Turan Dursun – ALLAH

Toplumu değiştirmek isteyen herkes, ilk önce yaşadığı toplumun eskiyen, çürüyen hakim kültürü ve ideolojisiyle karşı karşıya gelir. Bu, bir anlamda yaşadığı toplumla karşı karşıya gelmektir. Tarihteki bütün büyük dönüşümlerin hepsi, son tahlilde, toplumun kendisinin değişmesidir.

1920’lerden sonra materyalist felsefeye doğru atılımın başını Türk devrimi çekiyordu. İdeolojik alanda Ortaçağ’dan çıkışta Kemalist devrimin önemli bir etkisi oldu. Osmanlı ile siyasal düzlemde hesaplaşan Kemalistler, daha sonra felsefi alanda idealizmle hesaplaşmayı yaşadılar.

Atatürk ve arkadaşları, 1930’ların eşiğinde, “Allah mı insanı yarattı, yoksa insan mı Allah’ı” sorusunu kendilerine sormuşlar ve net bir yanıt vermişlerdir. Bu tür yanıtları, gizli toplantılarda, sofralarda değil, okul kitaplarının sayfalarına yazarak yapmışlardır. Din konusundaki tavırlarını meclis kürsüsünden de ilan etmekten çekinmemişlerdir.

1960’lardan sonra Türkiye’yi yönetenler, askeri yetkililer de içinde olmak üzere, dini ideolojiyi yükselen demokrasi hareketine karşı bir dalgakıran olarak benimsediler. 1980’lere gelindiğinde Türkiye’de din birleştirici bir rol oynar, din lazımdır’ biçiminde bir saptama yaptılar.

Büyük burjuvazinin ve devletin merkezi güçlerinin ideolojisi İslam olmamasına rağmen, bin yıllık kökleri olan olan İslami ideolojiyi geniş halk kitlelerinin önüne bir barikat olarak yerleştirdiler ve ideolojik hegemonya aracı olarak kullandılar.

Burjuvazi, ümmetten millete geçişin mücadelesini veren Türk devrimini önce yan yolda bırakmış, daha sonra da bu tavrıyla Türk devriminin kazanımlarını ortadan kaldırmaya yönelmiştir. Ortaçağ ideolojisinin büyük darbeler yemesi sonucu laik ve modern kuşakların yetiştiği, farklı din ve mezheplerden insanların yaşadığı bir ülkede din nasıl birleştirici olabilir?

1950’lerden sonra Türk devriminin sönüşe geçmesiyle birlikte toplumun materyalist eğitimi de aşınmaya uğradı. 1960 sonrasında ise devlet dışında materyalizmi kitlelere yayan odaklar oluşmaya başladı. Bilimsel sosyalizmden esinlenen bu ideolojik- kültürel çaba, burjuva materyalizmini kitlesel olarak aşma yönünde bir başlangıcı da ifade ediyordu.

Arlık genç kuşaklar materyalizmi Marks, Engels, Lenin ve Mao’dan öğreniyorlardı. Batı, burjuva demokratik devrimler öncesinde büyük bir aydınlanma çağı yaşadı. Bizim tarihimizde ise, Beşir Fuat gibi bir kaç düşünür dışında böyle bir çaba yok. Burjuvazinin demokratik atılımı, ülkemizde her alanda olduğu gibi, kültürel alanda da cılız kaldı.

Türkiye’nin demokratik devrimini tamamlaması ve insan zihninin zincirlerinden kurtularak özgürleşmesi ve aydınlanmasına önderlik, daha modern ve siyasal akım olan sosyalizmin omuzlarına kalmıştır. 1960 sonrası marksistlerimizin materyalizmin tutarlı ve çağdaş temsilcileri olması gerekirken, materyalizmin ulusal plandaki köklerini ortaya çıkaramamışlardır.

Diyalektik materyalizm, ulusal planda burjuvazinin materyalizmini incelemediği için onunla hesaplaşmadılar ve tarihi yerine oturtamadılar. 1980 sonrası Saçak ve 2000′ e Doğru dergileri dini ideolojiye karşı net itirazlar yöneltti. Dinin bir ortaçağ ideolojisi olarak bilimle ve modern toplumun ihtiyaçlarıyla bağdaşmadığını ortaya koydu.

Bunu yaparken, burjuva materyalizmin ulusal plandaki köklerini ortaya çıkarmakla yetinmeyip, bizzat İslam’ın temel kaynaklarını ele alarak bir ideolojik mücadele yürüttü. Sorunu kültürel ve ideolojik düzlemde ele aldı. Turan Dursun, din alemine, safsataya, hurafeye karşı bu dergilerde kalemiyle savaştı.

Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara götürmedi. Bir aydınlanman olarak marksistlerle birleşti. Bugün, ideolojik olarak dine sarılanlar, İslama dayanarak yenileşmeye karşı barikat inşa edenler, ideolojinin siyaset alanına yayılmasını şiddet yoluyla ezmeye yönelmektedirler.

Diğer taraftan, İslami ideolojinin gerçek sahipleri ideolojinin siyaset alanına yayılmasını isleyen dini çevreler de sorunu şiddet yoluyla çözmeye yöneldiler. Önce radyolarında, dergilerinde tehdit ettiler. Daha sonra öldürme eylemlerine başladılar. Bu kitabın yazan öldürüldü.

Öldürülünce din kurtuldu mu? İdeolojik sorunlar, ideoloji dışı araçlarla, şiddet ve cezayla değil, demokratik bir ortamda ve ideolojik mücadeleyle çözülmelidir. Modern-demokratik toplumun kurulmasının ve demokratik devrimin tamamlanmasının taşıyıcıları düşünce ve vicdan özgürlüğünden yanadırlar.

Hiç kimseye düşüncesi, dini inancı, ibadeti yüzünden baskı yapılamaz. Yapılması gereken, katılmadığımız düşüncelere karşı ideolojik mücadele yürütmek ve toplumu aydınlatmaktır. Biz biliyoruz ki, metafizik iman, hayatın kendisine, bilimsel düşünceye karşı koyamaz. İdeolojik mücadeleden korkan ve kaçanlar ise kendilerine hizmet edecek caniler arayacaklardır.

Bunlara da toplum hakettikleri yanıtı verecektir. Elinizdeki kitap, Turan Dursun’un uzun yıllar üzerinde çalıştığı 14 ciltlik Kur’an Ansiklopedisi’nin “ALLAH” maddesidir. İslam öncesi ve sonrası kaynakların taranmasıyla hazırlanan bu madde dini ideolojiye karşı yürütülen ideolojik mücadelede temel bir kaynak olması düşüncesiyle Ansiklopedinin yayınını beklemeden ve metnin orijinalinde hiç bir değişiklik yapmadan okuyucularımıza sunuyoruz.

('Francis Bacon; Okumak bir insanı doldurur; Konuşmak onu hazırlar; Yazmak ise olgunlaştırır.')

Bu kitabı herkes okumalı diyorsan kitap hakkındaki düşüncelerini yorum bölümüne yazabilir ve binlerce kişinin bu kitabı okumasına vesile olabilirsin! ; Kitabe.org

Bu Kitap Neden Okunmalı?

avatar