Oğuz Demiralp – Kutup Noktası – Ahmet Hamdi Tanpınar

Bir Ahmet Hamdi okuru olarak seviniyorum. Bir Tanpınarsever olarak mutluluk duyuyorum. Artık Tanpınar daha çok, daha iyi tanınıyor. Kitapları satılıyor; yeni baskıları çıkıyor. Kıyıda köşede kalmış çalışmaları, yazıları, mektupları, giderek fotografları bulunup okura kazandırılıyor. “Aydaki Kadın” da günışığına çıktı.

Tanpınar’ın değeri daha iyi anlaşılıyor artık. Yalnızca yurdumuzdakilerin değil, Türk yazınını konu edinmiş yabancı araştırmacıların da Tanpınar’ın yapıtına dikkatle eğildiklerini görüyoruz. Tanpınar, yalnızca bir yazıneri değil, bir kültür anıtı da olarak dağılan sislerin arasından yükseliyor.

Elbette yeterli değil bugüne kadar yapılmış olanlar. Tanpınar’ın görkemli yapıtını çevreleyebilmek için yapacak çok çalışma var daha. Örneğin, Tanpınar’ın yaşamöyküsü, bildiğimiz kadarıyla, hala yazılmadı. Tanpınar’ı okumamız zaman alacak bir süreç, sabır gerek.

Üstelik hangi iyi yazın yapıtı tüketilebilir ki! Her okumada yeniden, yeni olarak üretilir iyi yazın yapıtı. Yeni bir yüzü görülür ya da bize yeni bir yüzümüzü gösteren ayna olur. Bir kıtanın keşfine benzetiyorum Tanpınar’ın okunmasını. “Kutup Noktası” Tanpınar kıtasının keşfinin bence gerçekten başladığı, Tanpınar tartışmalarının dar da olsa etkili ve seviyeli bir çerçevede ön plana çıktığı 70’li yılların ürünü.

“Kutup Noktası” bir yazınseverin, bir okurun Tanpınar’ın yazdıkları karşısında duyduğu çoşkunun, heyecanın ifadesi. Tanpınar’ın yapıtında, herşeyden önce, güzel yazı gördüm. Bir yazınerinin dünyayla kurduğu estetik / düşünsel ilişkiyi türkçemizde, yeterince bilmeyenlerce eleştirilip durulan güzel dilimizde, sözcüklerin tarihsel, kültürel derinliklerini ortaya çıkararak nasıl yeniden ürettiğini görüp şaştım, hayran(ı) oldum.

Elbette, Tanpınar’ın ilişki kurduğu dünya bizim dünyamız, geçmişiyle geleceğiyle. Kendi kültürel soru(n)larımı, ikilemlerimi buldum Tanpınar’ın yapıtında. Bu sorunları, ikilemleri aşabilecek bilince sahip olmanın, yalnız olmaktan kurtulmak anlamına gelmediğini, tersine yalnızlığı arttırabileceğini gördüm.

Yalnızca kültürel, tarihsel talihimizi değil, insan olarak alınyazımızı, metafizik boyutumuzu da buldum Tanpınar’ın yazdıklarında. Yaşamın hüzünlü (çünkü geçici) güzelliğine onun şiirleri, şiirsel düzyazıları arasında baktım uzun süre.

İstanbul’un doğasıyla tarihinin bilmediğim nice yönü, kendi iç insanımın tanımadığım nice yüzü Tanpınar’ı okudukça bilinç alanıma girdi. Daha doğrusu, Tanpınar bilinç, bilgi, duyarlık alanlarımı genişletti. Tanpınar’ı okuyanlar bilir:

bu soyadını seçmesi raslantı değildir. Bir dünya görüşünün yansımadır. Ben bu kez başta türlü bakacağım bu soyadına. Ahmet Hamdi’nin kaleminde, özellikle düzyazısında tan vaktinin genişliği, pınarın çoşkusu vardır.

Bir üslubun, bereketli bir yazı’nın betimidir bu soyadı. Her yeni okumayla yeniden çağlayacak bir yapıttır Ahmet Hamdi’ninki. “Kutup Noktası” başlığı altında benim yapmış olduğum çalışma, hiç değilse, Tanpınar okumayı, incelemeyi teşvik eder, “kaşif okur” sayısının artmasına katkıda bulunur, bu seçkin pınarın yerini gösteren bir yol levhası olabilirse ne mutlu bana!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir