecek düşünceleri değil, düşünmeyi öğreneceksiniz. Kendi payınıza düşünün, kendi payınıza inceleyin, kendi ayaklarınız üzerinde durun.” Bu sözler isabetli bir tavsiyeyi, yerinde bir uyarıyı içinde barındırır gibi görünüyor. Ama bu sözler insanlar için ancak belli bir aşamadan, belli bir gelişme basamağından sonra […]