Charles Dickens – Müşterek Dostumuz

Charles Dickens’ın 19. Yüzyılın en “büyük” birkaç romancısından biri olduğu, roman kanonunu oluşturan “klasik” yazarlar arasında muhakkak zikredilmesi gerektiği, roman sanatıyla ortalama bir tanışıklığı olan hemen herkesin, kendi kişisel görüşünü de pek açık etmeksizin itirazsız kabul edebileceği bir iddia. Ama Dickens’la günümüz okurları arasında dikkate değer bir mesafe olduğu inkar edilemez. Özellikle memleketimizde Dickens, kelimenin […]

Charles Dickens – Kasvetli Ev II

Sir Leicester Dedlock şimdilik aile gutuna galebe çalmış; bir kez daha hem mecazi hem de düz anlamda ayaklan üzerinde. Lincolnshire’daki yerlerinde sular yine alçak arazileri basmış, nem de muhafazalı olmasına rağmen Ghesney Wold’a sızmış, Sir Leicester’m kemiklerine de. Geniş şöminelerde yalazlanan ve ağaçların nasıl kurban edildiğini görüp kaşlarını çatan koruluğa alacakaranlıkta göz kırpan çırpı ve […]

Charles Dickens – Kasvetli Ev 1

Kasvetli Ev’in yazarı Charles Dickens (1812-1870), İngiliz edebiyatının en büyük yazarlarından biridir. Pek çok kez Shakespeare ile karşılaştırmıştır; ona “romanın Shakespeare’i” diyenler de vardır. Ancak, bu görüş, son elli altmış yıldır yapılan araştırma ve incelemelerin ürünüdür. Dickens’ın kendi zamanında insanlar, onun romanlarını genellikle eleştirel olmayan bir yaklaşımla okurlardı. Bu romanlar XIX. yüzyılın ikinci yansında İngiliz […]

Charles Dickens – İki Şehrin Hikâyesi

Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, Aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana –sözün kısası, şimdikine öylesine yakın. bir dönemdi ki, kimi […]

Charles Dickens – İki Şehrin Hikayesi (Bordo-Siyah)

Dickens’ın son dönem romanları arasında yer alan İki Şehrin Hikâyesi 1859’da Phiz’in illüstrasyonlarıyla yayımlanmıştır. Bu zaman aralığı önemlidir, çünkü Dickens’ın dünya çapındaki ününü oluşturup pekiştiren büyük anlatıları (Pickwick Papers, 1837; Oliver Twist, 1838; Nicholas Nickleby, 1839) ile bu roman arasında tam 20 yıl vardır. 1849-1852 yılları arasında tamamladığı David Copperfield’ın ardından uzun süre düşünmeye ve […]

Charles Dickens – Büyük Umutlar

Soyadımız Pirrip, adım da Philip olduğundan küçüklüğümde bu iki adı bir arada söylemeye bir türlü dilim dönmez, anca “Pip” diyebilirmişim. Böylece adımı “Pip”e çıkarmışım, herkes de beni “Pip” diye çağıragelmiş. Soyadımızın Pirrip olduğuna babamın mezar taşı tanıktı; bir de köy demircisiyle evli olan ablam Mrs. Joe Gargery. Babam ile annemin kendilerini de, resimlerini de görmemiş […]

Charles Dickens – Büyük Umutlar (Antik Kitap)

Soyadımız Pirrip ve vaftiz ismim de Philip olduğundan bu ikisini çocuk aklımla Pip isminden daha kısa ve açık bir şekilde birleştiremezdim herhalde. Ben de kendime Pip dedim ve Pip diye çağırılmaya başladım. Soyadımızın Pirrip olduğunu babamın mezar taşından ve ablamdan -kendisi demircinin karısıydı- biliyorum. Annemi ve babamı hiç görmediğimden ve o zamanlar fotoğraf da olmadığından […]

Charles Dickens – Bir Noel Şarkısı

Her şeyden önce, Marley bir ölüydü. Bu konuda en ufak bir şüphe bile yoktu. Ölüm kayıtlarında rahip, cenaze memuru, levazımatçı ve yas tutanların en önde geleninin imzası vardı: Scrooge imzalamıştı. Scrooge adı da, altına imza atma lütfunda bulunduğu herhangi bir belgenin değerini artırırdı. Yani bizim Marley, bir kapı çivisi ne kadar ölüyse o kadar ölüydü. […]

