Kemal H. Karpat – Türk Edebiyatında Sosyal Konular

Çağdaş Türk Edebiyatında Konular adlı yazımız Harvard Üniversitesinin Haziran 1959 da tertiplediği bir seminere konferans olarak sunulmuştu. Birkaç ay sonra bu yazı, bazı değişikliklerle Middle EasiI Journal’m iki sayısında makale olarak yayınlandı. Modern Türk edebiyatım ve buraya hâkim bazı fikir akımlarını ele alan bu yazı oldukça geniş ilgi gördü. Amerika’da yayımlanmış bu makaleleri bazı küçük değişikliklerle Türkçeye aktarmayı faydalı bulduk.

Bu hususta yardımını esirgemiyen bay Ülkü Tamer’e teşekkür etmek isteriz. Yazımız, 1959 yılında hazırlandığına göre, o zamanın düşünce akımlarını ve şartlarım esas tutacağı âşikârdır. O tarihte hakim olan hava, Türkiyenin hızla sosyal ve politik bir senteze doğru gittiğini göstermekte idi.

Günlük gazeteler ve tartışmalar, olayların temellerine inemedikleri için, yurda hakim olan havanın gerçek yüzünü belirtemiyorlardı. Halbuki sosyal konulu edebiyata bir göz atanlar, buradan, yakın geleceğin esaslı değişiklikler getireceğini kolayca çıkarabiliyorlardı. Çünkü burada, 27 Mayısı hazırlayan bir hava esiyor, insanların bekleyişleri seziliyordu.

27 Mayıs kendini doğuran sosyal ve ekonomik olaylarım derinine memeden, belki tükenmiş olabilir, amma bu hareketin duygu ve düşünce cephelerini hazırlayan, aydınlan ondan yana çeken edebiyat hâlâ ayakta durmaktadır. Her ne olursa olsun, sosyal konulu edebiyatla 27 4 TÜRK EDEBİYA’fîttiDA Mayıs arasında sıkı bir ilgi vardır, çünkü her ikisinin doğumu, aşağı yukarı ayni nedenlere dayanmaktadır.

Bu nedenler ise, hızla değişen toplumumuzun yapısı ve buna uygun olarak değişme zorunda kalan değer hükümlerin ve çıkarların çatışmasıdır. Bir toplumun iç yapısı şu veya bu sebeplerde değişikliğe uğrarsa, orada derin kaynaşmalar olacağı gayet tabiîdir. Tiirkiyenin iç yapısı aşağı yukarı yüz yıldan beri gittikçe hızlaşan bir tempo ile durmadan değişmektedir.

Cumhuriyetin ilk devirlerinde meydana gelen değişiklikler, ancak bir kaç şehiri etkileyerek kalıplaşmış, hızını kaybetmişlerdi. 1945/6 dan sonraki olaylar ise duruklaşmış olan toplum değişikliğine yeni bir hız vererek zaten sarsılmış olan! eski yapıya temelinden bir darbe indirmiştir. Türkiyede olup biten ve hiç bir tarihin kaydetmediği bü içten değişiklikleri edebiyat değerlendirmiş, toplumun tepkisini göstermiştir.

Her ne olursa oisun Türk edebiyatının, toplumun gelişmesinde can alıcı bir yeri vardır ve böyle olmakta devam edecektir. Yazımızın hazırlandığı 1959 yılından bugüne kadar, edebi bir kisve altında tartışılan sosyal konuların bir çoğu, 27 Mayıstan sonra, kaçınılmaz tabiî bir sonuç olarak, gazetelere, çeşitli sosyal kurullara ve siyasi partilere konu olmuş ve böylece günlük meseleler haline girmişlerdir. Meselâ sosyal adalet meselesi bundan dört beş yıl evvel, ancak edebiyatta tartışılmakta iken bugün herkes tarafından kabul edilen bir konu haline gelmiştir.

Bu gelişme ise sosyal olayHarın, nasıl hissî bir tepki olarak ilk edebiyatta ifade edildiğini, sonra düşünce akımı şekline girdiğini, sonra da toplum vicdanım harekete getirdiğini göstermektedir. Nihayet düşünceleri gerçekleştir- rae yolundaki çabalar gelir ki bu da olaym siyasi cephesini gösterir. Yazımızın asıl amacı, toplum olaylarının nasıl meydana geldiğini anlatmak değil de, edebiyatın toplumun, içindeki fonksiyonunu belirtmektir.

Biz, edebiyat ve toplum dâvasını klâsik şekille, yani edebiyat toplum için midir, değil midir şeklinde ele almıyoruz. Edebiyatın muayyen bir toplum içinde geliştiğini’ göz önünde tutarak onu, o toplumun bugününü anlatan ve yarınını hazırlayan bir kuvvet olarak görüyoruz. Edebiyatın sosyal fonksiyonunu anlamak için o edebiyatta ifade edilen ilerici, gerici, romantik velhasıl her çeşit eğilimli yazıları tüm olarak göz önünde tutmak gerekir.

Sonra yazarların biografileri hakkında tam ve sağlam bir bilgiye ihtiyaç vardır, çünkü yazar çok defa geldiği sosyal zümreni» görüşlerini ifade eder, onların bir nevi sözcüsü olur. îy i bir edebiyatçı, eleştirici, kendi meyline bakmadan toplum üzerinde etki bırakan bütün yazarları okumak zorundadır. H er olaym iki ve hattâ Çok daha fazla yönü bulunduğu muhakkaktır.

Muayyen bir olayı, toplumun çeşitli zümreleri, çeşitli şekilde göreceklerine ve buna göre tepki göstereceklerine göre, bunların edebiyat anlayışları da bu şekilde çeşitli olacaktır. Bizde bugün “ ilerici” ve “gerici” olarak tanılan yazarlar vardır. Bunların ikisi de toplumda mevcut bir fikir ayrılığını ifade ettikleri aşikârdır.

Her görüşün taraftarları vardır ve bunlar toplum içersinde muayyen derecede etki gösterebilmektedirler. Yani bunlar, birer kuvvettir ve kuvvet oldukları müddetçe incelenmeye muhtaçtırlar. Durum böyle iken bizde kendini “ ilerici” gören, karşısındakinin yazılarım okumaz, buna mukabil “gerici”

Bu kitabı herkes okumalı diyorsan kitap hakkındaki düşüncelerini yorum bölümüne yazabilir ve binlerce kişinin bu kitabı okumasına vesile olabilirsin! ; Kitabe.org

Bu Kitap Neden Okunmalı?

avatar