John Gray – Kara Ayin

Modern siyaset din tarihinden bir kesittir. Son iki yüz yıllık tarihin büyük bölümüne biçim veren önemli devrimci ayaklanmalar inanç tarihine ait olaylardı – Hristiyanlığın uzun dağılma sürecinin ve modern siyaset dininin yükselişinin dönüm noktaları. Yeni binyılın başında kendimizi içinde bulduğumuz dünyaya ütopyacı projeler enkazı yığılmıştır.

Bu projeler dinin gerçekliğini yadsıyan seküler bir çerçeve içinde olmakla birlikte aslında dinsel mitlerin aracıydılar. Komünizm ve Nazizm bilime dayandıkları iddiasındaydılar; komünizm örneğinde bu, sözde tarihsel maddecilik bilimi, Nazizmde ise “bilimsel ırkçılık” karmasıydı. Bu iddialar sahteydi ama sözde bilim, totalitarizmin Aralık 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla sonuçlanan çöküşüyle birlikte yürürlükten kalkmadı.

Dünyanın tek bir yönetim biçimi ve ekonomik düzende –evrensel demokrasi ya da küresel serbest piyasa– birleşeceğini öne süren yeni muhafazakâr kuramlarda varlığını sürdürdü. Inǚ sanlığın yeni bir çağın eşiğinde olduğu yolundaki bu inanç, her ne kadar sosyal bilimler kisvesi altında sunulduysa da, basbayağı çok eski çağlara dayanan apokaliptik inançların en son biçimiydi.

Isǚ a ve müritleri dünyadaki kötülüklerin sona ermek üzere olduğu bir Ahir Zaman’da yaşadıklarına inanıyorlardı. Hastalık ve ölüm, kıtlık ve açlık, savaş ve zulüm, dünyayı sarsacak bir savaştan sonra topyekûn ortadan kalkacak, kötü güçler bütünüyle yok edilecekti.

Ilǚ k Hıristiyanları böyle bir inanç esinledi ve Ahir Zaman sonraki Hıristiyan düşünürlerce tinsel bir değişim metaforu olarak yeniden yorumlandıysa da Apokalips tasavvuru bu ilk evrelerden bu yana Batı yaşamında tekrar tekrar kendini gösterdi. Ortaçağ’da Avrupa tarihin sonlanmakta ve yeni bir dünyanın doğmakta olduğu inancının esin verdiği kitlesel hareketlerle sarsıldı.

Bu OrtaçağHıristiyanları yeni dünyayı yalnızca Tanrı’nın var edebileceğine inanıyorlardı ama Ahir Zaman inancı Hıristiyanlığın gerilemeye başlamasıyla birlikte silinip gitmedi. Tersine, Hıristiyanlığın sönükleşmesiyle birlikte Ahir Zaman’ın yakın olduğu umudu iyice pekişti ve militanlaştı.

Fransız Jakobenler ve Rus Bolşevikler gibi modern devrimciler geleneksel dinden nefret ediyorlardı ama geçmişteki suç ve budalalıkların insan yaşamının kapsamlı bir dönüşümüyle birlikte geride bırakılabileceği yolundaki kanıları ilk Hıristiyan inançlarının seküler bir ruhgöçüydü. Bu modern devrimciler dinin yerini bilimsel bir dünya görüşüne bırakmasını amaçlayan Aydınlanma düşüncesinin sıkı savunucusuydular.

Yine de, tarihsel akışın ani bir kesintiye uğrayabileceği ve bunun sonrasında insan toplumundaki kusurların ilelebet ortadan kalkacağı yönündeki köktenci Aydınlanma inancı Hıristiyanlığın bir yan ürünüdür. Son yüzyılların Aydınlanma ideolojileri büyük ölçüde dinbilimden saçıldı.