Charles Dickens – Antikacı Dükkancı 2

Bekâr adam daireyi birkaç haftadan beri işgal etmesine rağmen; hâlâ ne Brass, ne de Miss Sally ile söz veya jestle konuşmak istemediğinden,, herhangi bir haber için değişmez bir şekilde Swiveller’i seçtiğinden, şahsen zararsız bir kiracı olup her şeyi peşinen ödediğinden, hiçbir zahmet vermediğinden, gürültü etmeyip erken yattığından Richard yavaş yavaş aile içinde mühim bir mevkii […]

Charles Dickens – Antikacı Dükkancı 1

Ben ekseriya geceleri gezmeye çıkarım. Yaz günleri, sabahleyin evden erken ayrılır, bütün gün kırlarda ve kır yollarında gezer dolaşırım. Bazan günlerce ve haftalarca yerime, yurduma dönmediğim olur. Eğer kırda değilsem, ortalık kararmadıkça sokağa çıkmam. Bununla beraber; çok şükür her mahlûk gibi güneşin dünyamıza saçtığı ışık ve neşeden hoşlanırım. Ben bu itiyadı hemen hemen hiç farkında […]

Charles Darwin – Türlerin Kökeni

Canlı türlerinin oluşumu ve evrimi konusundaki popüler tartışmaların, örneğin izafiyet teorisi hakkındaki tartışmalardan çok daha yoğun ve her zaman güncel olmasının basit bir nedeni vardır. Einstein’ın teorisi insanlar hakkında değildir, insan denilen canlı varlığın varoluş hikâyesiyle ilgilenmez, dinsel dogmalar hakkında dolaysız bir tartışma başlatmaz. Darwin’in evrim teorisi ise, onu dile getirip getirmemekte bin bir tereddüt […]

Charles Darwin – İnsanın Türeyişi

Nasıl yazıldığı kısaca anlatılırsa, elinizdeki yapıtın niteliği çok iyi anlaşılır. Yıllarca, insanın kökeni ya da soyu üzerine notlar topladım; bu konuda herhangi bir yayında bulunmaya hiç niyetim yoktu; tersine, hiçbir şey yayınlamamak kararında idim; çünkü böylelikle yalnızca görüşlerime karşı olan önyargıları artıracağımı sanıyordum. Türlerin Kökeni adlı yapıtımın ilk baskısında, bu yapıtla, “insanın kökenine ve tarihine […]

Pamela Wood – Charles Bukowski’nin Kızıl’ı

Bir anda akla esen bir şey olarak başladı. Öyle de bitecekti. İkisinin arasında Charles Bukowski ile neredeyse iki yıl geçirdim ve kendimi yazılarında hem kutsanmış hem de cezalandırılmış buldum. Beni esin kaynağı ve eksik parçası olarak yüceltecekti. Bana duyduğu sevgiyi ve tutkuyu kanıtlayan öyküler ve şiirler yazdı, içlerinde bana şükran şarkısı olarak yazılmış Kızıl adındaki […]

Charles Bukowski – Suda Yan Ateşte Boğul

Bu kitabın ilk üç bölümündeki şiirler 1955-1968 yıllarından, son bölümdeki şiirler ise 1972-1973’e ait yeni çalışmalar. Okurlar 1969-1971 yıllarına ne olduğunu merak edebilirler, çünkü yazar bir keresinde 1944’ten 1945’e kadar (gerçekten) ortadan kaybolmuştu. Ancak bu kez değil. Günler Tepelerden Aşağı Vahşi Atlar Misali (Black Sparrow Yayınevi, 1969) 1968’in sonlarına ve 1969’un çoğuna ait şiirlerin yanısıra […]

Charles Bukowski – Sıradan Delilik Öyküleri

Bir kızı vardi Duke’ün, Lala, dört yaşında. Duke’ün ilk çocuğuydu, bir gün onu bir şekilde öldürürler korkusu ile kaçınmıştı çocuk yapmaktan, ama şimdi deli oluyordu kız için, mest oluyordu. Duke’ün aklından geçen herşeyi biliyordu kız, özel bir hat vardı aralarında sanki. Duke ile Lala süpermarketteydiler ve sürekli bir şeyler söylüyorlardı birbirlerine, herşeyden konuşuyorlardı, kız ona […]

Charles Bukowski – Postane

Bir yanlışlık olarak başladı. Noel mevsimiydi ve her Noel’de aynı numarayı çeken tepedeki ayyaştan eli ayağı tutan herkesi işe aldıklarını öğrendim; ben de gittim ve kendimi sırtımda posta çantasıyla aylak aylak dolanırken buldum. Ne iş, diye geçirdim içimden. Rahat! Sadece iki blok filan veriyorlardı ve bitirmeyi başarırsan kadrolu posta dağıtıcısına ya da şefe gidiyor, bir […]