Son yüzyılın tarihi, Sağve Sol’daki ortodoks görüşlülerin düşünmeyi yeğledikleri gibi, seküler bir ilerleme öyküsü değildir. Bolşeviklerin ve Nazilerin iktidarı ele geçirmeleri Ayetullah Humeyni’nin Irǚ an’daki din–erkil başkaldırısı kadar inanca dayalı ayaklanmalardır.

Tarihte dönüştürücü bir olay olarak devrim düşüncesini dine borçluyuz. Modern devrimci hareketler dinin başka araçlarla bir devamıdır. Dinsel inançların seküler biçimlerine bağlı kalanlar devrimcilerden ibaret değildir. Ilǚ erlemeyi yavaş ve aşamalı bir mücadele olarak gören liberal hümanistler de bunlara bağlı kalmıştır.

Dünyanın sona ermek üzere olduğu inancıyla adım adım ilerlemeye duyulan inanç birbirine karşıtmış gibi görünebilir –biri, dünyanın yıkılmasını beklerken, diğeri, düzelmesini beklemektedir– ama temelde birbirinden çok farklı değildirler.

Bir ilerleme kuramı, ister parça parça bir değişimin, ister devrimci bir dönüşümün üzerinde dursun, bilimsel bir varsayım değildir; insanın anlam gereksinmesini yanıtlayan bir mittir. Fransız Devrimi’nden bu yana bir dizi ütopyacı hareket siyasal yaşamı dönüştürdü. Toplumlar toptan yıkıldı ve dünya sonsuz değişti. Udžtopyacı düşünürlerce düşlenen değişiklik gerçekleşmedi ve tasarıları amaçlananın tersi sonuçlar doğurdu.

Bu durum dünyanın en güçlü devletinin Ortadoğu’ya ve dünyanın her yerine demokrasi ihraç etmeye yönelik bir seferberlik başlattığı yirmi birinci yüzyılın başlangıcına dek ardı ardına benzer projelerin ortaya atılmasına engel olmadı.

Udžtopyacı tasarılar Ortaçağ’da inançlıların kitlesel hareketlerini ateşlemiş olan dinsel mitleri yeniden üretti ve benzer bir şiddeti körükledi. Modern çağdaki seküler terör Hıristiyanlığa tarihi boyunca eşlik etmiş olan şiddetin mutasyona uğramış bir biçimidir. Ikǚ i yüz yılı aşkın bir süre boyunca ilk Hıristiyanların Tanrı’nın başlattığı bir Ahir Zaman’a duydukları inanç Udžtopyanın insan edimi yoluyla gerçekleşebileceği yolunda bir inanca dönüştü.

Ilǚ k Hıristiyanların Apokalips mitleri, bilimsel bir kılıkta, inanca dayalı yeni bir şiddet türünü doğurdu. Evrensel demokrasi projesi Irak’ın kana bulanmış sokaklarında son bulduğunda, bu model tersine çevrildi. Udžtopyacılık ağır bir darbe yediyse de siyaset ve savaş birer mit aracı olmaktan çıkmadı. Bunun yerine, dinin ilkel biçimleri yitirilen seküler inancın yerini almaktadır.

Apokaliptik din Amerikan başkanı George W. Bush’un ve Irǚ an’daki karşıtı Mahmud Ahmedinejad’ın politikalarını biçimlendirmektedir. Din, canlandığı her yerde, Yeryüzü’nün azalan doğal kaynaklarına yönelik yoğun savaş da içinde olmak üzere siyasi anlaşmazlıklarla iç içe geçmiştir; ancak, dinin bir kez daha başlı başına bir güç olduğu su götürmez. Udžtopyanın ölümüyle birlikte apokaliptik din dünya siyasetinde bir güç olarak tüm çıplaklığıyla yeniden boy göstermiştir.

Bu kitabı herkes okumalı diyorsan kitap hakkındaki düşüncelerini yorum bölümüne yazabilir ve binlerce kişinin bu kitabı okumasına vesile olabilirsin! ; Kitabe.org

Bu Kitap Neden Okunmalı?

avatar